Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Mart 2006 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Kürkçü dükkanına döner gibi sahneye geliyorlar"

Zeliha Berksoy'un yönettiği "Mikado'nun Çöpleri" adlı oyun 15 Mart'ta başlıyor. Başrollerinde aslında tiyatrocu olan ama bizim dizilerden ve sinemadan tanıdığımız iki yetenekli ve genç oyuncu Devin Özgür Çınar ve Timuçin Esen var. Hocaları Berksoy "Dizi oyunculuğu ne kadar tatmin edebilir? Tilkinin dönüp dolaşıp geldiği yer kürkçü dükkanıdır. Onlar da kürkçü dükkanı misali sahneye dönüyorlar" diyor

ASLI ÇAKIR - aslicak@milliyet.com.tr


Yıldızları "Gönül Yarası" filmiyle parlayan, TV dizilerinde de seyrettiğimiz iki genç oyuncu. "Hırsız Polis"in yakışıklı polisi Timuçin Esen ve "Hayat Türküsü"nün öğretmeni Devin Özgür Çınar. Şimdi "Mikado'nun Çöpleri" isimli oyunla tiyatro sahnesindeler.
15 Mart'ta Akatlar Kültür Merkezi Melih Cevdet Anday Sahnesi'nde başlayacak olan oyunun rejisörü ise Türk tiyatrosunun en önemli isimlerinden Zeliha Berksoy. Anday'ın bu iki kişilik oyununda ilk defa bir araya gelen oyuncular gerçek hayatlarında ise bir süredir sevgililer.
Röportaj sırasında sözü çoğunlukla hocalarına bırakan iki oyuncudan Devin Özgür Çınar'ı "İkinci Bahar" dizisinin Cennet'i olarak da hatırlıyoruz. Gülümsemesiyle çok hoş görünen, tatlı bir kadın.
Son günlerin gözdesi Timuçin Esen'e gelirsek... Röportajlarında gazetecileri yıldırdığını biliyorduk. Gördük ki neredeyse "off"layarak başlayan cevapları, "Sahnede anlaşıyor musunuz, paslaşıyor musunuz?" gibi basit bir soruya "Oyunculuk açısından, değil mi?" diyecek kadar savunmacı duruşuyla gerçekten bir röportajcının "içini şişirebilir". Yakışıklı mı? Beğeneni çok. Eğitimi gayet iyi. Konservatuvardan sonra Amerika'da sinema, üzerine bir de yönetmenlik eğitimi almış. Baş başa bir röportajda nasıl bilmem ama ekranda sıklıkla gördüğümüz -siz şaşkın deyin, ben sıkıntılı- bakışlarıyla bir röportajı geçirebiliyor. Oysa gülümsediğinde anlaşılıyor ki gülmek ona da sevgilisi gibi yakışıyor. Fotoğraf çekiminde de Ercan Arslan "Gülümseyin" dedikçe, bir yandan da Çınar itekliyor. "Ben hep gülüyorum, sen böyle, olmaz ki" diyor.
Ve Zeliha Berksoy... Sadece sanatçılığıyla değil, rahatlığı, konuşması, sorulara sıkılmadan verdiği cevaplarla da gençlere örnek olabilir.


Timuçin E.: "Devin'le çalıştığım için şanslıyım"
Devin Ö. Ç.: "Hep Timuçin'le oynamak istemiştim"



Biraz oyundan bahsedebilir misiniz?
Zeliha Berksoy: Melih Cevdet Anday bir şair olarak, tiyatro yazarı olarak dünya çapında büyük bir ustamız. "Mikado'nun Çöpleri" de onun mücevher oyunu. Bir kadın bir erkek üzerinden, kadın-erkek ilişkisinden hareketle toplumsal bir eleştiri yaptığı bir oyun. Bu oyun bugün dünyanın içinde bulunduğu çaresiz durumu, savaşları anlatıyor.

Oyuncuları nasıl seçtiniz?
Zeliha B.: Timuçin zaten bizim okul mezunu. Devin de Hacettepe mezunu. Ama fark etmez, o da benim öğrencim. Ayırt etmem. Timuçin okul sırasında da Dikkatimi çeken, frekansımın çatıştığı bir öğrenciydi.. Hepimiz aynı çevredeniz, tabii birbirimizi buluyoruz.

"Timuçin derviş bir çocuktu"

Timuçin bey öğrenciyken nasıldı?
Zeliha B.: Çok serinkanlı, sakin ve çok dikkatli dinleyen bir öğrenciydi. Bazen de dalgın dalgın dinlerdi. Demek ki kuru kuruya dinlemiyor da içinde fırtınalar kopuyor diye düşünürdüm. Saçları çok uzundu. Dingin bir öğrenciydi ama sahnede öyle değildi. Çelebi, derviş bir çocuktu.

Devin hanım için neler diyeceksiniz?
Zeliha B.: Tabii oyunculukta en önemli şey zeka. İki oyuncu da çok zeki. Devin'in işlek ve cin fikirli bir yapısı var.

