Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 12 Mart 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sevince ladessiz sevmeli


"1Nisan gibi lades de eskiden bir şans kemiğiydi. Tavuklar uğurlu sayılırdı, lades kemikleri de... İngiltere'de Noel'de hindinin lades kemiğini ele geçiren genç kız, evinin kapısına asardı ve yeni yılda o kapıdan giren ilk bekâr erkekle evleneceğine inanırdı. Lades kemiği o zamanlar kısmet açan bir tılsımdı.
Sonra gün değişti, insanlar lades kemiğini kırmaya ve birbirlerini kandırmaya başladılar."

Dökmen'in ilk romanı
Yukarıdaki satırlar, kurulduğundan beri istikrarlı bir çizgi izleyen Sistem Yayıncılık'ın 500. kitabı olarak piyasaya çıkan Ladesçi adlı romandan. Romanın yazarı Prof. Dr. Üstün Dökmen'i ilk dinlediğimde, "Günlük davranışlarımızdaki hataları karikatürize ederek yüzümüze vuran ve bizi kahkahalara boğan süper eğitimci" diye yazmıştım.
TV programları ve eğitici kitaplarından tanıdığımız Prof. Dr. Üstün Dökmen, ilk romanı Ladesçi'de de keskin zekâsı ve akıcı üslubuyla bizleri hem güldürüyor, hem de toplumsal hastalıklarımıza iğnelerini batırmaya devam ediyor.

Çocukluğumun ladesi
Kitap beni çocukluğuma, akşam yemeklerinde annem, babam ve Melahat'le lades oynadığımız günlere götürüverdi. Evde tavuk piştiği günler, yemeğin ayrı bir keyfi vardı. Mutlaka lades tutuşulur, tıpkı romandaki Cemil'in babası gibi lades kemiğinin uzununu koparan, daha birinci dakikada karşısındakini kandırmaya çalışırdı.
Tavuklar but, göğüs, hatta kemiksiz parçalar halinde satılmaya başlandığından beri bizim evde lades oynanmıyor. Dahası kuş gribi meselesinden sonra evimize tavuk da girmiyor.
Çocukluğumda lades, sadece bir oyundu. Masum duygularla oynadığımız, çok eğlendiğimiz bir oyun. Romanda ise farklı bir lades çıkıyor karşımıza:

Üçkâğıtçılık mı?
"Lades tutuşanlar, ladesli olduklarını unutmamaya ama rakibine unutturmaya çalışırlar. Ladeste kanmayıp kandırmak esastır. Lades bir anlamda oyun yoluyla üçkâğıtçılıktır. Lades oyununda yaşamla mücadele, ötekiyle kavga vardır. Yani lades kemiği, birbirleriyle yarışanların ellerine yaraşır.
(...) Cemil lades oynarken, dikkatli olmayı, kendi olanaklarını iyi kullanıp çevrenin eksiklerinden faydalanmayı öğreniyordu. Lades basit bir oyun değildir; bir sinir, bir strateji savaşıdır. Sizi gerçek hayata hazırlar.
(...)Sen lades seviyorsun, kanmadan kandırmak istiyorsun. Ama senin oyun diye oynadığın şeyi, ciddi ciddi her işte yapıyor kimileri, sürekli kandırarak birilerini. Herkes herkesi kandırıyor ve herkes devleti, devlet de kendi kendini. Herkes birbiriyle ladesli. Dürüst olmama konusunda milli mutabakat var galiba!

Aşkta lades olmaz
(...) Cemil, ilkokul 5'te bir kıza aşık oldu. Çevresindeki herkesle, en azından içinden lades oynadığı halde, Gülşen'le hiç lades tutuşmadı. İnsan sevdiğini kandırmamalı diye düşünüyordu. Daha sonraki yıllarda Gülşen'i unuttu, ancak bu olaydan çıkardığı dersleri unutmadı:
1) Birisini sevdiğinizi unutmak istemiyorsanız, onunla etkileşiminizden kâr elde etmeyi unutmalısınız.
2) Sevdiklerimizi sevdiğimizi aklımızda tutmak, bazen ladesli olduğumuzu aklımızda tutmaktan daha zordur.
3) Sevdiklerimizi kandırmak, onlara karşı dürüst olmaktan daha kolaydır.
Belki de şöyle bir slogan olmalı: Sevince ladessiz sevmeli.

mtamer@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Dilinin altında bakla, herkesi karala kendini akla...
Vaktiyle "köylü"lülüğü aşamamış yoksul halk y...
Melih AŞIK
Türbanlı hekim
Tayyip Erdoğan "müjde"yi geçen yıl 29 Ekim'de...
Fikret BİLA
Güneydoğu sorunu için siyasiler ne çözüm üretti?
Önce iki konuyu birbirinden ayıralım:
Hasan CEMAL
Özal'dan Erdoğan'a!
Yıl 1986, Türkiye araseçimlere gidiyor. Özal,...
Güneri CIVAOĞLU
Siyah-Beyaz Büyük Kulüp
Türkiye'nin en eski kahvesidir aslında... CER...
Can Dündar
Hilale saygı isteyen haça saygı göstermeli
Peygamberi aşağılayan Hz. Muhammed karikatür...
Abbas GÜÇLÜ
Türkiye yeni bir kaosun eşiğinde
Hükümet ile YÖK arasındaki gerginlik, önümüzd...
Metin MÜNİR
Nefes borusu Rumların kontrolünde
KKTC'nin dünya ile serbest ilişki içinde olma...
Hasan PULUR
İstiklal Marşı ve Mehmet Akif...
BUGÜN "12 Mart". Bu tarih size neyi hatırlatı...
Derya SAZAK
Yumurta devrimi
Yumurta atan dokuz gence şiddet kullanarak dü...
Meral TAMER
Sevince ladessiz sevmeli
"1Nisan gibi lades de eskiden bir şans kemiği...
Ece TEMELKURAN
Hacivat ve Karagöz Meclis'te
Önceki gece Ankara'da AKP'li milletvekilleri,...
Tamer HEPER
Yine kredi kartları sorunu
Kredi kartları konusunu çok yazdım. Öyle görü...
Osman ULAGAY
YTL'yi düşürmenin kolay yolu
Geçen Pazar bu köşede yer alan yazıda, Türkiy...
Güngör URAS
Y. Çetiner 1948'den bu yana olan biteni yazdı
Milliyet yazarlarından Yılmaz Çetiner'in yeni...
Serpil YILMAZ
Erbakan'a büyük gelen gömlek: Abbate
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, eski başbak...

© 2006 Milliyet