|
 |
|
|
Kadınlara saygı lafla olmaz
Ülkemizde 7 milyonu aşkın okuma yazma bilmeyen var. Bunun 5 milyondan fazlası kadın. Nüfusa kayıtlı olmayan iki milyon vatandaşımızdan söz ediliyor. Onun da tamamına yakını yine kadın.
Okuma çağında olup da okula gidemeyenlerin yüzde 80'i de kızlarımız.
Şimdi böyle bir ortamda, kadınlar günü nedeniyle nutuk atıp kadınları ne kadar sevdiğimizi, önemsediğimizi ve başımızın tacı olduğunu söylemek, onları daha da kızdırmanın ötesinde ne işe yarar ki!
Tıpkı Öğretmenler Günü'nde öğretmenlerimizi ne kadar çok sevdiğimizi, 23 Nisan'da en değerli varlığımızın çocuklarımız olduğunu, 19 Mayıs'larda da geleceğimizin emin ellerde, yani gençlerde olduğu üzerine atılan nutuklar gibi, bugün de neler anlatılacak, neler...
Kızlarımız, kadınlarımız, yüz yıl öncesine göre elbette çok daha iyi konumdalar. Türk toplumu Cumhuriyet'le birlikte onları da keşfetti. Ama Atatürk dönemindeki bu keşif, maalesef o dönemde gördüğü ilgiyi ve desteği sonraki yıllarda daha ileriye götüremedi. Pek çok alanda ise bırakın ileriye, geriye gidildi.
İşte bu yüzden bugün, kızlarımız için, kadınlarımız için parlak nutuklar atma yerine, son 10 yılda, son 20 yılda onlar için ne yaptık? Onların muhasebesini yapalım.
Haydi Kızlar Okula kampanyası, görünürde takdire şayan bir kampanya. Ama eğer bu çocuklarımız zamanında okula gönderilseydi, bugün onlar için böyle kampanyalar düzenlemeye gerek kalır mıydı?
Bugün için verilecek en güzel mesaj şu olabilir:
Devlet adına, hükümet adına, Milli Eğitim Bakanlığı adına, valiler, kaymakamlar, muhtarlar ve yerel yönetimler adına söz veriyoruz. Bu yıldan itibaren, 7 yaşına gelen hiçbir kızımız okul dışında kalmayacak. Hiçbir kızımız, ilköğretimi bitirmeden okul dışına itilmeyecek. Hiçbir kızımız nüfus cüzdansız kalmayacak...
Eğer bunun sözünü verebilir ve gereğini de yerine getirebilirsek, fazla değil, 10 yıl sonra okuma yazma kampanyalarına da gerek kalmaz, haydi kızlar okula demeye de.
İlle de eğitim
Kızlarımız adına eğitim konusunu neden bu kadar önemsiyoruz? Baba Beni Okula Gönder kampanyasını neden başlattık? Bu yöndeki her girişimi neden destekliyoruz?
Çünkü, kızların okumadığı, meslek sahibi olmadığı, tahterevallinin karşı tarafına oturmadığı bir toplumda tüm dengeler altüst olur.
Ne sağlıklı ekonomi olur ne de sağlıklı bir toplum.
Peki bu konuda neler yapılmalı?
Her şeyden önce kadınlarımız adına pozitif ayrımcılığı gerektirecek ortamların ortadan kalkması gerekiyor. İlk olarak da erkek egemen toplum kimliğimizden kurtulmamız şart. Ama nasıl?
İşte bu konuda çok ama çok sabırlı olmakta yarar var. Bunu kısa bir sürede gerçekleştirebileceğimizi söylemek yanıltıcı olur. Ama olanaksız da değil.
İlk adım, kesinlikle eğitim olmalıdır. Sonraki adımlarda da en önemli anahtar, yine mutlaka eğitim olacaktır.
Dünyaya baktığımızda, eğitim düzeyi yükseldikçe kadın-erkek ayrımının her yönüyle ortadan kalktığını rahatlıkla görebiliyoruz.
Bazı alanlarda bırakın dünyayı, AB ortalamalarının da çok üzerindeyiz. Örneğin öğretmen ve öğretim üyelerinde.
