Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 12 Mart 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Dilinin altında bakla, herkesi karala kendini akla...


Vaktiyle "köylü"lülüğü aşamamış yoksul halk yığınlarından kopuk görünmek istemeyen varlıklı kişiler bile; olduklarından daha mütevazı bir izlenim yaratmaya, özel arabalarından "bizim külüstür Düldül" diye söz etmeye özen gösterirlerdi.
Adam başına düşen ulusal gelir birimindeki artışlar da dahil, çeşitli etkilerin esintisi altında, genel bir burjuvalaşma sürecine geçilmesiyle; hem "sonradan görme"liğin havalı hödüklüğü, hem olduğundan daha zengin görünmenin cakalı şişinmeciliği, hızla yaygınlaşmaya başladı.
* * *
Adamın biri, çoktandır görmediği bir dostuna rastlamış:
- Yahu kaç yıl oldu karşılaşmayalı Yusuf'cuğum, demiş; söyle bakalım nasılsın, nasıl gidiyor işler?
Eski dostu:
- Hemen şunu söyleyeyim ki, demiş; artık adım Yusuf değil, Özbiş. Özbiş adı, Yusuf'tan daha sosyetik. Nasıl mı gidiyor işler; olağanüstü iyi... Muazzam bir para kazandım; bıraktım çalışmayı malışmayı. Deniz kıyısında, iç içe salonları olan 10 odalı bir villa aldım. Sabahları önce denize giriyorum, sonra da verandanın üstünde yatıyorum. Öğleden sonra da, yine bir kez daha giriyorum denize, bir hayli yüzdükten sonra, verandanın üstüne çıkıyorum. Bazen geceleri de, şayet hava güzelse, verandanın üstünde uyuyorum...
Eski adıyla Yusuf'un, yeni adıyla Özbiş'in, yıllar öncesinden kalma arkadaşı:
- Kutlarım seni dostum, demiş; doğrusu harikasın...
Akşam eve dönünce de, karısına anlatmaya baylamış Yusuf'la nasıl karşılaştığını:
- Büyük paralar kazanmış, şimdi çok tatlı bir hayat yaşıyor... Kendisi de, karısı da adlarını değiştirmişler. Yusuf, daha sosyetik olan Özbiş adını almış; karısı Leman da, Veranda olmuş...
* * *
Dr. Ercan Alpagut'un anlattığı bir fıkra:
Büyük bir yapının üst kat inşaatında; biri İtalyan, biri İspanyol, biri de Belçikalı 3 işçi çalışıyormuş...
Bir öğle yemeği tatilinde İtalyan:
- Her gün pizza, her gün pizza... Bıktım artık her gün pizza yemekten, demiş; yarın da pizza gelirse, kendimi iskeleden aşağı atacağım...
Yanındaki İspanyol:
- Ben de, demiş; her gün paella yemekten usandım. Her gün paella, her gün paella... Yarın da paella gelirse, ben de atacağım kendimi aşağıya...
Belçikalı:
- Ben de midye yemekten usandım, demiş; her gün midye, her gün midye... Yarın da midye olursa, atıyorum kendimi aşağıya ben de...
* * *
Ertesi gün öğle yemeğinde İtalyana yine pizza, İspanyola paella gelmiş; Belçikalının ki de yine midye...
Öfkesinden deliye dönen İtalyan, atıvermiş kendini en üst kattan aşağı ve ölmüş. İspanyol da atmış kendini, o da ölmüş. Belçikalı, o da atmış kendini aşağı ve ölmüş o da...
* * *
İtalyan, İspanyol, Belçikalı; 3 inşaat işçisinin de cenazeleri birlikte kaldırılıyormuş.
İtalyan işçinin karısı, ağlıyor baygınlıklar geçiriyormuş:
- Ah keşke her gün pizza yapmasaydım, diye...
İspanyolun karısı da, hüngür hüngür ağlıyormuş:
- Keşke ben de her gün paella yapmasaydım, diye...
Belçikalının karısı, suratı asık, buz gibi duruyormuş.
Sormuşlar kendisine:
- Siz de her gün kocanıza midye göndermekten pişman mısınız, diye...
Belçikalı işçinin karısı, boynunu bükmüş:
- Bizimki, demiş; yemeğini her gün kendi yapardı...
* * *
Güvenlik kuvvetleri, gerçekleştirdikleri 98 operasyonda, "yasadışı silahlı çıkar örgütü" diye tanımlanan 39 çeteyi çökertip, 1000 kişi tutuklatmışlar...
Üstesinden gelinemeyen en belalı kaçakçı çeteleri; mafya-politikacı-bürokrat üçgeninden oluşan akaryakıt kaçakçılarının örgütlediği çetelermiş...
Ne var ki, işadamları da yakınıyormuş akaryakıt kaçakçılığından, politikacılar da, bürokratlar da...
Üst düzey emniyet görevlilerinden bazı uzmanlar ise, bunlardan bazılarının yakınmalarını buz gibi bir tavırla dinliyorlarmış.
Çünkü biliyorlarmış kaçakçılığı da bizzat onların yaptıklarını ve fırsat buldukça da yakındıklarını...
* * *
Nasreddin Hoca'ya sormuşlar:
- İstanbul'un trafik sorununu çözmek için, hazırlanmakta olan tünelli köprülü yeni planlamalar hakkında ne düşünüyorsun?
Hoca:
- Hani, demiş; bir bankadaki parasal olanakları ve "fleksibilite"yi göstermek için sık sık yayımlanan bir reklam var. Genç ve güzel bir hanım, genç bir beye bankanın "fleksibilite"sini anlatmak isterken; adamın önce bir ayağını ensesine götürüp koyuyor, sonra sağ kolunu sol kulağının arkasından ayağının üstüne; derken öteki ayağını da kaldırıp, onu da adamın ensesine öteki ayağının çaprazına yerleştiriyor ve sonra da geriye çekilip duruma şöyle bir bakıyor... Sanırım İstanbul'un çeşit çeşit tünelli ve köprülü yeni planı da, bankanın reklamına taş çıkartacak sonunda...
* * *
Faruk Nafiz'den bir şiirle bitirelim yazıyı:

