|
 |
|
|
Diyarbakır ile oynamayın
Zaman gazetesinin ödül gecesinde Futbol Federasyonunun çok üst yöneticilerinden biri yanındakilerle sohbet ediyor.
"Diyarbakır'da yaşananları tüm dünya gördü. Çirkin şeylerdi. Ama fazla ceza veremeyiz. Çok kritik bir bölge. Şimdiden devreye kimler giriyor, duysanız şaşırırsınız" yakınmasında bulunuyor.
Ardından PFDK Diyarbakırspor'a üç maç seyircisiz oynama ve 25 bin YTL para cezası veriyor.
O gün o statta yaşananların karşılığının bu olmadığını hepimiz biliyoruz.
Bu şehri yıllardır "özel kıldığı iddia edilen" gerekçeleri tekrarlamanın anlamı yok.
Birileri (!) ısrarla bunların gündemde kalmasını istiyor.
Federasyonu kullanıyor, devleti kullanıyor, futbolu kullanıyor.
Masum çocukları ve gençleri kullanıyor.
Ve diğerleri(!) de buna gözyumuyor.
Diyarbakırspor'u ikinci ligden bu yana takip ederim.
Süper lige çıktığı sene Konya deplasmanında Diyarbakırsporlu futbolculara yapılan "bölücü terör örgütü" benzetmesine ilk tepkiyi gösteren, ardından sayısız tehdit mesajları alan bir gazeteciyim.
Sapla samanı ayıramayanlara gerekirse bugün de diyecek sözümüz var...
Ancak son dört sezona bir bakın.
Bu takım istisnasız her sene küme düşmekten kılpayı kurtuldu.
Şimdi soruyorum bu kentin işadamına, taraftarına, konuşunca mangalda kül bırakmayan yerel yöneticisine...
Lafa gelince basın toplantılarıyla Diyarbakırspor üzerinden siyaset yapan milletvekillerine, bakanlarına soruyorum;
Hiç mi suçunuz yok Diyarbakırspor'un bugünlere gelmesinde?
Bakın, Kayserispor da geçen yıl son dakikada ligde kaldı.
Ama bugün ortalığın tozunu atıyor. Taş gibi bir ekip ve başarılı bir yönetimle Avrupa'ya koşuyor.
Peki ya Diyarbakırspor?
O kadarını bekleyen yok ama "Acıların kentinde acıların takımı kader olmamalı!.."
Başı sıkıştığında bölgenin özel konumunu ileri sürmek, birbirinden rant sağlayan futbol ve siyasetin gölgesine sığınmak işin kolay yanı.
Beyler... Her oyunda beş benzemez eliyle rest çeken pokerciyi ertesi gün masadan kovarlar.
Zaten provakatörlerin istediği de bu değil mi?
Bugüne kadar izlenen politikaların ne Diyarbakır'a, ne Türk futboluna yararı oldu.
Kimseden medet ummayın.
Diyarbakırlı kendi sorunlarına, takımına, kentine, ekmeğine sahip çıkmak zorunda.
Bırakın herşey sıfırdan başlasın bu renklere gönül verenler.
Kaynaklarını yaratsın, gücünü doğru kullanmayı öğrensin, ite kaka değil, hakettiği gibi yaşasın, büyüsün.
Korunan, kollanan takım imajını söküp atsın.
Gerekirse beş yıl beklesin...
Döndüğünde sağlam bassın, futbolu kurallarıyla oynayacak olgunluğa ulaşsın.
Destek olacaksanız burada gösterin becerinizi.
Yoksa yeter artık.
Sıkıldık aynı sahneleri izlemekten.
Gizli kapaklı işlerden, kafa karıştıran ilişkilerden.
Bırakın kıyak yapmayı da binlerce yıllık tarih ve kültüre sahip bu Diyar, kendi ayakları üzerinde durmayı
öğrensin...
Geçmişe sünger çekemezsiniz!
Başbakanlık Teftiş Kurulu geçen yıl halterde yaşanan doping rezaletiyle ilgili raporunu tamamladı ve Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin'e sundu.
