Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Mart 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Umut tacirliğinden artık vazgeçin!


AKP iktidarı, üniversite adaylarıyla oynamaktan artık vazgeçmelidir. Milli Eğitim Bakanı Çelik, sadece kamuoyunu ve öğrencileri yanlış yönlendirmekle kalmıyor, hükümetini de, partisini de, Milli Eğitim Bakanlığı'nı da doğru bilgilendirmiyor. Tam aksine, her defasında olması mümkün olmayan konuları gündeme taşıyarak, bir bardak suda fırtına kopartılmasına ortam hazırlıyor.
Hükümetin, daha doğrusu Milli Eğitim Bakanlığı'nın ÖSS mağdurlarına yönelik yaklaşımı, hiçbir zaman çözüme yönelik olmadı. Atılan her adım tribünlere yönelik. Bakın biz çok şeyler yapmak istiyoruz ama YÖK, yargı, basın ve üniversiteler müsaade etmiyor izlenimi yaratılmaya çalışılıyor.
Bu bir olur, iki olur. Ama Çelik tarafından hazırlanıp da yargıdan dönen reform(!) sayısı kırkı aştı.
Hepsinde de mi yargı, Çankaya ve YÖK yanlış düşünüyor? Kızılcıhamam'daki AKP zirvesinde bu konu mutlaka gündeme gelmeli ve Bakan Çelik'in uygulamaları masaya yatırılmadır. Yoksa yıpranan sadece kendisi değil, partisi de oluyor.
Bu elbette Sayın Bakan'ın ve partisinin bileceği bir iş. Ne yaptıklarına, ne yapacaklarına elbette karışmayız. Ama söz konusu olan, kamuoyu ve özellikle gençlerse, bizim de söyleyecek bir çift sözümüz olmalıdır. Çünkü işimiz bu.
Bu konuda YÖK'ün de Bakan Çelik gibi tribünlere oynadığını defalarca dile getirdik. Onlar da çözüm peşinde değil. Hele hele gençler hiç umurlarında değil.
Öğrenciler mağdur olmuş, hayata küsmüş, aileleriyle birlikte yaşamları altüst olmuş, zerre kadar ilgilenmiyorlar.
Peki, bu sorun nasıl çözülecek?
Mağduriyet nasıl giderilecek?
Meslek liselerinin sorunları, ne iktidarın tribünlere verdiği yanlış görüntü gibi ne de YÖK'ün iddia ettiği gibi sadece imam hatiplerle sınırlı...
Daha önceki hükümetlerin düştüğü tuzağa, AKP iktidarı da düştü. YÖK'ü en fazla eleştiren kesimleri bile YÖK'ü savunur hale getirdi. Çünkü amaçları hiçbir zaman çözüm olmadı. Hep intikam peşinde koştular. Duygularının esiri oldular. Bu konuda, kamuoyunu karşılarına almalarının nedeni de bu.
Hazırlanan ilk YÖK yasa tasarısından, açık liselere yönelik düzenlemeye kadar hemen her konuda başarılı bir performans sergilediklerini söylemek yanıltıcı olur.
Bakan Çelik ve arkadaşlarının yapıcı eleştirilere dahi tahammülleri kalmadı. İçlerine kapanmalarının önemli gerekçelerinden biri de bu denilebilir. Ama oturup kamuoyuna doğruları anlatmak yerine ya parlamentodaki güçlerine dayanarak, yargıdan döneceğini bile bile tartışmalı icraatlara yöneliyorlar ya da biz yaptık oldu mantığıyla dayatma içerisine giriyorlar.
Ama her seferinde de yarattıkları umut boşa çıkıyor.
İşte bu yüzden, ne olur artık ÖSSzedelere yönelik bir yasa ya da yönetmelik çıkarmasınlar. Bugüne kadar yarattıkları hayal kırıklıkları yeter...
YÖK'e gelince: Anayasa'ya göre, yükseköğretime geçişi siz düzenliyorsunuz. Tamam bunu biliyoruz. AKP de herhalde anlamıştır artık. Anayasa'yı değiştirebilecek güçleri olduğu dönemde yapamadıklarını şimdi gerçekleştirmeleri çok zor. Geriye kala kala sizlerin bu konuda tansiyonu düşürücü bir adım atmanız kalıyor.
Ama burnunuzdan kıl aldırmıyorsunuz. Bu daha nereye kadar devam edecek? Olayı salt imam hatiplere indirgemeniz, meslek liselerinin tümünü karşı büyük bir haksızlıktır. Hele hele hiçbir konuda uzlaşmaz tutumunuz ve kamuoyunu tek yönlü olarak bilgilendirmeniz anlaşılır gibi değil.
Özetin özeti: Öğrenciler şu anda fillerin kavgasındaki çimenden farksızlar. AKP de, YÖK de artık bu konuda kendini sorgulamalıdır. O makamlara, umut tacirliği ve eziyet için değil, hizmet için geldiler. Hakkını da vermeliler...

aguclu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Pakistan 'millet' mi?
PAKİSTAN'ın yeşil zemin üzerine beyaz ay yıld...
Çetin ALTAN
Baharın çiçeklenen ağaçları ve "çete" haberleri...
İşte yine geldi cumartesi...
Melih AŞIK
Devlet müteahhidi
Dünkü hemen hemen bütün gazetelerde yer alan ...
Fikret BİLA
Büyükanıt olayı bir deneme mi?
Şemdinli olayları nedeniyle düzenlenen iddian...
Hasan CEMAL
Siyasette merkez ve Baykal!
İngiltere'de Muhafazakâr Parti üç seçimdir İş...
Güneri CIVAOĞLU
Konfeksiyon / Bedene özel
Erbakan'a "çok özel" yasa Çankaya'dan geri dö...
Can Dündar
İzmir için tema aranıyor
Avrupa'ya fetih değil ziyaret için giden ilk...
Abbas GÜÇLÜ
Umut tacirliğinden artık vazgeçin!
AKP iktidarı, üniversite adaylarıyla oynamakt...
Semih İDİZ
Kıbrıs'ta gidişat hiç de kötü değil
"Kıbrıs" denince bizde akla hep bardağın boş ...
Metin MÜNİR
(2) KKTC ekonomisi: Çıkıştan düşüşe mi?
Türk ve Rum bölgeleri arasında üç yıl önce ba...
Hasan PULUR
Hayırlı evlat, hayırlı torun
TÜRKÇENİN güzel dualarından, temennilerinden ...
Derya SAZAK
Sivil darbe
Orduya karşı darbe nasıl önlenir? CHP lideri ...
Meral TAMER
Gönüllüler tımarhanesine siz de katılın
13Kasım 1995'te ilk kez biz İstanbullulara se...
Tamer HEPER
Her iki kurum da yara almamalı
Bir haftadır gündem Kara Kuvvetleri Komutanı ...
Yaman TÖRÜNER
Büyük gizemler
Michael Bradley'in birkaç ay önce yayımladığı...
Güngör URAS
Sektörler KDV indirimi için sırada
Dostum Ege Cansen'le sohbet ediyordum. "Hüküm...
M. Ali BİRAND
Kamu oyunun kafası daha da karıştı...
Bundan önceki olaylarda, Adalet Bakanımız çı...

© 2006 Milliyet