Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 10 Mart 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Aliye ve işçi sınıfı


Yurt sathında bir gerçeklik krizi yaşanıyor. Gerçek Aliye kim? Öyle bir gerçeklik kayması ki bu hakiki kişiler dizi karakterlerine referans vererek anlatılıyor.
Aldatılan eş, kendi ismiyle değil, "gerçek Aliye" olarak anılıyor. Dizi, hayattan daha hakiki olduğu için, gerçek, dizi üzerinden tarif ediliyor. Aslında bir yandan da dizi gerçekliği, gerçekliğin alanına sızmış, onu da kaplamış, kendi hüküm sürdüğü alanı genişletmiş oluyor. Dizi artık sadece dizi olmuyor yani, hayatın ta kendisi oluyor.
Kim bilir, belki de yakında bütün diziler birleşip bir "dizi uzayı" yaratırlar? Orada başka bir hayat başlar ve bu hayat bizim yaşamakta olduğumuz hayatı ele geçirir.
İsteyen gider "dizi gezegeninde" yaşar, isteyen burada kalır. İsteyen hakikati, isteyen hakikatten daha hakiki olan dizi gerçekliğini tercih eder. Ya da belki bu hadise gelecekte bir yerde değildir de hali hazırda olmaktadır. Belki de kimileri dizi uygarlığının elemanlarıdır...

DİSK-sol-hakikat
DİSK'in öncülüğünde solda yeni bir yapılanmanın olanakları üzerine tartışılıyor bir süredir. Bolu Dağı'nda yapılan ilk toplantıya ben de davetliydim. Toplantıda birçok konuşma oldu ama içlerinden bana en çarpıcı geleni Metal-İş'ten Çetin Uygur'un konuşmasıydı. Uygur, işçilerin genel psikolojisinden söz ederken şöyle demişti:
"Artık işçiler dizi seyrediyor. Artık işçiler, kendi hayatlarını da dizi seyreder gibi seyrediyor."
İşçilerin artık o afişlerdeki gibi dünyayı değiştiren ellere değil, kumandanın düğmesine basan ellere sahip olduğu gerçek mi?
Uygur ne diyorsa o! Peki, o vakit Matrix filmindeki gibi bir gün işçilerin karşısına karizmatik sesiyle bir Morpheus çıkıp şöyle diyecek mi?
"Bu haplardan biri seni gerçek dünyaya döndürecek. Diğeri ise bu hayal âleminde yaşamaya devam etmeni sağlayacak. Seç birini."
İşçiler sizce hangisini seçerdi? Siz hangisini seçerdiniz?

Latin Amerika-mavi hap
Latin Amerika'daki işçiler, işsizler ve genel olarak halklar bir süredir Morpheus'un verdiği gerçeklik hapını yuttular ve televizyonun, kapitalist propagandanın "Çalışan kazanır, elması kızarır" gerçekliğinden çıkıp kendi gerçekliklerini buldular.
Ve şimdi Türkiye'deki işçiler de yavaş yavaş kımıldanmaya başladı. Yarın ve yarından sonra Alınteri dergisi ve Konfeksiyon İşçileri Derneği'nin organizasyonunu yaptığı "Söz Alınterinin Kurultayı" var İstanbul'da. Levent semtinde, her geçişimde içinde ne yapıldığını merak ettiğim "Halay Salonları"nda yapılacak toplantı.
Arjantin'den İşsiz İşçiler Hareketi, Brezilya'dan İşgal Fabrikaları ve Topraksız Köylü Hareketi, Bolivya'dan Maden Çalışanları Federasyonu, İtalya'dan işçi örgütleri, Güney Afrika'dan Özelleştirme Karşıtı Forum katılıyor toplantıya. "Üretimin parçalanması" ile birlikte üreticilerin parçalanması üzerine konuşulacak.
Çeşitli "eğlentiler" de olacak. Yani üç kıtadan işçiler, hep birlikte gerçekliğin mavi hapını yutacak. Kunduracılar, memurlar, madenciler, konfeksiyoncular ve birçok farklı sektörden işçi geleceklerini "bir bilene" değil, kendilerine soracak ve cevapları kendileri verecek. İletişim için: 0212 247 52 59.

Sol modası!
Gazeteciler haberin kokusunu alırlar. Bu, aynı zamanda geleceğin ve hakikatin kokusunu almaktır biraz da. Ben de bir koku alıyorum. Latin Amerika'dan gelen bir koku bu. Nicedir, ne zaman işçilerden, yoksullardan, ezilenlerden söz etsem "demode" mevzulara girmiş olduğuma dair eleştiriler geliyordu etraftan.
Bu eleştiriler artık eskisi kadar çok değil, birincisi. İkincisi, Latin Amerika'da olanlar ve Avrupa'da yükselen hareketle birlikte artık çatırdama sesleri herkesin duyabileceği kadar yüksek. Bunu buraya yazıyorum: Bu yazdan itibaren yeni moda sol olacak. Önümüzdeki yıllarda, tıpkı dönüp gelen mini etekler gibi, sol yeniden gelecek. Alışmaya başlasak iyi olur, artık dünyada bunlar konuşulacak.

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Pakistan'da Amerika ve Türkiye
DEPREMDE en çok zarar gören Muzafferâbad bölg...
Çetin ALTAN
Demokrasimizin de bağı var, üzümü yoksa da yaprağı var...
Çarşamba gecesi, "insan hakları"na hiç mi hiç...
Melih AŞIK
Bağımsız yargı...
Duygulu ve demokrat açıklamalar okuyoruz... "...
Fikret BİLA
Büyükanıt iddianameye nasıl taşındı?
Van Savcısı Ferhat Sarıkaya'nın hazırladığı Ş...
Hasan CEMAL
Bomba!
Dizginler bazen boşalır. Siyaset kendi deli m...
Güneri CIVAOĞLU
Beyaz gömlek
Büyükbabam askeri doktordu.
Abbas GÜÇLÜ
TEV, Güher -Süher ve Jacques Loussier
Sanatçı unvanını gerçek anlamda hak edenler, ...
Hurşit GÜNEŞ
Kur ve sanayi üretimi düşüyor: Tekstil nasıl kurtulacak?
Önceki gün Türkiye İstatistik Kurumu imalat s...
Sami KOHEN
Bu sefer başkaları söylüyor
Uluslararası Kriz Grubu (ICG), adının da beli...
Metin MÜNİR
(1) KKTC ekonomisi: Rüküşten çıkışa
Çin'den sonra dünyada en hızlı kalkınan ülke ...
Faik ÖZTRAK
Sermaye hareketlerini yönetmek ve dalgalı kur
Bu yılın ocak ayında cari açık geçen yıla gör...
Hasan PULUR
Vergiyi ödemek mi zor, ödememek mi?
BUYURUN size 1000 puanlık bir soru: "Bu memle...
Derya SAZAK
CHP'li Canan'dan Savcı'ya destek
Şemdinli iddianamesi nedeniyle Genelkurmay, h...
Meral TAMER
Bize enerji mimarlığı çok lazım
Enerji darboğazı, alt üst olan ekolojik denge...
Ece TEMELKURAN
Aliye ve işçi sınıfı
Yurt sathında bir gerçeklik krizi yaşanıyor. ...
Güngör URAS
Bankalar 'gazlamadıkça' döviz fırlamayacak
Döviz fiyatının ucuzluğundan şikâyet edilirke...
M. Ali BİRAND
Gül, iddianame konusunda rahatsızlığını saklamıyor
Viyana'daki son akşam, Dışişleri Bakanı Abdul...

© 2006 Milliyet