|
 |
|
|
Para geldi, Aralık'ta Bornova Karşıyaka bağlantısı bitmiş olacak
Satır Arası / Deniz Sipahi
Kuzey çevre yolunun ihale süreci 1988'de başladı. Yani tam on sekiz yıl önce... Bu kadar süre içerisinde Türkiye'nin üzerine iki Türkiye daha inşa edildi ama İzmir'in kuzeyini güneye bağlayan yol bir türlü bitirilemedi.
İş adamlarımız, sivil toplum örgütlerimiz başbakanlara hazırlanan "İzmir Rapor"larında bu konuyu birinci madde yaptılar ama her seferinde "söz alıp" odadan çıkmak zorunda kaldılar.
Diğer büyük şehirlere yapılan yatırımlar buraya yapılmayınca haklı olarak İzmirliler isyan ettiler.
Ama yapacakları pek bir şey de yoktu.
Başkentin gözünde gelişmiş olarak kabul edilen İzmir, yıllarca kamu yatırımlarından verdiğinin sadece üçte biri oranında yararlanabildi.
Aslına bakarsanız çevre yolu dışında; kentin birçok problemi göz ardı edildi.
80'ler, 90'lar birçok açıdan "kayıp yıllar"dır.
Aynı dönemde İstanbul, Ankara, Bursa gibi şehirlere bakıldığında alternatif çevre yollarının tamamlandığını görürsünüz.
Bir gazeteci olarak da bu konular hakkında defalarca yazı yazmış olmak inanın canımı sıkmıyor değil.
Ama ne yapalım; bizler yazmaya, sizler de vatandaş olarak size düşeni yapmaya devam edeceğiz.
* * *
Gelelim son gelişmelere...
Çevre yoluyla ilgili geçtiğimiz günlerde yüklenici firmaya müjdeli bir haber verildi.
Son sekiz aydır tek bir kuruş verilmeyen proje için ödeneğin hazır olduğu iletildi ve işlerin hızlandırılması istendi.
Bakanlık 66 milyon doları hemen olmak üzere yıl sonuna kadar 120 milyon dolarlık kaynağı İzmir'e yollayacağını söyledi.
Yol çalışmaları bugünlerde Bornova Anadolu Lisesi ve Ege Üniversitesi önünde yoğunlaşmış gözüküyor. Kısa bir süre içerisinde buradaki çalışmalar tamamlanmış olacak.
Yüklenici firma temmuz ayının sonunda Bornova Atatürk Mahallesi'nden tünellere kadar olan bölümü tamamlamış olacak.
Ege Üniversitesi önündeki çalışmalar için konulan hedef tarih ise mayıs sonu...
Tünellerdeki çalışmalarda belli bir noktaya gelinmiş durumda.
Sonuç olarak 120 milyon doların gelmesi halinde yılın sonunda Bornova'dan Örnekköy'e yani tam Yamanlar Koleji'nin önüne kadar çevre yolu bitmiş olacak.
Şimdilik en büyük sorun Bornova'dan transit geçişin ara bağlantılar bitinceye kadar yapılamayacak olması.
* * *
Yani Ege Üniversitesi önünden İzmir-Aydın otobanına bağlantı geçişi yapılmış olacak ancak Aydın'dan gelen bir araç köprü bağlantıları gelecek yıl biteceği için Bornova merkeze girip çevre yolu bağlantısına geçiş yapmak zorunda kalacak.
Bence bu bile Altınyol'u by pass yapmak anlamına gelir.
Bornova'dan giren bir araç Örnekköy'e, oradan da Girne'den Karşıyaka'ya rahatlıkla geçiş yapabilecek.
Projenin geri kalan kısmı yani Örnekköy'den Sasalı'ya devam edecek yolun alt yapısı bu yılın sonuna kadar bitirilmiş ancak ara bağlantılar 2007'de tamamlanmış olacak.
Çevre yolu Sasalı'daki askeri bölgeye kadar devam edecek.
Kısacası...
Dişinizi biraz daha sıkın, Aralık ayında Bornova'dan Karşıyaka'ya Altınyol'a alternatif bir yola kavuşmuş olacaksınız.
BİR BAŞKA GÖZLE
"Ç harfi"nden RTÜK'e
İnternetteki bir arama motoru ile yaptığım taramada bir süre önce yazdığım "Ç harfi neden ağlıyordu?" başlıklı yazımın bir sitede (http://www.turkcan.org) kaynak gösterilerek yayımlandığını görmek hoşuma gitmişti, tabii yazıyı beğendiklerini bildiren sevgili dostlarımın sözleri de.
Gece bunları düşünürken uyuyakalmışım. Ve karşımda yine "Ç harfi."
Kızgınlığından bir şey kaybetmemişti, ama bana daha sevecen bakıyordu.
"Aferin, söylediklerimi ve olayları çarpıtmadan yazmışsın" dedi.
"Peki, öyleyse kaşların neden çatık? Yine niye kızdın?" diye sordum.
Sormaz olaydım. Tabelalardaki yabancı sözcüklerin yerine bu kez de kafasını televizyondaki reklamlara takmıştı.
Ağzından köpükler saçarak haykırmaya başladı.
"Televizyonlardaki reklamları izlerken boğazım düğümleniyor, kalbim duracakmış gibi oluyor. Reklamların neredeyse yarısı ya İngilizce, ya İtalyanca. İtalyan malları boykot edilirken satışları duran ve 'İki gözümüz önümüze aksın ki bizim İtalyanlarla ilgimiz yok, sadece markamız öyle' diyen bir firmanın reklamı bile İtalyanca. Utanmasalar Türkçe'yi altyazıdan da kaldıracaklar."
* * *
Birden hüzünlendi, yanında duran tabureye ilişti; gözleri uzaklarda bir noktaya sabitlenmişti.
"Ah, babacığım" diye fısıldadı.
"Senin baban kim?" diye soracak oldum.
"Benim babam Atatürk'tür" diye gürledi.
"Görmedin mi, her yerde bizi tahtaya çizerken resimlerimiz var. Babam sadece Türk harflerinin değil, üçgen, açı dikdörtgen gibi birçok sözcüğün de babasıdır. 1930'da söylediği 'Ülkesinin bağımsızlığını korumasını bilen Türk ulusu, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır' sözleri hala kulağımda çınlıyor" dedi.
* * *
Sonra yine reklamları hatırlamış olacak ki, "Sen o zamanlar küçüktün, belki hatırlamazsın" dedi.
Bir reklamda çizgi film karakteri olan kapıcının "Üst gattakiler ısındı, alt gattakiler pişmiyo, benim de goşuşmaktan dabanlarım şişmiyo" şeklindeki şiveli konuşması sakıncalı bulunmuş, yeni bir seslendirme ile İstanbul ağzına çevrilmişti.
Bugünse geldiğimiz duruma bak.
"Çocukların, gençlerin diline dolanan ve sonuçta dilimizi katleden bu yabancı dildeki reklamları şikayet edebileceğim bir kurum yok mu?" diye sordu.
"Bildiğim kadarı ile Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) var" dedim.
"O zaman RTÜK'e yaz" dedi.
"Hollanda'da sokaklarda bile Felemenkçe dışında konuşmak yasaklanmış. Siz de televizyon reklamlarındaki ve ürün sloganlarındaki yabancı dile son verin. Babamın kemikleri sızlıyor."
Elçiye zeval (suç) olmazmış.
(Ülgen Zeki Ok'un kaleminden)
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|