Üniversitelerimizdeki kadın öğretim üyesi sayısı, pek çok Avrupa ülkesininkinden çok. Umarız bu sevindirici tablo diğer tüm meslek alanlarına yayılır.
Özetin özeti: Kızlarımızı yeni okuma yazma kampanyaları düzenlemekten kurtarmak, onlara verilecek en güzel armağandır...
Aman moralinizi bozmayın!
Sınav günü yaklaştıkça, heyecan da artıyor. Moraller bozulunca da ders çalışma isteği kalmıyor. İçinde bulunduğumuz şu günlerde en çok karşılaşılan durum bu. Her gün şu yönde yüzlerce mail geliyor: "İstanbul'dan yazıyorum. Herhangi bir dershaneye gitmiyorum, evde hazırlanıyorum. Benim sorum su olacak:
Soru çözdüğümde yanlışlarım olunca moralim çok bozuluyor. Bu da beni çok üzüyor. O anda çok sinirleniyorum dersi bırakıyorum, kopuyorum. Ne yapmalıyım? Bütün öğrencilere gerçekten çok yardımcı oluyorsunuz. Sizin yazılarınızı okuyunca büyük moral buluyorum. Bu zor yarışta bize yardımcı olduğunuz icin teşekkürler..."
Siz siz olun koşullar ne olursa olsun ders çalışmayı bırakmayın. Mevsim, tam hastalık mevsimi, deneme sınavları giderek tüm konuları kapsadığı için moral bozucu, lise sonda olanlar için not yükseltme dönemi, ikinci, üçüncü kez sınava girenler için de belki de son şans. İşte tüm bunlar, sizi zorlamaya devam edecek. Ama siz pes etmeyeceksiniz. Çünkü ÖSS sadece bilginizi değil, dayanıklılığınızı da ölçüyor ve üç ay daha dişinizi sıkmanız gerekiyor.
Ayrıca paniğe kapılmanıza da gerek yok. Sizin için zor olan her şey diğer adaylar için de geçerli. Sakin olan, dayanan, çalışmaya devam eden kazanacak. Zorlandığınız anda, daha iyi olduğunuz derslere yönelin. Bu derslerdeki başarınız, moralinizi düzeltecektir. Bu arada temponuzu da artırmalısınız. Soru başına bir dakikadan fazla süre ayırmayın. Ve tüm soruları tek oturumda çözmeye çalışın...
Bir dersi düzeltirken aman ötekini boşlamayın
OKS'ye 14 hafta kaldı. Sınav günü yaklaştıkça da hatalar artıyor. Şu günlerdeki en belirgin hatalardan biri de, öğrenci hangi dersten zayıfsa, ona yönelik takviyenin artması, diğer derslerin de kendi haline bırakılması. Yani biri ya da bazı dersler iyileşirken diğer dersler tehlike sinyalleri vermeye başlıyor.
Örneğin deneme sınavlarında Matematik tehlike sinyali mi veriyor, hemen özel dersler, özel öğretmenler devreye giriyor. Ya da kendi başınıza çalışıyorsanız, diğer dersleri bir tarafa itip Matematik'e yöneliyorsunuz. Gerçekten de bir süre sonra Matematik'te gözle görülür bir iyileşme oluyor. Ama bunun sevinci uzun sürmüyor. Çünkü Matematik netleri yükselirken Türkçe, Fen ve Sosyal testlerinin tümünden birden olmasa da bir ikisinden ciddi anlamda düşüşler dikkat çekiyor.
İşte bu yüzden eksikliğini hissettiğiniz bir derse takviye yaparken, kesinlikle diğer dersleri ihmal etmemelisiniz.
Yoksa giderek daralan süreçte diğer dersleri toparlamanız çok güç olabilir...
Bu arada çok yorulduğunuzun farkındayız. Güzel havalarla birlikte, bu yorgunluğunuzun daha da arttığını ve yerini rehavete bırakmaya başladığını görüyoruz. Aman dikkat! Ne olur biraz daha sabır. Yüzüp yüzüp kuyruğuna geldiniz. Yıllardır sürdürdüğünüz çabalarınızın meyvesini vermeye birkaç ay kaldı.
