|
Bomba!
Dizginler bazen boşalır. Siyaset kendi deli mecrasında öyle akar gider. Söz aşınır, lafın hükmü kalmaz. Sonunda iş olacağına varır, engel olamazsın.
Ne dersen de, ne yazarsan yaz, kimse kulak asmaz. Herkes kendi doğrusunun peşinde, öfkesi burnunda ve haklı olduğunu sandığı yolda yürür gider.
Siyaset siyah beyazlaşır.
Artık yalnız dost ve düşman güçler vardır siyaset sahnesinde. Hiç kimse kendini karşısındakinin yerine koyup düşünmek zahmetine katlanmaz.
Bu oyunda diyalog, uzlaşma, tolerans yoktur. Demokratik rejim için gerektiğinde ortak bir platformda buluşmak gibi uygar çabalara rastlanmaz. Çünkü siyaset bir savaş oyunu olarak algılanır. Önemli olan karşısındakini yok etmektir.
Ya da herkesin kendine göre bir demokrasi tanımı vardır. Belki de ortak bir demokrasi tarifi olmadığı içindir ki siyaset bazen gelir, kendi deli mecrasında kontrolsüz akmaya başlar.
Ve lâfın hükmü kalmaz, iş olacağına varır sonunda.
Tabii yazık olur.
Yine böyle bir dönemde miyiz?
Bilemiyorum.
Batman'da teröristler bir minibüsü tarıyor, dört polis şehit...
PKK mı? Büyük ihtimalle.
Lanet olsun!
Televizyonda, cenazelerin üstüne kapanarak ağlayanları izliyorum, içim acıyor. Polisler, özel arabalarına Türk bayrakları bağlayarak gösteri yapıyorlar Batman'da. Konvoyların arasında zırhlı polis panzerleri...
Van'da bomba patlıyor.
Üç sivil ölüyor.
PKK'nın canlı bombası mı?
Yakın ihtimal...
Lanet olsun!
PKK, siyaset aracı olarak şiddet ve terörden vazgeçmeli, silahı kayıtsız şartsız toprağa gömmeli diyen sesler, anlaşılan, dipsiz kuyularda kaybolup gidiyor.
Bir süredir, "Önce dağdakileri indirmek için af lazım; yoksa şiddet derinleşir, büyük kentlere yönelir!" diyenlerin sesi kulaklarda yankılanıyor.
Nevruz tedirginliği yayılıyor.
Ankara karışık!
Devletin temel kurumları arasında uyum yok, sürtüşme, çatışma var. Yalnız kurumların arasında değil, kendi içlerinde de durum farklı değil.
Hükümetle asker...
Askerle yargı...
Yargıyla hükümet...
Yargının içi...
İktidarla muhalefet...
Uyum yok!
Peki ya Çankaya ne yapıyor?
Anayasa'nın 104. maddesi, Cumhurbaşkanı'nın görevleri arasında şunu da sayar:
"Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir."
Devletin temel kurumları arasında uyumu sağlamak Çankaya'nın sorumluluk alanı içinde olduğuna göre, Cumhurbaşkanı Sezer bunun gereğini ne kadar yerine getirdi, getiriyor?
Bu köşede birçok kez sorulan bu sorunun yanıtını bildiğimi hâlâ söyleyemiyorum.
"Bütün dünler, bugünleri aydınlatan fenerlerdir" demiş ölümsüz Shakespeare.
Acaba diye kuşkuya düştüğüm oluyor, Türkiye siyasetini izlerken...
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|