|
Siyah-Beyaz Büyük Kulüp
Türkiye'nin en eski kahvesidir aslında... CERCLE D'ORIENT'dan BÜYÜK KULÜP'e adlı kitabı, bir gecede keyifle ve -susuz- yutarcasına okudum. Sanki siyah-beyaz bir film...
Kahveler, Avrupa'nın gazete işlevini gören ilk mekânlarıydı.
Paris'in Saint Germain semtindeki PROCOPE kahvesi ihtilalin fikir ve zikir odağıydı.
Hatta orada hesabı ödeyemediği için genç bir subayken Napolyon'un şapkasını rehin bırakmak zorunda kaldığı bile söylenir.
Osmanlı'da da 16. yüzyılın başlarından itibaren kahveler açıldı. Yüzyılın sonunda sayıları 600'ü bulmuştu.
Oralarda içki, afyon içilir; satranç, tavla oynanırdı ama asıl, siyasi sohbetler yapılırdı.
Kahveler sonraları kıraathaneye dönüştü.
Divanyolu'nda bir kıraathane, Tasvir-i Efkâr gazetesine bir ilan vererek ramazan eğlenceleri yerine kitap ve gazete hediye ettiğini duyurmuştu.
Avrupa'da 17. yüzyılda clubbing=kulüpte buluşma ile coffee houses=kahvehaneler deyimleri özdeşleşiyor. Bir aşama sonrası Cecle=serkl diye anılan cemiyetlerin oluşması...
Kurucuları, "devrimin kökleştirdiği özgürlükler çerçevesinde karşıt düşünceleri de bir arada açıklamayı benimseyen" kişilerdi.
İşte... 5 Mart 1882'de kurulan ve artık adı BÜYÜK KULÜP olan CERCLE D'ORIENT, İstanbul'da bu çağdaş akımın uzantısı....
BÜYÜK KULÜP, Osmanlı'dan bu yana devam edebilen çok az kurumdan biridir.
Orhan Koloğlu'nun kitabı sosyolojik bir tez değerinde.
O dönemin fotoğrafları, illüstrasyonları, belgeleri, karikatürleri ile diğer yapıtları gibi gene çok değerli bir çalışma ve akide şekeri gibi lezzetli bir üslup.
CERCLE D'ORIENT'a dönelim...
İlk yeri; Abraham Paşa'nın o zaman Grand Rue de Pera adı verilen İstiklal Caddesi üzerindeki binası...
Kurucular, dönemin büyükelçileri ve yüksek düzey diplomatları ile bazı Türkler...
Abdülhamit'in yakınlarını almıyorlar.
Bazı katlarda kente yeni gelen diplomatlar ikamet ediyor. Bu dairelere "Dame de societe=sosyete hanımı" dışında kadın sokulması yasak.
CERCLE D'ORIENT, 1908 Meşrutiyeti'ne kadar görkemli yıllar yaşatıyor üyelerine...
Fransız ağırlıklı Osmanlı ve İtalyan mutfağı, zengin şarap kavı, balolarıyla ünlü. İlk elektrikle aydınlanma, CERCLE'de yaşanıyor.
Okuma odasına daha o zamanda Le Figaro, Le Temps, I'llustration, La vie Pariseenne, The Times, New York Herald, Messager Russe gazeteleri ve dönemin dergileri geliyor, oldukça zengin bir kitaplığı da var.
Her dönemin iktidarı bu kulübe yansıyor.
İlk dönemin başkanları, büyükelçiler...
Sonra... İttihatçı liderler, kulübün yönetimine ağırlık koydular.
CERCLE, öylesine bir odaktı ki, İtalya Elçiliği Müsteşarı Garbasso'nun, Libya için Osmanlı Devleti'ne savaş ilanının notasını 29 Eylül 1911 gecesi Sadrazam İbrahim Hakkı Paşa'ya orada her zamanki gibi briç oynarken sunduğu söylenir.
İstanbul, işgal altına girdiğinde bu kez işgal kuvvetlerinin komutanları CERCLE'in yönetimini ele alırlar. Ancak... Ankara hükümeti artık savaşı kazanacağını belli etmektedir. Yeni başkan için savaşın sonucu beklenir. İstanbul'daki en eski büyükelçi olarak Baron de Wangenhein başkan vekilliğine getirilir.
1923 sonrası Cumhuriyet Türkiye'si CERCLE'e ağır toplarını gönderir. Örneğin Yahya Kemal, Necmettin Sadak, Celal Bayar, Yunus Nadi, Ali Fuat Cebesoy Paşa yeni üyelerdir. Şükrü Kaya, önce başkan yardımcısı, sonra başkan olur.
CERCLE D'ORIENT'ın adı da 1944'te BÜYÜK KULÜP'e dönüşür.
BÜYÜK KULÜP daha sonra ağırlığını Anadolu yakasına kaydırmıştır. Türkiye'nin en seçkin ve köklü bir kurumu olarak işlevini sürdürmektedir. Bugün kongre var.
Yıllarca başarıyla görev yapmış son başkan Duran Akbulut'tan görevi devralmak için kulübün babadan köklü üyesi gönül dergâhından Yağız Ali Dağlı adaylığını koydu.
Bu göreve, sadece adaylığını değil, yüreğini de koyduğunu biliyorum.
Keşke asırlık çınar Galatasaray'a da böyle sorunsuz ve keyifli bir kongre yaptırabilseydik.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|