Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 09 Mart 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Cari işlemlerde sorun büyüyor


Dün akşam Merkez Bankası ocak ayına ait ödemeler dengesi rakamlarını açıkladı. Ocak ayında ödemeler dengesindeki cari işlemler açığı, geçen yılın aynı ayına göre tam yüzde 70 artışla 2,49 milyar dolar olmuş.
2004 yılında cari işlemler açığı 15,6 milyar dolardı. 2005 yılında bu yüzde 48 artışla 22,9 milyar dolar oldu. Ocak ayındaki bu artış yıl boyunca devam ettiği takdirde, yıl sonunda cari işlemler açığı 39 milyar dolar olacak demek. Bu da milli gelirin yüzde 10'undan fazlası ediyor. Biliyoruz ki, bir ülkenin cari işlemler açığı yüzde 5-6 düzeyini aştığı zaman ortada ciddi bir sorun olur. Hele bu birkaç yıldır sürüyorsa.

Kriz yok ama...
İlk konu bunun bir krize neden olup olmayacağı. Açık ve kısa yanıt verelim ki, kısa vadede hayır. Çünkü kısa vadede bu açık finanse edilebiliyor. Uzun vadede finanse edilemezse de, kur yukarı gider ve yeniden denge sağlanır. Ancak asıl önemlisi, bu arada Türkiye'deki üretim sektörü büyük darbe yer (hatta yedi bile) ve işsizlik tahammül edilemez boyutlara gelir. Sonra da sorunun telafisi mümkün olmaz.
İkincisi konu bunun neden oluştuğu. Bu doğru biçimde belirlenemezse, çözüm de bulunamaz. Öncelikle asıl sorun cari işlemlerde değil, dış ticarette. Çünkü açık dış ticaretten kaynaklanıyor. Ve bir ülkenin uluslararası rekabet durumunu gösteren de bu denge. Bir yandan ithalat hızla büyüyor, diğer yandan da ihracat yavaşlıyor.
İhracatın yavaşlamasının iki temel nedeni var: Biri Çin gibi ülkelerin bizim ihracat yaptığımız sektörlerde, ucuz emekle ortalığı kasıp kavurması; diğeri de TL'nin aşırı değerli hale gelmesi. Tabii bu arada emeğin işveren maliyetinin (sosyal yükler nedeniyle) ve enerji fiyatlarının yüksek olması gibi diğer etmenler de var. Ama bunlar öteden beri süregelen sorunlar. Yani yeni değil. İthalatın hızla büyümesinin de bir nedeni kur, diğeri de petrol fiyatlarının aşırı düzeylere gelmesi. İkincisinin de faturası artık 10 milyar doları aşıyor.
Özetle, dış ticarette dengesizliğin ortak nedeni TL'deki aşırı değerlenme.. Çözüm de bunun düzeyini değiştirmekte. Ancak bu çok kolay değil. Çünkü kurdaki aşırı değerlenme iç nedenlerden değil, dış etmenlerden kaynaklanıyor.

Çözüm kolay değil
Son birkaç yıldır ABD'deki düşük faiz ve petrol fiyatlarındaki şişkinlik nedeniyle uluslararası bir likidite bolluğu gerçeği var. Bu bolluk gelişmekte olan ülkelerin piyasalarını uçuruyor. Türkiye de bundan fazlasıyla nasibini alıyor. Çünkü Türkiye hem sağladığı istikrar (özellikle gösterdiği mali disiplin performansı) nedeniyle, hem de Avrupa Birliği sürecine girdiği için revaçta bir ülke oldu. Bu da yetmedi, gerek özelleştirmeler, gerekse doğrudan yabancı sermaye yatırımları nedeniyle de yüklü paralar girdi. Ve cari işlemler açığına rağmen kur sürekli değer kazandı.
Bu durumda elbette oturup sıcak paranın çıkışı beklenemez. Kuru yükseltmek için de tek bir politika yetmiyor. Mesela Merkez Bankası uzun süredir döviz alıyor, ama bu etkili olmuyor. Birden çok politikanın devreye sokulması şart. Sıralayarak bitirelim;
  • Daha fazla döviz alımı,
  • Faizlerde aşırı olmayan bir gevşeme,
  • Hazine'nin dövize endeksli borçlarının bir kısmını ödemesi,
  • Merkez Bankası'nın kurun düzeyinden rahatsız olduğunu açıklaması,
  • Merkez Bankası'nın arz yaratan bazı döviz işlemlerini doğrudan kendisi yaparak, piyasadaki dengeyi değiştirmesi,
  • Merkez Bankası'nın içeriye giren yatırımlarla ilgili TL faizi ödeyen vadeli döviz işlemlerine girmesi,
  • Tobin Vergisi dediğimiz girişlerde uygulanan verginin derhal devreye sokulması.

  • Hepsi devreye konulursa kurda oynama sağlanabilir. Ne kadar gecikilirse, başarı da o kadar sınırlı kalır.

    hgunes@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Pakistan, kara gün dostu
    8 EKİM 2005 günü 7.6 şiddetindeki deprem, Pak...
    Çetin ALTAN
    Teleskop
    Köyceğiz gecesinde, önce göklerde zikzaklı bi...
    Melih AŞIK
    Bir skandal daha...
    Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya'nın Şe...
    Fikret BİLA
    Çiçek: Açılan davanın Büyükanıt'la ilgisi yok
    Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Şemdinli iddianame...
    Hasan CEMAL
    Arızi istikrar!
    Bir gün sohbet sırasında, "Şark ile Garp aras...
    Yılmaz ÇETİNER
    Van yöresinin atan sigortaları!
    İsmet Paşa'nın cumhurbaşkanlığı döneminde ve ...
    Güneri CIVAOĞLU
    Kriz yönetimi
    Türkiye'de bazı kurumlarla çatışmak "tekin" d...
    Can Dündar
    Ya doğruysa?
    3 hafta önce yargılanan Prof. Baskın Oran sa...
    Hurşit GÜNEŞ
    Cari işlemlerde sorun büyüyor
    Dün akşam Merkez Bankası ocak ayına ait ödeme...
    Doğan HEPER
    'Arapsaçı' derler ya, öyle
    Van Savcısı, Şemdinli iddianamesinde, Orgener...
    Semih İDİZ
    Sorun medyada değil, gerçeklerde
    Medyaya saldırmak zorda kalan siyasetçilerimi...
    Hasan PULUR
    Gündemdeki üç isim...
    NE oldu Kemal Unakıtan'a? Günlerdir gazeteler...
    Derya SAZAK
    Şemdinli davası
    Dün yazı günüm değildi, 'Şemdinli iddianamesi...
    Meral TAMER
    Son kullanma tarihi olmayan kadınlar
    Biri aktris.
    Yaman TÖRÜNER
    Aman dikkat
    Merkez Bankası Başkanı değişiyor.
    Güngör URAS
    Derviş'in mesajı piyasayı etkiliyor
    Kemal Derviş TV ekranından yerli ve yabancı y...
    Serpil YILMAZ
    Hoş geldiniz çiçekler!
    Dün sabahın ilk mesaisini çiçekler yaptı. 8 M...
    M. Ali BİRAND
    "Türkiye ile müzakerelere yeşil ışık yakıldı"
    Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik il...

    © 2006 Milliyet