
|
|
|
 |
|
|
Pazartesi yazıları
Pazar sabahları televizyonlar yok efendim magazin, dekorasyon gibi programlar koyuyorlar. Genç bir delikanlı, belli bu müzik dünyasına yeni adım atmış, soruyorlar; "Sevgilin var mı?" Çocukçağız ne desin; "Her normal insan gibi var" diyor. Sonra soru devam ediyor; "Sevgilin nasıl olmalı?" Genç şarkıcı evladım hayalindeki kızı şöyle tarif ediyor; ağırbaşlı ve romantik. Ben bunları niye yazıyorum? Pazar sabahı bunları izlettiriyorlar. Diyeceksiniz ki; "Kardeşim başka kanala geç!" Bakın şöyle izah edeyim; insanların alışkanlıkları oluyor. Örneğin gazete. Belli bir gazete okursunuz. Hatta ailenin bir parçası gibidir. Televizyonda kanal seçmek de böyle. İzlemeye alışık olduğunuz üç beş kanal var. Özellikle sevdiğiniz dizilerin olduğu kanalardır ekseriyetle. Öyle elde kumanda oraya buraya dolaşacak halimiz yok artık. Bazen yazıyorlar: "Efendim belgesel kanal da var, neden izlemiyorsunuz?" diye. Ben oturup da bu yaştan sonra nerede hangi kanal diye uğraşacak halim yok. Rast gelirsem mesela TRT'de, evet izliyorum. Diyeceğim, her evde belli kanallar izlenir. Bu bir alışkanlıktır. Bu nedenle izlediğim kanallardan, pazar sabahları romantik filmler koymalarını bekliyorum, biz yaştakileri eski günlere götürecek.
* * *
HANGİ kanalda olduğunu şu an tam hatırlayamıyorum. Ama bir sağlık programıydı, şöyle diyordu; "doğru ve güzel yaşlanmanın yolları". Dikkatimi çekti. Genelde sağlık ve yaşam akla gelince çıkış yolu genç kalmak, güzel olmak üzerine bir takım formüller oluyor. İnsanın doğasında yaşlanmak kabul edilecek bir gerçek değil. Hangimiz bunu içimize sindirerek yaşayabiliyoruz. Ama nasıl denir, doğru ve güzel yaşlanma ihtimali moralimi düzeltti. Güzel yaşlanabileceğim aklıma gelmemişti. Kim ne derse desin yaşlanmak yeni yetişen, taze, duru bir insana bakınca bir nevi iç sızlamasıdır. Emekli maaşı ile oramızı buramızı gerdirecek halimiz olmadığına göre güzel yaşlanmasını öğrenmekten başka çare yok.
* * *
AVRUPA maçlarına rast geldiğimde takip ederim. Cumartesi baktım Real Madrid'in maçı var. Hey gidi günler... Gençliğimizin rüya takımı. Bir Di Stefano vardı bilir misiniz? Neyse uzatmayayım, oturdum maçı izlemeye başladım. Bir pozisyon oldu. Hakem düdük çalmamasına rağmen Madrid'li futbolcu topu eline aldı. Bütün stad ayakta. Bu arada unuttum Madrid deplasmanda oynuyor. Ben de bunu tekrar gösterince farkettim. Bal gibi penaltı. Futbolcu oyun durdu zannetmiş, topu ayağında sektirip eline almış. Bizde hakemler hata yapınca Avrupa'dan hakem getirelim diye bağırırlar. İspanyol hakemin halini gördük.
s.kologlu@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|