İki kişilik ve iki saatlik bir oyun. İyi bir performans gerekiyor. Fiziksel olarak da çok iyi durumda olmanız gerekiyor. Bunun için neler yapıyorsunuz?
Devin Özgür Çınar.: Fırsat buldukça spor yapmaya çalışıyorum. Onun dışında da çok yorucu bir piyasanın içindeyiz. Aynı zamanda dizi çekimleri olunca... Aslında en çok iman gücü diyebilirim. Motivasyon sizi ayakta tutuyor.
Timuçin Esen: Vallahi ben de vakit buldukça spor yapmaya çalışıyorum. Yapmak gerekiyor çünkü spor insanı ruhen de dinlendiriyor. Çalışma saatlerinden ziyade bir şey üzerinde çalıştığınız zaman set veya sahne dışında da, yalnız başına olduğunuzda da o sizin kafanızı meşgul ediyor. En büyük zorluk bence beyni ne zaman nereye ayırmak gerektiği.
Zeliha B.: Benim oyunculuk zamanımda matine suare oynardık. Çift oyun oynardık. Akşam 5'te tiyatroya girerdik, gece 12'de çıkardık. Bir orada yatmadığımız kalırdı. Her dönemin kendi içinde bir zorluğu var. Şimdi de genç oyuncuların dizi modası çıktı. Dizi yapmak insanı nereye kadar var eder ya da tatmin eder? Tabii ki böyle bir proje olduğu zaman onların ilgisini çekiyor. O tutkuyla zamanları aşıyorlar. Ayrıca burada üçümüz de sanki dingin bir mabedin içinde huzura eriyoruz. Bir kere "Ay, yorulduk hocam" demediler.

Siz seyrediyor musunuz dizileri?
Zeliha B.: Öğrencilerimin oynadığı dizileri seyrediyorum.

"Dizilerde tiyatrocular olmalı"

Öğrencilerinizin dizilerde oynamasını nasıl buluyorsunuz?
Zeliha B.: Bu şimdi iki ucu keskin bir kılıç. Öğrenciyken dizilerde oynamalarını iyi bulmuyorum. Çünkü insanın bir tiyatro eğitiminden sonra değerlerini ve oyunculuğunu bir savunmaya almalı, onu halletmeli. Bunun sonrasında dizilerde de oynayabilir. Bu da faydalı olur. Ben dizilerde de zaten tiyatro oyuncularının oynaması taraftarıyım. Ama sadece tiyatro oyuncularının. Şarkıcıları, mankenleri, yoldan geçenleri kabul etmiyorum. Böyle olduğu müddetçe dizileri ciddiye almıyorum.

Timuçin bey siz Devin hanımla sevgilisiniz. Beraber evde de çalışıyor musunuz? Oyun provaları dışarı sarkıyor mu?
Timuçin E.: İşin o tarafına hiç girmeyelim de, iki oyuncu bir oyunda oynuyorsa mutlaka o konuşmalar dışarıda da olur.

Ne zamandan beri tanışıyorsunuz?
Timuçin E.: Konservatuvar yıllarından beri.

Sahnede nasılsınız? Anlaşıyor musunuz? Paslaşıyor musunuz?
Timuçin E.: Devin'le çalıştığım için çok şanslıyım. Rahat olmaktan öte kendi aklınızda başka pencereler açan, oyunla ilgili başka düşüncelere sevk eden bir alışveriş olabiliyor.
Devin Ö. Ç.: Ben hep Timuçin'le bir oyunda oynamak istemişimdir. Büyük bir şans.

Sinema projeleriniz var mı?
Timuçin E.: Şu anda somut olarak anlaştığımız, yapacak bir şey yok.

Ama kafanızda tiyatro gibi sinema yapma isteği var ama değil mi?
Devin Ö. Ç.: Var tabii ama iyi bir sinema filminde oynamak. Yoksa mutlaka sinema filminde oynamalıyım diye bir düşüncem yok. Nasıl bir iş olduğu önemli.

Timuçin bey, siz yazıyorsunuz da. Bir senaryo düşünceniz var mı?
Timuçin E.: Aman bir dizi senaryosu yazayım diye bir şeyim yok ama elbette üzerinde uğraştığım şeyler var.

Müzikle de uğraşıyorsunuz.
Timuçin E.: Grubumuz vardı. Solisttim ve gitar çalıyordum. Beyoğlu'nda çalıyorduk.
Hâlâ da hayatımın önemli bir parçası müzik.

Kızlar size bayılıyor. Sokakta durduranlar, gece rastladı mı öpmeye çalışanlar, e-postalar falan başladı mı?
Timuçin E.: Benim bunları böyle bir platformda anlatmam...

Ben de "Hayranlar bana" deyin demiyorum.
Timuçin E.: Yaptığım işlerden dolayı olur böyle şeyler.





CUMARTESİ
"Kürkçü dükkanına döner gibi sahneye geliyorlar"
İlkbaharın klasiği
Moda dünyasını "baş aşağı çevirdiler"
"Artık takıya süs eşyası olarak bakmaya başladık"
ne var, ne yok
Açık Radyo'da şenlik var
En moda En yeni
"Derin bir uyku için büyük yatak şart"
Taze çimen suyuna buyurun
yeni
MİNİKLERİN DÜNYASI





Melis Alphan
Cengiz Eren
İlke Gürsoy
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç Ural

© 2006 Milliyet