Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 10 Mart 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Beyaz gömlek


Büyükbabam askeri doktordu.
Anadolu'da görev yaptığı sürelerde, babam liseyi iki kez okumak zorunda kalmış.
Okul yok. Boş gezmesin diye bir kez daha lise sıralarına göndermişler.
Sonra büyükbabam general rütbesiyle büyük merkezlere geçtiğinde de oğlunu, eğitimi için Almanya'ya göndermiş. O sırada I. Dünya Savaşı patlamış ve babam da 1-2 yıllık eğitimden sonra Türkiye'ye dönmek zorunda kalmış.
Bankacıydı. Yüksek eğitiminin olmayışının kariyerinde zaman zaman önüne engeller koyduğunu gördüm.
Ancak devlet bankasından emekli olup özel bankalara geçtikten sonra çok ileri yaşlarında genel müdür olabildi.
Babamdan Anadolu'nun, babasının görev yaptığı Suriye'nin küçük yerleşim birimlerindeki yaşamları çok dinlemişimdir.
Doktorların fedakârlıkla ama bundan onur duyarak görev yaptıklarını anlatırdı.
"Oğlumun yüksek eğitimi için İstanbul'a tayinimi ....................." diye başlayan bir dilekçeyi aklından bile geçirmemiş.
Tıp fakülteleri, dönemin aydınlanma odaklarıydı. Aydın idealistlerin yetiştiği ocaklardı.
Siyasi tepki mitinglerini tıbbiyeliler başlatırdı.
Sarayın jurnalcilerinin gözleri, kulakları tıbbiye mekteplerindeydi.
Özgürlük ateşleri orada yanardı, genç doktorlar Osmanlı'nın ücra köşelerine oradan pırıltılar taşırlardı.
...........................
Profesör Türkân Saylan'ın genç doktorları Anadolu'nun, Trakya'nın yaşam koşulları daha zor köşelerine gitmeye çağıran yazısını okurken duygulandım. Babamdan dinlediklerimi anımsadım.
Doktorlar meslekleri gereği toplumda en fazla aranan, benimsenen, saygı duyulan, yürekleri teşekkür duygularıyla ısıtan hizmet adamlarıdır.
Onların toplum üzerinde etkileri derindir.
Sözlerine güven duyulur.
Kişi, kendisinin ya da eşinin, çocuklarının, yakınlarının yaşamını kurtaran, acısını dindiren doktora kalbini sıcak tutar, ona güvenir.
O nedenle doktorlar sadece sağlık hizmeti sunmak için değil, bunun ötesinde Atatürk Cumhuriyeti'nin laik, demokrat, çağdaş, insan haklarına dayalı sosyal adalet ilkelerini de taşıyan, aşılayan misyonerler olmalıdır.
Yıllarca öyle oldu.
Doktor "tüccar" değil, "idealist" idi.
Yaşam coğrafyası konfora, yol haritasında pusulası kazanca endekslenmiş değildi.
Bugün de pek çok doktorumuzun ve sağlık personelimizin aynı heyecanı ve temiz duyguları taşıdığına inanıyorum.
............................
Ancak...
Değişim ve dönüşüm parasal değerler ekseninde hız kazanarak ve değerleri parçalayarak ilerliyor.
Eğitim sistemleri uzmanlaşmaya yönelirken felsefeden kopuyor.
Mesleklerin felsefeden yoksun kalmaları sonucu değişim ve dönüşüm döngüsünde savrulmalar oluyor.
Ve işte... Görüyorsunuz göreceli olarak gelişmemiş yörelere doktor ve sağlık personeli göndermek artık giderek sosyal yara halini alan bir sorun...
Tıp fakülteleri, siyasal ve sosyal olaylardaki nabız atışlarını yansıtan kurumlar olmaktan çıkmakta.
Ve bu gerçek, kendini daha sonraki yıllarda çok acı yaşam kesitlerinde yansıyarak gösteriyor.
Profesör Türkân Saylan'ın Radikal'de yayımlanan yazısı, o görüntülerden sadece biri...
Uğur Dündar'ın programlarında ekrana taşınan tıp skandalları da öyle...
Gene vurguluyorum ki... Elbette doktorlarımızın içlerinde hâlâ o tertemiz heyecanı, derin felsefeyi taşıyanlar pek çok ama ya öyle olmayan ve sayıları da azımsanmayacak sapmalar?..
.............................
Sadece tıp mı?
Bozulma, çürüme her sektörde...
Bütün renkler kirleniyormuş. En hızlı kirleneni elbette beyaz olmuş.
O nedenle beyaz gömlekliler için bu satırlar...

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Pakistan'da Amerika ve Türkiye
DEPREMDE en çok zarar gören Muzafferâbad bölg...
Çetin ALTAN
Demokrasimizin de bağı var, üzümü yoksa da yaprağı var...
Çarşamba gecesi, "insan hakları"na hiç mi hiç...
Melih AŞIK
Bağımsız yargı...
Duygulu ve demokrat açıklamalar okuyoruz... "...
Fikret BİLA
Büyükanıt iddianameye nasıl taşındı?
Van Savcısı Ferhat Sarıkaya'nın hazırladığı Ş...
Hasan CEMAL
Bomba!
Dizginler bazen boşalır. Siyaset kendi deli m...
Güneri CIVAOĞLU
Beyaz gömlek
Büyükbabam askeri doktordu.
Abbas GÜÇLÜ
TEV, Güher -Süher ve Jacques Loussier
Sanatçı unvanını gerçek anlamda hak edenler, ...
Hurşit GÜNEŞ
Kur ve sanayi üretimi düşüyor: Tekstil nasıl kurtulacak?
Önceki gün Türkiye İstatistik Kurumu imalat s...
Sami KOHEN
Bu sefer başkaları söylüyor
Uluslararası Kriz Grubu (ICG), adının da beli...
Metin MÜNİR
(1) KKTC ekonomisi: Rüküşten çıkışa
Çin'den sonra dünyada en hızlı kalkınan ülke ...
Faik ÖZTRAK
Sermaye hareketlerini yönetmek ve dalgalı kur
Bu yılın ocak ayında cari açık geçen yıla gör...
Hasan PULUR
Vergiyi ödemek mi zor, ödememek mi?
BUYURUN size 1000 puanlık bir soru: "Bu memle...
Derya SAZAK
CHP'li Canan'dan Savcı'ya destek
Şemdinli iddianamesi nedeniyle Genelkurmay, h...
Meral TAMER
Bize enerji mimarlığı çok lazım
Enerji darboğazı, alt üst olan ekolojik denge...
Ece TEMELKURAN
Aliye ve işçi sınıfı
Yurt sathında bir gerçeklik krizi yaşanıyor. ...
Güngör URAS
Bankalar 'gazlamadıkça' döviz fırlamayacak
Döviz fiyatının ucuzluğundan şikâyet edilirke...
M. Ali BİRAND
Gül, iddianame konusunda rahatsızlığını saklamıyor
Viyana'daki son akşam, Dışişleri Bakanı Abdul...

© 2006 Milliyet