Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 10 Mart 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Votkanın şaheserleri

Bir süredir altın çağını yaşayan votka, "süper lüks" çeşitlerini de üretti. Bunlardan bazıları Türkiye'ye de ithal edildi. İşte raflarda bulabileceğiniz iddialı ve lüks votkalar...

myalcin@turk.net

Yolu açan, dünyanın en çok satan votkası Smirnoff olmuştu. 1917'deki Ekim Devrimi'nden önce çarın çeşnicibaşılığını yapan, ardından önce İstanbul'a, sonra da Polonya'ya kaçan Pierre Smirnoff'un son durağı olan Amerika'da yaptığı ve dünyaya yaydığı votkaydı Smirnoff. Pierre Smirnoff çoktan ölmüş, maceralı hayatı "Beyaz Geceler-Kızıl Şafak" adlı kitaba konu olmuş, votkasının isim hakkı da dünyanın en büyük sert içki holdingi Diageo'ya geçmişti.
Ağır hareket eden bir dev olan Diageo'nun tepesindeki ilahlar, dünyaya lüks bir votka sunmanın gerekliliğine hayli geç ikna oldular. İsveç devlet içki tekelinin ürettiği ve New York'lu cinfikir bir ithalatçı ile acar bir reklam ajansının işbirliğiyle "kült" hale getirdiği Absolut votkası o kadar başarılı oldu ki, aslında sıradan bir içki olan votkanın da lüks bir imajla daha pahalıya satılabileceği fark edildi. Ardından Rusların en ünlü votkası Stolichnaya'nın özel rezervi Cristall çıktı.
Dev markasını hafif hafif tırmalayan bu yeni rakiplere Smirnoff'un cevabı, onların karşısına, çarların içtiği Rus votkasının bir benzeri olan Smirnoff Black'i çıkarmak oldu. Bir filminde James Bond'a da içirilen bu votka, sanayi tipi dev imbiklerde değil, küçük bakır imbiklerde ağır ağır damıtıldığı için dolgun, adeta yağlı bir kıvamdaydı ve içimi nefisti. Votkadan çok, meşe fıçıya girmemiş bir genç viskiye benziyordu.
İçki dünyası yeni akımlara hızlı adapte olan bir dünya. Absolut, Cristall, Black derken şimdilerde hemen her büyük votka markasının bir lüks versiyonu var. Bu da yetmiyor, votka piyasasına her gün bir başka "butik" imajlı marka giriyor. Ve bu canlı rekabet sayesinde, votka sınıf atlıyor, fiyatı viskinin üstüne bile çıkıyor, altın çağını yaşıyor...

Türkiye'de de var
Votka aslında iyi rafine edilmiş saf ve temiz içki alkolünden başka bir şey değil. Ama alkolün hammaddesi, damıtım stili, dinlendirilmesi, seyreltilmesinde kullanılan su, filtrasyonunun nasıl yapıldığı gibi unsurlar, lezzet nüansları yaratabiliyor, içimi güzelleştirebiliyor. Lüks votkalar da bu enstrümanlar kullanılarak diğerlerinden farklılaştırılıyor. Bence hiçbir votka, meşe fıçılarda en az üç yıl dinlendirilen bir viskinin fiyatını hak etmez ama bu nüanslar ve üzerlerine bindirilen imajlar sayesinde bu tip bir votka 50-100 YTL'lik fiyatlara satılabiliyor.
Türkiye'ye ithal edilen ilk lüks votka, Smirnoff Black'ti. Hâlâ raflarda gözüken Black, çok soğutulmadan, kokteyllerde asla kullanılmadan, buz bile katılmadan içilmesi gereken kişilikli bir içkiydi. Bu klasiğin ardından, Polonyalıların çavdardan damıttıkları, karakterli Belvedere votkası getirtildi. Bu da bence sek içilmesi gereken nefis bir votka. İç piyasada bulunabilen bir diğer lüks votka olan Absolut'un Level'ı ise, gerçekten normal Absolut'a göre bir üst basamak votkası. Damakta pürüzsüz, ipeksi yumuşaklıkta, tertemiz...
Son bomba ise, Fransızların votka dünyasını sallayan ürünleri, karaborsaya bile düştüğü ABD dışında bulunması çok zor olan Grey Goose. Geçen ay ithal edilen Grey Goose, gerçekten insanlığa konyak ve armanyak gibi içkileri armağan eden Fransızların damıtımdaki ustalıklarını konuşturdukları bir votka. Çok ama çok yumuşak içimli, 40 derece alkolün sertliğini asla hissetmiyor, bir sıvı ipeği yudumluyorsunuz.
Bu üst düzey votkalar aynı zamanda yeni bir gastronomik seçenek de sunuyor. Füme ya da marine balıkların, soğuk şarküterilerin başrolde olduğu meze ağırlıklı yemeklerde, pekâlâ sofrada şarabın yerine geçebilecek güzellikteler. Onlara en yakışan meze ise, imkanınız varsa, tereyağlı kızarmış ekmeğin üzerine sürerek yiyebileceğiniz havyar ya da daha uygun fiyatlı somon, alabalık gibi balıkların yumurtaları...



PAZAR
"Bu işi para kazanmak için yapmadım"
"Ben siyasetçi ya da tarihçi değil yazarım, benim derdim insanla"
"Çocukken babam bana 'it ağası' derdi"
"O bir insan çapkınıydı"
"Roman kitaba denir;
onun aslı Çingene"

Belçika'da çikolata turu
Oscar'lar kime gidecek?
Gönüllerin fatihi huzurunuzda
İstanbul sanat hayatına ünlülerden destek
İnce işler
Cannes rüzgârı yelkenli getirecek
Oscar ziyafetinde altın tozlu kereviz çorbası
Hurraaa Cebelitarık'a!
Teksas 50 yaşında mı? Hay dedemin köse sakalı!
Merkür geri gidiyor
Miss Pizza'nın pizzaları nefis
Fenerli Beyler
Hangi besine ne zaman başlamalı?
Aynur teyzemi özledim
Votkanın şaheserleri





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet