Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 10 Mart 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Marka olmak

Sözün Ötesi / Mustafa Tanyeri

Bir süredir Türkiye'nin gündeminde yoğun şekilde konuşulan bir konu markalaşma. "Neden dünya markaları yaratamıyoruz?" sorusu tartışmaların odak noktasını oluşturuyor.
İç pazarda çok güçlü ve başarılı olan markalarımız neden uluslararası arenada rakipleriyle boy ölçüşebilecek düzeyde ve sayıda değil.
Son yıllarda gördüğümüz bazı başarılı örneklerin sayısı nasıl artırılabilir?
Her şeyden önemlisi Türkiye'yi nasıl bir marka haline getirebiliriz?
Tarihsel değerleri, doğal güzellikleri, kültürü ve özgün ürünleriyle markalar liginde üst sıralara nasıl taşıyabiliriz ülkemizi?
Bu ve bunun gibi bence cevap aranması gereken yüzlerce soru akla geliyor. Türkiye, bu konuda elindeki çok değerli fırsatları kullanmak zorunda.
* * *
Bugün dünyanın büyük şirketlerinin firma değerinin çok önemli bir kısmını markalarının değeri oluşturuyor.
Bir marka olmanın uzun ve sabırlı bir süreç olduğunu bilmeliyiz.
Bunun için yalnızca makinelere, tesislere, ürüne yatırım yapmak yetmiyor. İlk ve en önemli başlangıç noktası insan kaynağımıza yapacağımız yatırım olmalı.
Markaların arkasındaki, onları yaşatan güç şirket kültürünün en önemli öğesi olan insan sermayesidir.
Kurumsal imajı da markanın arkasındaki değerleri de yaratan bizzat insandır ve onun felsefesidir.
* * *
Türkiye'de güzel şeyler oluyor.
Dünya markası olma iddiasındaki birçok firmamız bunun bilinci ile çok rasyonel adımlar atıyorlar.
Bu süreçte yaşanan deneyimler, çeşitli sektörlerde çalışan küçük ve orta ölçekli on binlerce işletme için hem çok cesaretlendirici, motive edici güzel örnekler oluşturuyor, hem de markalaşma yolundaki doğrulardan ve yanlışlardan dersler çıkarılmasını da sağlıyor. Kentlerin de marka olma yolundaki mücadelesi sürüyor.
İstanbul dünyanın sembol kentlerinden biri olarak şimdi de Avrupa'nın kültür başkenti olmaya aday.
* * *
İzmir, EXPO 2015 adaylığı ile markalaşma yönünde önemli bir adım attı. Küçük ama anlamlı bir adım bu.
Ancak, aynen şirketlerin markalaşma sürecindeki gibi eğer bu kavramın içini dolduramazsanız başarısızlık kaçınılmaz.
Çoğu zaman markanın verdiği söz ile hedef kitlenizin şahit olduğu görüntü, algıladığı kalite farklı ise bunun yarattığı olumsuz izleri uzun yıllar silemezsiniz.
İzmir, eğer geniş bir vizyon belirleyip parlak bir gelecek düşlüyorsa bunun gereğini yapmalı.
Kentin altyapısındaki ve mimarisindeki çağdışı görüntü, özensizlik, plansızlık ve alaturka çözüm yaklaşımları İzmir'i dünya kentleri liginde alt sıralara itiyor.
Hatta Türkiye sıralamasında geride bırakıyor.
* * *
Şimdi önümüzde bir fırsat var.
EXPO sadece bir araç ve geçici bir etkinlik.
Oysa, kentin bilinçli ve uzun vadeli bir gelişme perspektifi ile gelecek yüzyıllara hazırlanması gerekiyor. Bu yarış sürdürülebilir bir gelişim ve modernleşme, çağdaş kentler portföyüne girebilme mücadelesi olmalı. Bunun için hemşerilik bilincini her İzmirli'nin hissetmesi, kırsal alışkanlıkları kentte devam ettirmekten vazgeçilmesi gerekiyor.



ege@milliyet.com.tr







EGE
Emeklilik hakkında her şey
Belediyeler moloz dökenleri durdursun
Bakan Koç'un ziyareti ve eski Tekel binası
Genç bir üniversiteli için hayat sanıldığından da zordur
Marka olmak





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Banu Şen
Deniz Sipahi
Mustafa Tanyeri

© 2006 Milliyet