Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 09 Mart 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kriz yönetimi


Türkiye'de bazı kurumlarla çatışmak "tekin" değildir;
1- Üniversite. 2- Medya. 3- Yargı. 4- Asker.
AKP, ilk üçüyle zaman zaman karşı karşıya geldi. Gerilim süreçleri yaşandı. Karşılıklı sert söylemler yöneltildi. Buna karşılık... AKP askerle ilişkilerinde daima özenli oldu. Bir gerilim oluşmaması için özel çaba gösterdi.
..........................
Bir sonraki görevinin TSK'nın başı olacağına neredeyse kesin gözüyle bakılan KKK Orgeneral Yaşar Büyükanıt ekseninde ansızın kopan fırtına, doğrusu hayli zorluydu. Ciddi, duyarlı bir kriz yönetimini gerektiriyordu.
Sadece AKP'nin değil, konuyla ilgili sivil kurumların ve askerin de...
Bu çok merkezli kriz yönetiminin başarılı olduğu söylenebilir.
...........................
Onuruyla oynanmış olduğunu hisseden ve tepki birikimlerini yaşayan askerin tansiyonu tavandan komuta kademesine kadar yansımıştı.
Komutanlar derhal toplandılar ve durumun ciddiyetinin Genelkurmay Başkanı Org. Özkök tarafından Başbakan'a bildirilmesi kararını aldılar.
Erdoğan ve Özkök görüşmesinde mesaj net, üslup ölçülüydü. İzlenen yöntem yasaldı. Sert bildiriler ve tavır koyuşları anımsatan bir köşeli çıkış, kamuoyunu rahatsız edecek söylemler ve görüntüler yoktu.
Cumhurbaşkanları barış zamanında TBMM adına Başkomutanlığı temsil ederler.
Siyasi hiyerarşi gereği Başbakan'a iletilen askerin görüşü, askeri hiyerarşi gereği de Cumhurbaşkanı'na da sunuldu.
Bu da meşruiyet çizgisinin içindeydi.
Asker, krizi ortak akıl çerçevesinde tuttu.
Oysa... Silahlı Kuvvetler'in iç kamuoyu kaynıyordu. Bir şekilde bu kolektif vicdan tatmin edilmeliydi.
............................
Hükümet de Başbakan'ın net söylemleriyle askere ve onun onuruna özen gösterildiği mesajlarını verdi.
Bu mesajları tekrarlayarak vurguladı.
Başbakan, bakanlarını ve milletvekillerini de uyararak havada uçuşan kıvılcımları ansızın yangına çevirebilecek konuşmalardan kaçınmalarını istedi.
Birkaç "çıkıntı" dışında bu disiplinin korunduğu söylenebilir.
Kriz yönetimi -âdet bozulmasın diye medyaya göndermelerin dışında- yol kazası yapmadı.
Muhalefete de vurdu ama Baykal'ın ölçüyü fazla kaçıran söylemi, henüz vahim olmasa bile ciddi olduğu kesin duruma hükümetin dikkatini yoğunlaştırmasında belki de yararlı olmuştur.
..............................
Zor durumda olan Adalet Bakanlığı'ydı...
"Yargı bağımsızdır. Savcı iddianamesini yazmıştır. Bağımsız yargı karar verir. Hükümetin yargıya müdahalesi hukuk devletine aykırıdır" söylemi, genel bir gerçeği ortaya koyar ama kriz yönetiminde lastiği patlatan yol kazasına neden olabilirdi.
Çünkü... Ortada değil karışmamak, tam tersine el konulmasını gerektiren bazı soru işaretleri vardı.
Örneğin...
TBMM Şemdinli Soruşturma Komisyonu'na birçok ifade veriliyor ama bunlardan bir tanesi savcı tarafından isteniyor, komisyondan getirtiliyor. İddianameye -konunun Genelkurmay'ı ilgilendirdiği ve kendi görev alanına girmediği gerekçesiyle- iliştiriliyor. Neden sadece KKK Orgeneral Büyükanıt için söylentiye ve kişisel yorumlara dayalı bu sayfalar?..
TBMM Soruşturma Komisyonu'nda bulunan ifadeler kasaya kilitlenir ve kamuoyuyla paylaşılmaz. Kimsenin bilmemesi gereken o kişinin sayfalarca tutan iddiaları, Van Savcılığı'nın bilgi alanına nasıl sızdırılmıştı?
Tahkikat aşamasının gizli olması gerektiği halde dosyanın tümü nasıl medya kanallarında, sayfalarında uçuşuyordu?
Savcı, dosyasının gizliliğini neden koruyamamıştı ya da korumamıştı?
Adalet Bakanlığı elbette yargıya müdahale etmek gibi bir durum yaratmaksızın konuya el koymalıydı.
Van'a gönderilen müfettişler, bu soruların cevaplarını araştıracak.
Dileriz ki... Ortak aklın gerektirdiği şu kriz yönetiminde dikkatlerin kendileri üzerine odaklandığının bilincinde olsunlar.
Yangın kontrol altına alındı ama orada hâlâ ateş yandığının işareti olan kuşku verici dumanlar tütüyor.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Pakistan, kara gün dostu
8 EKİM 2005 günü 7.6 şiddetindeki deprem, Pak...
Çetin ALTAN
Teleskop
Köyceğiz gecesinde, önce göklerde zikzaklı bi...
Melih AŞIK
Bir skandal daha...
Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya'nın Şe...
Fikret BİLA
Çiçek: Açılan davanın Büyükanıt'la ilgisi yok
Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Şemdinli iddianame...
Hasan CEMAL
Arızi istikrar!
Bir gün sohbet sırasında, "Şark ile Garp aras...
Yılmaz ÇETİNER
Van yöresinin atan sigortaları!
İsmet Paşa'nın cumhurbaşkanlığı döneminde ve ...
Güneri CIVAOĞLU
Kriz yönetimi
Türkiye'de bazı kurumlarla çatışmak "tekin" d...
Can Dündar
Ya doğruysa?
3 hafta önce yargılanan Prof. Baskın Oran sa...
Hurşit GÜNEŞ
Cari işlemlerde sorun büyüyor
Dün akşam Merkez Bankası ocak ayına ait ödeme...
Doğan HEPER
'Arapsaçı' derler ya, öyle
Van Savcısı, Şemdinli iddianamesinde, Orgener...
Semih İDİZ
Sorun medyada değil, gerçeklerde
Medyaya saldırmak zorda kalan siyasetçilerimi...
Hasan PULUR
Gündemdeki üç isim...
NE oldu Kemal Unakıtan'a? Günlerdir gazeteler...
Derya SAZAK
Şemdinli davası
Dün yazı günüm değildi, 'Şemdinli iddianamesi...
Meral TAMER
Son kullanma tarihi olmayan kadınlar
Biri aktris.
Yaman TÖRÜNER
Aman dikkat
Merkez Bankası Başkanı değişiyor.
Güngör URAS
Derviş'in mesajı piyasayı etkiliyor
Kemal Derviş TV ekranından yerli ve yabancı y...
Serpil YILMAZ
Hoş geldiniz çiçekler!
Dün sabahın ilk mesaisini çiçekler yaptı. 8 M...
M. Ali BİRAND
"Türkiye ile müzakerelere yeşil ışık yakıldı"
Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik il...

© 2006 Milliyet