|
 |
|
|
Komplo aramak yerine!
Böylesine puslu ortamlarda, askeri demokrasiye karşı kışkırtmanın dayanılmaz hafifliğine kendini hemen kaptıranları yine izliyorum.
Kimileri bilinçle yapıyor.
Kimileri sinsi sinsi.
Kimileri alet oluyor.
Kimileri farkında değil.
Kimileri de, tarihten çok askerden korktukları için yine dalgaya kapılmış durumdalar...
Şaşırtıcı değil hiçbiri.
Yazı konum da bu değil.
Evet, Van'daki Cumhuriyet Savcısı kalktı, adı kamuoyunda Şemdinli'ye çıkan bir iddianame yazdı. Kara Kuvvetleri Komutanı'nı da yargıyı etkilemekle, görevini kötüye kullanmakla, sahte belge düzenlemekle, gizli örgüt kurmakla suçladı.
Ve kızılca kıyamet koptu.
Mahkeme de reddetmedi iddianameyi. Başkentteki bazı beklentilerin tersine, Van Ağır Ceza Mahkemesi dün iddianameyi savcılığa iade değil, kabul etti.
Böylece dava açılmış oldu.
Ne yapacaksınız şimdi?
Yargı bağımsız değil mi?
Evet, iddianamenin eksiği gediği var hukuk açısından. İnandırıcılığı olmayan yanları malum.
Ama artık açıldı dava!
Ne yapacaksınız?
Ben de yargılanıyorum.
Üstelik, bir yargı kararını sert bir dille eleştirmekten dolayı açıldı hakkımdaki dava. Benim için hapis cezası isteyen iddianame de birçok açıdan dökülüyor. Bunu mahkemede, yargıç önünde de belirttim. Kendimi savunurken, demokratik hukuk devleti açısından eleştirdim iddianameyi.
Ama yargılanıyorum işte...
Peki, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Büyükanıt da yargılanacak mı?
Daha belli değil.
Bir sivil olarak benden farklı Büyükanıt Paşa. Asker kişi olduğu için, Orgeneral Büyükanıt'ın yargılanması izne tabi. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök hayır derse yargılanmayacak.
Hakkaniyete uygun mu bu farklılık?
Benim hakkımda da, bana ve avukatlarıma göre hukuk açısından çok yetersiz olan ve eleştirilen, demokrasi adına çok tepki çeken bir iddianame çıkardı Cumhuriyet Savcısı.
Ben yargılanıyorum.
Büyükanıt Paşa yargılanmayacak mı?
Onunki izne tabi, seninki değil, o asker kişi, sen sivil, o koskoca bir komutan, sen nesin ki, üstelik bir de Devlet Memurları Yasası var deyip geçebilir misiniz?
Geçerseniz, çağdaş hukukun içine ne kadar oturabilir bu tutum?
Büyükanıt Paşa da, ben de Türkiye Cumhuriyeti'nin eşit yurttaşları değil miyiz? Bu eşitliğimiz mahkeme önünde de geçerli olmak durumunda değil mi?
Benim iddianame dökülüyor.
Ben yargılanıyorum.
Büyükanıt Paşa'nın iddianamesi de malum, o da bazı açılardan dökülüyor.
O yargılanmayacak mı?..
Ya da iyi iddianame, kötü iddianame diyerek mi mahkeme önüne çıkıp çıkmamaya karar verilecek? Kırk yıllık bir gazeteciye ayrı, kırk yıllık bir askere ayrı hukuk mu uygulanacak?
Eğer öyleyse, bu ayrıcalık nereden kaynaklanıyor diye sormayacak mıyız?
Eğri oturup doğru konuşalım.
Soğukkanlı olmakta yarar var.
Bu temenni özellikle bizim için, medya açısından geçerli olmalı şu günlerde.
Ne oluyoruz?
Neden ille de rejime komplo aranıyor bir iddianamenin altında?..
Niçin ortalık toz duman?
Bunun yerine örneğin yargı reformunu gündeme getirsek, bunun gereklerini tartışsak ya da bağımsız yargı, sivil yargı-askeri yargı konularını çağdaş hukuk devleti açısından ele alsak daha iyi olmaz mı medya olarak?..