Anımsarsınız, o günlerde bakan Şahin soruşturma boyutlarının çok genişlediğini ve devletin istihbarat teşkilatının da konuya müdahil olduğunu açıklamış, sonrasında iş Başbakanlık Teftiş Kurulu'na kalmıştı.
Geçen gün gazetelerde konuyla ilgili satır arasına sıkışmış bir haber yer aldı.
Başbakanlık Teftiş Kurulu inceleme sonunda, WADA'nın doping kontrolünden kaçan milli sporcuların mazeretlerini kabul etmemiş, halter federasyonunu da uluslararası talimatları yeterince uygulamamakla suçlamış ve yöneticilerini kusurlu bulmuştu.
İlginçtir, raporun medyada yer almasının ardından halter federasyonu bakanı Hasan Akkuş birden bire ortaya çıktı ve "geçmişe sünger çektiklerini" açıkladı.
Hiç birşey yaşanmamış gibi pembe projelerini, halterin kurtuluş reçetelerini gündeme getirdi.
Akkuş'a "orada dur" diyorum.
Türk halteri tarihinin en ağır cezasını senin yönetiminde alacak, Olimpiyat şampiyonu haltercilerin dopingli çıkacak, kontrolden kaçacak, cümle aleme rezil olacak ve sen "geçmişe sünger çektim" deyip bu işin içinden sıyrılacaksın.
Suçladığınız insanlar aklanacak, komplo teorileriniz çürüyecek, IWF seni kara listeye atacak ve sen "geçmişe sünger çektim" diyeceksin.
Çekemezsin sayın Akkuş... Geçmişi bu kadar çabuk silemezsin.
Sayın Bakan;
Futbolda İsviçre maçından sonra yaşanan krizde tavrınızı koyup gereğinin yapılmasını istediniz, federasyonu istifaya davet ettiniz.
Haluk Ulusoy hakkındaki iddiaları bir devlet adamı sorumluluğunda Cumhuriyet Savcılığına sevk ettiniz.
Başarısız olan federasyonlara taviz vermeyeceğinizi beyan ettiniz.
Şimdi sizden beklentimiz, Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun halter federasyonuyla ilgili raporunun gereğini yerine getirmeniz olacak.
Halteri yerle bir edenlerden hesap sormanızı sabırsızlıkla gözleyeceğiz sayın
Bakan...
Gök olsam Deniz olsam
Türkiye'deki ilk bahis skandalının kahramanı Gökdeniz bu hafta futbola geri dönüyor.
Teknik direktörü Halilhodziç hazır görürse, yıldız oyuncu Galatasaray maçında kısa bir süre forma giyebilecek.
Tabii önemli olan Gökdeniz'in fizik değil, beyin olarak ne durumda bulunduğu.
Uzun bir aradan sonra ilk maçına Trabzon'da çıkacak olması avantaj.
Trabzonspor seyircisi Gökdeniz'i sahiplenecek, geçmişi unutturmaya çalışacak.
O zaten yaptığı hataların bedelini acı çekerek ödedi.
Hem kendisi hem kulübü bu maceradan büyük zarar gördü.
Sızısı belki bir süre daha dinmeyecek.
Ama Gökdeniz, bundan sonrasına hazırlıklı olmalı.
Deplasmandaki ilk maçında tribünlerin tepkisine nasıl göğüs gereceğinin, "bahisçi" suçlamalarına nasıl kulak tıkayacağının hesabını yapmalı.
Son virajı sabırla, inancını yitirmeden ve kırılmadan geçmesi Gökdeniz için çok önemli.
Sadece Gökdeniz değil, Türk futbolu için de öyle.
Nice yıldızlar parlayamadan yitip gitti.
Onlarcasına bir yenisini eklemeyelim.
Gün onu hatalarıyla sorgulama değil, futboluyla alkışlama günü olmalı.
İkinci kez hoş geldin Gökdeniz.
cersen@milliyet.com.tr
|
|
|

|