Gözlerim, gözlerinde dinlenirken eriyor;
Eriyor yaklaşırken dudağına dudağım.
Zerrelerim çözülmüş gibi sesler veriyor,
Ben sıcak bir denize inen buzdan bir dağım.

Yanında damla damla bittiğimi duyarım;
Yoklarım yerinde mi, yüzüm, alnım, saçlarım...
Bir göğüs geçirerek, derim ki yine varım,
Ama bir rüya gibi şimdi kaybolacağım.

Bir gün için, içimde neyim varsa alacak;
Varlığım bir su olup kabından boşalacak.
Benden sana hatıra yalnız şunlar kalacak:
Boş bir yağın, elbisem, gömleğim, boyunbağım.

c.altan@prizma.net.tr








Çetin ALTAN
Dilinin altında bakla, herkesi karala kendini akla...
Vaktiyle "köylü"lülüğü aşamamış yoksul halk y...
Melih AŞIK
Türbanlı hekim
Tayyip Erdoğan "müjde"yi geçen yıl 29 Ekim'de...
Fikret BİLA
Güneydoğu sorunu için siyasiler ne çözüm üretti?
Önce iki konuyu birbirinden ayıralım:
Hasan CEMAL
Özal'dan Erdoğan'a!
Yıl 1986, Türkiye araseçimlere gidiyor. Özal,...
Güneri CIVAOĞLU
Siyah-Beyaz Büyük Kulüp
Türkiye'nin en eski kahvesidir aslında... CER...
Can Dündar
Hilale saygı isteyen haça saygı göstermeli
Peygamberi aşağılayan Hz. Muhammed karikatür...
Abbas GÜÇLÜ
Türkiye yeni bir kaosun eşiğinde
Hükümet ile YÖK arasındaki gerginlik, önümüzd...
Metin MÜNİR
Nefes borusu Rumların kontrolünde
KKTC'nin dünya ile serbest ilişki içinde olma...
Hasan PULUR
İstiklal Marşı ve Mehmet Akif...
BUGÜN "12 Mart". Bu tarih size neyi hatırlatı...
Derya SAZAK
Yumurta devrimi
Yumurta atan dokuz gence şiddet kullanarak dü...
Meral TAMER
Sevince ladessiz sevmeli
"1Nisan gibi lades de eskiden bir şans kemiği...
Ece TEMELKURAN
Hacivat ve Karagöz Meclis'te
Önceki gece Ankara'da AKP'li milletvekilleri,...
Tamer HEPER
Yine kredi kartları sorunu
Kredi kartları konusunu çok yazdım. Öyle görü...
Osman ULAGAY
YTL'yi düşürmenin kolay yolu
Geçen Pazar bu köşede yer alan yazıda, Türkiy...
Güngör URAS
Y. Çetiner 1948'den bu yana olan biteni yazdı
Milliyet yazarlarından Yılmaz Çetiner'in yeni...
Serpil YILMAZ
Erbakan'a büyük gelen gömlek: Abbate
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, eski başbak...

© 2006 Milliyet