Hukuk eğitimi ve demokrasi kültürünün bu ülkedeki yetersizliğinden kaynaklanan yargı sorunlarına ışık tutsak medya olarak daha iyi olmaz mı?..
Savcı ve yargıçların görevlerinin devleti veya ülkeyi kurtarmak değil, hukuku uygulamak olduğunu anlatan, kendi siyasal görüşleriyle hukuku karıştırmalarının demokrasi açısından nasıl büyük bir yanlış olduğunu irdeleyen, yargının siyasallaşmasının hukuk devleti açısından nasıl bir tehdit oluşturduğunu sergileyen toplantılar düzenlesek medya olarak daha iyi olmaz mı?
Güneydoğu-Susurluk-Şemdinli hattındaki demokrasi ve insan hakları sorunlarını hukuk devleti açısından açık yüreklilikle, cesaretle gündeme taşısak medya olarak daha iyi olmaz mı?
Sadece milletvekillerinin değil, asker-sivil devlet memurlarının da dokunulmazlık konusunu reform gündemine getirebilsek medya olarak daha iyi olmaz mı?
Yani işin aslını konuşalım diyorum, serinkanlı bir üslupla...
Kısacası:
Bir iddianamenin altında ille de komplo aramak ve ortalığı toz dumana katmak yerine daha sakin, daha sorgulayıcı bir duruş daha yakışık alır diye düşünüyorum.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|
|


 | Taha AKYOL | | Asker, yargı, siyaset ŞEMDİNLİ olaylarına ilişkin iddianamenin üç s... | |  | Çetin ALTAN | | "Çalkantılı bir döneme doğru" mu? Bugün "Dünya Kadınlar Günü". Kutlu olsun. | |  | Melih AŞIK | | Ankara - Van hattı Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya'nın, Ş... | |  | Fikret BİLA | | Terfi etmesi tehlikeli olan kişi kim? Van Savcısı Ferhat Sarıkaya'nın Şemdinli iddi... | |  | Hasan CEMAL | | Komplo aramak yerine! Böylesine puslu ortamlarda, askeri demokrasiy... | |  | Güneri CIVAOĞLU | | Binlerce Van Savcısı Tecrübe konuşsun... | |  | Abbas GÜÇLÜ | | Kadınlara saygı lafla olmaz Ülkemizde 7 milyonu aşkın okuma yazma bilmeye... | |  | Hurşit GÜNEŞ | | Kur yükseltmede Derviş önerisi Dün piyasalar çalkalandı. Amerika'da faiz art... | |  | Nail GÜRELİ | | Ey dindarlar! Unakıtan'a ne dersiniz? Bugün Dünya Kadınlar Günü, tüm kadınlara kutl... | |  | Sami KOHEN | | Sorun sadece nükleer değil... Viyana'dan çelişkili haberler geliyor... Bir ... | |  | Metin MÜNİR | | Kıbrıslı Rumların hediye sezonu Rumlar Kıbrıslı Türklere iki büyük hediye ver... | |  | Hasan PULUR | | Bu nasıl gidiş ve "pişekâr" davası... BİR siyasi parti düşünün ki üniversiteyle kav... | |  | Tuba AKYOL | | Töre aynı töre; orada öldürüyor, burada süründürüyor Medeni, kentli insanlar töre cinayeti işlemez... | |  | Meral TAMER | | Saracoğlu: "Tekstil ölecek" Dün sabah CNBC-e'de Koç Holding Finansman Gru... | |  | Ece TEMELKURAN | | Beyaz muhafazakârlar Taha Kıvanç beyler, dün Yeni Şafak gazetesind... | |  | Osman ULAGAY | | Kadınların barış çağrısı ve Babacan'ın ikilemi Bugün 8 mart, Dünya Kadınlar Günü. Bugün, dün... | |  | Güngör URAS | | Söylenen doğru, söyleyen ve zamanı yanlış Kemal Derviş pazartesi günü CNN Türk ekranınd... | |  |  | M. Ali BİRAND | | Bu olay bir rejim hesaplaşmasına dönmemeli Bazı çevrelerde, Van savcısının iddianamesi b... | |
|
|