|
Vergiyi ödemek mi zor, ödememek mi?
BUYURUN size 1000 puanlık bir soru: "Bu memlekette vergi ödemek mi zordur, vergi kaçırmak mı?"
Hemen atlayıp, bizim gibi, "Tabii canım vergi kaçırmak!" demeyin.
Hiç de öyle değilmiş!
Soruyu biraz değiştirelim:
"Vergi ödemek mi, ödememek mi?"
Meğer vergi ödememek hiç de zor değilmiş, ödemezsin olur bitermiş, tebligat, arama filan derken, bir af çıkar paçayı kurtarırmışsın...
Ya vergi ödemek?
Vergi ödemenin zorluğu olur mu diyeceksiniz...
Gidin de Bekir Sözen'e sorun...
* * *
MACERA, Bekir Sözen'in, taşıt vergisinin geciken 2005 yılı son taksitini ve 2006 yılının ilk taksitini yatırmak için bankaya gitmesiyle başladı.
Banka yeni yılın vergisini ekrana düşmediği için almadı; tabii Sözen geçen yılın vergisini de ödeyemedi.
Araya bayram girdi, Sözen, bu defa sorunu kökünden çözmek için banka aracılığını bırakıp doğru Gayrettepe'deki Nakil Vasıtaları Vergi Dairesi'ne gitti.
* * *
Acaba kapıdan taşıp dışarıya uzanan kuyruklardan hangisine girmeliydi?
Soracak kimse bulamadı.
En iyisi, kuyruklardaki birisine ya da kuyruğun başındaki memura sormaktı.
Her soruşta da benzer cevaplar aldı:
"Sıraya gir!"
"Ne bileyim ben, memura sor!"
Hangi memura sorsa azarlandı:
"Sırada bekleyenleri görmüyor musun?"
Görmesine görüyordu ama, hangi kuyruğa gireceğini bilmiyordu.
Bir saate yakın dolandı durdu, başka bir işi vardı, çıktı.
* * *
VERGİ dairesine ikinci gün tekrar şansını denemek için gitti.
Bu defa Allah rızası için yardım edenler çıktı, derdini anlattı ama, her biri ayrı bir kuyruk gösterdi.
Sonunda "Ha bundadır, ha şundadır!" diyerek bir kuyruğa girdi. Yaklaşık bir saat sonra, 2005 yılı son taksitinin gecikme cezasıyla 267 YTL olduğunu öğrendi. Borcunu vezneye ödeyebilirdi, yirmi kişinin sırada olduğu vezne kuyruğuna girdi ama, vezne 15.30'da kapandı.
Bu arada biri akıl verdi:
"Kardeşim bankaya gitsene!"
* * *
BANKA 2006 yılının vergisini aldı ama, geçen yıldan kalan cezalı vergiyi almadı, her ne kadar "Benim vergi borcum ve cezam şu kadar, beyanıma itimat edin alın!" dediyse de dinletemedi.
Yine vergi dairesinin yolları görünmüştü. Öğleden sonra gitti, uzaktan veznenin önündeki kuyruğu görünce sıraya girmeye gerek bile görmeden çıktı, nasıl olsa vezne kapanacaktı.
* * *
İKİ gün sonra saat 12.15'te vergi dairesinin kapısına geldi, kapıda bekleyenlerin sayısı elliyi geçti, 12.30'da kapı açılınca hızlı bir çıkışla veznenin önüne geldi ama nafile, daha vezne açılmamıştı. On beş dakika gecikmeyle vezne açıldı, iki saat sonra da devlete borcunu ödemenin gururu içinde vergi dairesinden çıktı.
* * *
EEE şimdi söyleyin bakalım, bu memlekette vergi ödemek mi zor ya da ödememek mi?
Maliyeci ağzında "vergi kaçağı" yoktur; ya "vergi kaybı" derler ya da "vergi zıyaı".
Herhalde hepsi de bu hikâyedeki gibi vergi ödemekten daha kolaydır.
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|