Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 10 Mart 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bu sefer başkaları söylüyor


Uluslararası Kriz Grubu (ICG), adının da belirttiği gibi, dünyadaki önemli krizleri inceleyen bağımsız bir kurumdur. Merkezi Brüksel'de bulunan ICG, güncel uluslararası sorunlarla ilgili olarak yaptığı kapsamlı araştırmaların sonuçlarını, çözüme yardımcı olabilecek tavsiyelerle birlikte rapor halinde yayımlar.
ICG'nin bu çalışmaları ilgili ülkeler ve uluslararası kurumlar tarafından dikkate alınmakta ve krizlerin veya anlaşmazlıkların giderilmesine ışık tutmaktadır.
Biz bu köşede, iki hafta önce ICG'nin Irak'la ilgili raporunu ele almıştık. Bu rapor halen Irak'la ilgili ülkelerin yetkilileri ve diplomatları tarafından değerlendiriliyor.
ICG dün de "Kıbrıs Çıkmazı" başlıklı 35 sayfalık bir rapor yayımladı. Titiz ve objektif bir çalışmanın ürünü olan bu rapordaki tespitler, aslında Türk tarafının her fırsatta dile getirmeye çalıştığı gerçekleri yansıtıyor. Bu açıdan Rumların raporu "Türk yanlısı" sayması ihtimali var. Ama Kıbrıs Rumlarının raporun tespitlerini ve de tavsiyelerini serinkanlılıkla değerlendirmesi, kendi çıkarlarına olacaktır. Aksi halde neler olabileceği de bu raporda yazılı...

Esas neden
Rapor, "Kıbrıs çıkmazı"nın, yani adada duumun bugünkü noktaya gelmesinin sorumluluğunu -objektif bulguları da sıralayarak- Rum tarafına yüklüyor. Bunu yaparken de Kıbrıs Rumlarının yalnız son dönemde değil, daha önceleri de -ta 1960'lardan beri- adada nasıl bir düzen kurmak istediklerini anımsatıyor. Örneğin Kıbrıs'ın bağımsız bir devlet olarak yıkılmasının asıl nedeninin iddia edildiği gibi 1974 harekâtının değil, Rumların 1963'te Türklere karşı giriştiği saldırılar olduğunu belirtiyor ve şu ifadeleri kullanıyor: "Esas sorun, Kıbrıs Rumlarının Türk toplumuyla devlet yetkilerini paylaşmak konusundaki isteksizliğinin sonucudur"...
Rapor bu temel değerlendirmeyi daha sonraki dönemler için de yapıyor ve bu arada Papadopulos yönetiminin Annan Planı'na karşı çıkışının, planın içeriğinden veya detaylarından ötürü değil, "genel felsefesinden ve yaklaşımından" kaynaklandığını vurguluyor.
Bu ifadeler, aslında iki kesimli federasyon sisteminin görüşüldüğü günden beri Rum tarafının neden böyle bir çözümü hep yokuşa sürdüğünü çok açık bir şekilde ortaya koyuyor.

Olası sonuç
Raporda Papadopulos'un politikaları hakkında yazılanlar da ibret verici. ICG raportörlerine göre, Annan Planı'nı reddeden Rum lideri, "uluslararası camiayla kavgasını devam ettiriyor, her yerde düşmanlar görüyor"...
Öte yandan Rum liderliğinin AB'yi Türkiye'ye karşı kullandığı belirtilen raporda şu uyarı yapılıyor: "Eğer Kıbrıs Rum yönetimi Kuzey'in devamlı izolasyonu politikasını sürdürürse ve bir barış anlaşmasını önlerse, bunun olası sonucu, kendi arzusunun tersi olacak, yani KKTC'nin dünya tarafından de facto tanınması gerçekleşecektir".
Nitekim raporun diğer bir yerinde uluslararası camianın KKTC'nin izolasyonuna son vermesi isteniyor; aksi halde adanın birleşmesinin hayal olacağı belirtiliyor ve özellikle AB'nin bu konudaki yükümlülüğü de hatırlatılıyor.
AB, Türkiye'yi Kıbrıs Rumlarına hava ve deniz limanlarını açmayı öngören ek protokolü bir an önce uygulaması için sıkıştıradursun, ICG raporu AB'nin de Türklere karşı yerine getirmesi gereken yükümlülükleri bulunduğunu tam zamanında hatırlatmış oluyor...

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Pakistan'da Amerika ve Türkiye
DEPREMDE en çok zarar gören Muzafferâbad bölg...
Çetin ALTAN
Demokrasimizin de bağı var, üzümü yoksa da yaprağı var...
Çarşamba gecesi, "insan hakları"na hiç mi hiç...
Melih AŞIK
Bağımsız yargı...
Duygulu ve demokrat açıklamalar okuyoruz... "...
Fikret BİLA
Büyükanıt iddianameye nasıl taşındı?
Van Savcısı Ferhat Sarıkaya'nın hazırladığı Ş...
Hasan CEMAL
Bomba!
Dizginler bazen boşalır. Siyaset kendi deli m...
Güneri CIVAOĞLU
Beyaz gömlek
Büyükbabam askeri doktordu.
Abbas GÜÇLÜ
TEV, Güher -Süher ve Jacques Loussier
Sanatçı unvanını gerçek anlamda hak edenler, ...
Hurşit GÜNEŞ
Kur ve sanayi üretimi düşüyor: Tekstil nasıl kurtulacak?
Önceki gün Türkiye İstatistik Kurumu imalat s...
Sami KOHEN
Bu sefer başkaları söylüyor
Uluslararası Kriz Grubu (ICG), adının da beli...
Metin MÜNİR
(1) KKTC ekonomisi: Rüküşten çıkışa
Çin'den sonra dünyada en hızlı kalkınan ülke ...
Faik ÖZTRAK
Sermaye hareketlerini yönetmek ve dalgalı kur
Bu yılın ocak ayında cari açık geçen yıla gör...
Hasan PULUR
Vergiyi ödemek mi zor, ödememek mi?
BUYURUN size 1000 puanlık bir soru: "Bu memle...
Derya SAZAK
CHP'li Canan'dan Savcı'ya destek
Şemdinli iddianamesi nedeniyle Genelkurmay, h...
Meral TAMER
Bize enerji mimarlığı çok lazım
Enerji darboğazı, alt üst olan ekolojik denge...
Ece TEMELKURAN
Aliye ve işçi sınıfı
Yurt sathında bir gerçeklik krizi yaşanıyor. ...
Güngör URAS
Bankalar 'gazlamadıkça' döviz fırlamayacak
Döviz fiyatının ucuzluğundan şikâyet edilirke...
M. Ali BİRAND
Gül, iddianame konusunda rahatsızlığını saklamıyor
Viyana'daki son akşam, Dışişleri Bakanı Abdul...

© 2006 Milliyet