Tıpkı maraton yarışının son yüz metreleri gibi sınav maratonunun da son haftaları çok önemli. Bu yüzden ne yapın, ne edin tempoyu düşürmeyin. Çok yorulduysanız, kendinize birkaç gün izin verebilirsiniz.
Ders çalışmayı tümüyle kesip birkaç günlüğüne tatile gidebilir ya da evde dinlenebilirsiniz. Bu bir kayıp gibi görünse de sonraki günler için size önemli bir doping olacaktır.
Son aylarda dikkat çekici bir karmaşa da okul, dershane, özel öğretmen üçgeninde yaşanıyor. Daha yüksek puan alsın diye çocuklarını yarış atı gibi oradan oraya koşuşturan veliler, eğer arada bir uyum sağlayamıyorlarsa, çocuklarına en büyük kötülüğü yapan kişi durumuna düşüyorlar.
Fazla yüklemenin bazen yarardan çok zarar getirdiğini sakın aklınızdan çıkarmayın. Özellikle, birbirinden habersiz yapılan takviyeler, öğrencilerin kafasını daha fazla karıştırmanın ötesinde bir işe yaramıyor.
Böylesi durumda, en çok kime ya da kimlere güveniyorsanız, sorumluluğu onlara bırakmalısınız.
Sabırlı günler diliyorum.
aguclu@milliyet.com.tr
|
|
|


 | Taha AKYOL | | Asker, yargı, siyaset ŞEMDİNLİ olaylarına ilişkin iddianamenin üç s... | |  | Çetin ALTAN | | "Çalkantılı bir döneme doğru" mu? Bugün "Dünya Kadınlar Günü". Kutlu olsun. | |  | Melih AŞIK | | Ankara - Van hattı Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya'nın, Ş... | |  | Fikret BİLA | | Terfi etmesi tehlikeli olan kişi kim? Van Savcısı Ferhat Sarıkaya'nın Şemdinli iddi... | |  | Hasan CEMAL | | Komplo aramak yerine! Böylesine puslu ortamlarda, askeri demokrasiy... | |  | Güneri CIVAOĞLU | | Binlerce Van Savcısı Tecrübe konuşsun... | |  | Abbas GÜÇLÜ | | Kadınlara saygı lafla olmaz Ülkemizde 7 milyonu aşkın okuma yazma bilmeye... | |  | Hurşit GÜNEŞ | | Kur yükseltmede Derviş önerisi Dün piyasalar çalkalandı. Amerika'da faiz art... | |  | Nail GÜRELİ | | Ey dindarlar! Unakıtan'a ne dersiniz? Bugün Dünya Kadınlar Günü, tüm kadınlara kutl... | |  | Sami KOHEN | | Sorun sadece nükleer değil... Viyana'dan çelişkili haberler geliyor... Bir ... | |  | Metin MÜNİR | | Kıbrıslı Rumların hediye sezonu Rumlar Kıbrıslı Türklere iki büyük hediye ver... | |  | Hasan PULUR | | Bu nasıl gidiş ve "pişekâr" davası... BİR siyasi parti düşünün ki üniversiteyle kav... | |  | Tuba AKYOL | | Töre aynı töre; orada öldürüyor, burada süründürüyor Medeni, kentli insanlar töre cinayeti işlemez... | |  | Meral TAMER | | Saracoğlu: "Tekstil ölecek" Dün sabah CNBC-e'de Koç Holding Finansman Gru... | |  | Ece TEMELKURAN | | Beyaz muhafazakârlar Taha Kıvanç beyler, dün Yeni Şafak gazetesind... | |  | Osman ULAGAY | | Kadınların barış çağrısı ve Babacan'ın ikilemi Bugün 8 mart, Dünya Kadınlar Günü. Bugün, dün... | |  | Güngör URAS | | Söylenen doğru, söyleyen ve zamanı yanlış Kemal Derviş pazartesi günü CNN Türk ekranınd... | |  |  | M. Ali BİRAND | | Bu olay bir rejim hesaplaşmasına dönmemeli Bazı çevrelerde, Van savcısının iddianamesi b... | |
|
|