|
 |
|
|
Marka olmak
Sözün Ötesi / Mustafa Tanyeri
Bir süredir Türkiye'nin gündeminde yoğun şekilde konuşulan bir konu markalaşma. "Neden dünya markaları yaratamıyoruz?" sorusu tartışmaların odak noktasını oluşturuyor.
İç pazarda çok güçlü ve başarılı olan markalarımız neden uluslararası arenada rakipleriyle boy ölçüşebilecek düzeyde ve sayıda değil.
Son yıllarda gördüğümüz bazı başarılı örneklerin sayısı nasıl artırılabilir?
Her şeyden önemlisi Türkiye'yi nasıl bir marka haline getirebiliriz?
Tarihsel değerleri, doğal güzellikleri, kültürü ve özgün ürünleriyle markalar liginde üst sıralara nasıl taşıyabiliriz ülkemizi?
Bu ve bunun gibi bence cevap aranması gereken yüzlerce soru akla geliyor. Türkiye, bu konuda elindeki çok değerli fırsatları kullanmak zorunda.
* * *
Bugün dünyanın büyük şirketlerinin firma değerinin çok önemli bir kısmını markalarının değeri oluşturuyor.
Bir marka olmanın uzun ve sabırlı bir süreç olduğunu bilmeliyiz.
Bunun için yalnızca makinelere, tesislere, ürüne yatırım yapmak yetmiyor. İlk ve en önemli başlangıç noktası insan kaynağımıza yapacağımız yatırım olmalı.
Markaların arkasındaki, onları yaşatan güç şirket kültürünün en önemli öğesi olan insan sermayesidir.
Kurumsal imajı da markanın arkasındaki değerleri de yaratan bizzat insandır ve onun felsefesidir.
* * *
Türkiye'de güzel şeyler oluyor.
Dünya markası olma iddiasındaki birçok firmamız bunun bilinci ile çok rasyonel adımlar atıyorlar.
Bu süreçte yaşanan deneyimler, çeşitli sektörlerde çalışan küçük ve orta ölçekli on binlerce işletme için hem çok cesaretlendirici, motive edici güzel örnekler oluşturuyor, hem de markalaşma yolundaki doğrulardan ve yanlışlardan dersler çıkarılmasını da sağlıyor. Kentlerin de marka olma yolundaki mücadelesi sürüyor.
İstanbul dünyanın sembol kentlerinden biri olarak şimdi de Avrupa'nın kültür başkenti olmaya aday.
* * *
İzmir, EXPO 2015 adaylığı ile markalaşma yönünde önemli bir adım attı. Küçük ama anlamlı bir adım bu.
Ancak, aynen şirketlerin markalaşma sürecindeki gibi eğer bu kavramın içini dolduramazsanız başarısızlık kaçınılmaz.
Çoğu zaman markanın verdiği söz ile hedef kitlenizin şahit olduğu görüntü, algıladığı kalite farklı ise bunun yarattığı olumsuz izleri uzun yıllar silemezsiniz.
İzmir, eğer geniş bir vizyon belirleyip parlak bir gelecek düşlüyorsa bunun gereğini yapmalı.
Kentin altyapısındaki ve mimarisindeki çağdışı görüntü, özensizlik, plansızlık ve alaturka çözüm yaklaşımları İzmir'i dünya kentleri liginde alt sıralara itiyor.
Hatta Türkiye sıralamasında geride bırakıyor.
* * *
Şimdi önümüzde bir fırsat var.
EXPO sadece bir araç ve geçici bir etkinlik.
Oysa, kentin bilinçli ve uzun vadeli bir gelişme perspektifi ile gelecek yüzyıllara hazırlanması gerekiyor. Bu yarış sürdürülebilir bir gelişim ve modernleşme, çağdaş kentler portföyüne girebilme mücadelesi olmalı. Bunun için hemşerilik bilincini her İzmirli'nin hissetmesi, kırsal alışkanlıkları kentte devam ettirmekten vazgeçilmesi gerekiyor.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|