Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 10 Mart 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kur ve sanayi üretimi düşüyor: Tekstil nasıl kurtulacak?


Önceki gün Türkiye İstatistik Kurumu imalat sanayii üretiminin ocak ayında yüzde 6.1 gerilediğini açıkladı. Tekstil yüzde 17.9, hazır giyim ise yüzde 35.4 gerilemiş. Kısacası, tekstil batıyor! Acaba farkında mıyız?
Tekstil sektörü 1980'li yılların sonunda ve 90'lı yılların başında baharını yaşamıştı. Ancak son 10 yıldır sorunlar baş gösteriyor.
Son birkaç yıldır ise, en çok ağlayan toplumsal kesim oldu. Ya kurdan şikâyetçiler, ya işçilik üzerindeki yüklerin getirdiği maliyetlerden, ya enerji fiyatlarından, ya yurtdışındaki kotalardan. Ama hep şikâyetçiler! Neden?

Tamamıyla yok olabilir
Tekstil tek parça bir sektör değil. Üç ayrı kesim var. Biri iplik. İplikte hem ithalatçı, hem de büyük ölçekli üretim yapıp ya içeriye ya da dışarıya mal satan kısım var. Bu kesim kurdan pek şikâyetçi değil. Çünkü işçilik maliyetler içinde daha küçük bir paya sahip ve kâr oranları şimdilik yeterli.
İkinci kesim tekstil. Yani örme ya da dokuma yoluyla kumaş üretme. Örmede dünyada müthiş bir dış pazar kaybettiğimiz ortada. Çünkü burada düşük düzeyde teknoloji, fakat yoğun emek kullanılıyor. Ve işçiliği daha ucuz ülkelerle rekabet edilemiyor.
Dokumada ise hem ithalat, hem içeriye, hem de dışarıya üretim var. Bu nedenle burada durum karışık. Nihayet hazır giyim sektörü var. Ve asıl bu sektör darmadağın durumda. Çünkü emek yoğun bu kesimin dünyada yeni rakipler karşısında ayakta duramadığı görülüyor.
Kısacası, örme ve hazır giyimde sektör gitgide kan kaybediyor. Pazar payları emeğin daha ucuz olduğu ülkelere kayıyor.
Baştan belirtelim; sanayileşmenin emekleme döneminde tekstil önemli bir araç.
Ancak dünyada tekstil sektörüyle kalkınmış bir ülke örneği yok. Bu kesimi, hele hele hazır giyim sektörünü ayakta tutmak için sürekli ekonomik dengeler çarpıtılırsa bir ülke bir türlü kalkınmış hale gelemez.
Hindistan'daki üretilen tişört fiyatı bir türlü tutmuyor diye bir ülkede faktör fiyatları ayarlanırsa, teknolojik kalkınma da sağlanamaz.

Laissez faire, laissez passer
Bununla beraber, ekonomik kalkınmayla birlikte doğal olarak tasfiye olacağı için bir sektöre hiç el sürmemek çok yanlış. Rakip ülkelerde enerji fiyatları ve işçiliğin işverene maliyeti çok daha makul düzeydeyse, kur düzeyi farklı bir noktadaysa bu sektörler ne yapsın? Bunlar düzeltilmeli.
KDV oranlarını aşağı çekmek maliyetler üzerinde belli bir destek sağlasa da, hükümet bir üretim yapılanması tasarlamalı. Tekstil de bu tasarım içinde değerlendirilmeli.
Şu anda Türk tekstil sektörü, özellikle hazır giyimde Çin tehdidinden darbe yiyor. Ancak, Çin tehdidi karşısında ABD'deki hazır giyim sektörü kotaları yürürlüğe koyabilmişti. Demek ki, bir sektörü korumak dünyanın en açık ekonomisinde bile var. Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler, denilemez. "Nasıl olsa batacak, bir an önce batsın da kurtulalım" denemez. Sektör diğer ülkelere göre dezavantajlı durumdan kurtarılmalı.
Ancak sadece bu sektöre özgü hiç bir imtiyaz da verilmemeli. Yapılacak olan özel yardım değil, onu engellerden arındırmaktır. Eşit ve adil şartlarda batanlar ve kalanlar olacaktır. Kalanlar da dünyayla rekabet edecektir.

hgunes@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Pakistan'da Amerika ve Türkiye
DEPREMDE en çok zarar gören Muzafferâbad bölg...
Çetin ALTAN
Demokrasimizin de bağı var, üzümü yoksa da yaprağı var...
Çarşamba gecesi, "insan hakları"na hiç mi hiç...
Melih AŞIK
Bağımsız yargı...
Duygulu ve demokrat açıklamalar okuyoruz... "...
Fikret BİLA
Büyükanıt iddianameye nasıl taşındı?
Van Savcısı Ferhat Sarıkaya'nın hazırladığı Ş...
Hasan CEMAL
Bomba!
Dizginler bazen boşalır. Siyaset kendi deli m...
Güneri CIVAOĞLU
Beyaz gömlek
Büyükbabam askeri doktordu.
Abbas GÜÇLÜ
TEV, Güher -Süher ve Jacques Loussier
Sanatçı unvanını gerçek anlamda hak edenler, ...
Hurşit GÜNEŞ
Kur ve sanayi üretimi düşüyor: Tekstil nasıl kurtulacak?
Önceki gün Türkiye İstatistik Kurumu imalat s...
Sami KOHEN
Bu sefer başkaları söylüyor
Uluslararası Kriz Grubu (ICG), adının da beli...
Metin MÜNİR
(1) KKTC ekonomisi: Rüküşten çıkışa
Çin'den sonra dünyada en hızlı kalkınan ülke ...
Faik ÖZTRAK
Sermaye hareketlerini yönetmek ve dalgalı kur
Bu yılın ocak ayında cari açık geçen yıla gör...
Hasan PULUR
Vergiyi ödemek mi zor, ödememek mi?
BUYURUN size 1000 puanlık bir soru: "Bu memle...
Derya SAZAK
CHP'li Canan'dan Savcı'ya destek
Şemdinli iddianamesi nedeniyle Genelkurmay, h...
Meral TAMER
Bize enerji mimarlığı çok lazım
Enerji darboğazı, alt üst olan ekolojik denge...
Ece TEMELKURAN
Aliye ve işçi sınıfı
Yurt sathında bir gerçeklik krizi yaşanıyor. ...
Güngör URAS
Bankalar 'gazlamadıkça' döviz fırlamayacak
Döviz fiyatının ucuzluğundan şikâyet edilirke...
M. Ali BİRAND
Gül, iddianame konusunda rahatsızlığını saklamıyor
Viyana'daki son akşam, Dışişleri Bakanı Abdul...

© 2006 Milliyet