
|
|
|
 |
|
|
Milliyet'ten okurlarına
Milliyet internet sitesi dünya sıralamasına girdi
Doğan Akın
Dünya internetin merceğinde küçülmeye devam ediyor. Buna karşılık mesleğimizin evrensel parkuru internette büyüyor. Milliyet, bu parkurda da sağlam adımlarla ilerliyor.
Geçen hafta Milliyet'te, önemli bir basın haberi okudunuz. Ercüment İşleyen yönetimindeki Milliyet'in internet sitesi, bu alanda uluslararası ölçüm yapan "Alexa.com"un dünyada en çok ziyaret edilen sitelerden oluşan "Global 500" listesine Türkiye'den girebilen tek haber sitesi oldu.
Hergün "500 bini aşkın" kişinin izlediği "milliyet.com.tr", tamamı İngilizce yayın yapan "dünyanın en çok ziyaret edilen 10 haber sitesi"nin sıralandığı listeyi, pırıl pırıl bir Türkçe ile Reuters News Online'ın hemen ardından zorluyor.
Milliyet'in ortaya koyduğu iddianın Türkiye'de de ödüllendirildiği bir hafta geçirdik. Deneyimli güvenlik muhabirimiz Tolga Şardan, "Üniversiteliye Büyük Gözaltı" haberiyle yazılı haber dalında Çağdaş Gazeteciler Derneği ödülünü kazandı. Altan Burgucu da, "YÖK Ezmesi" konulu fotoğrafıyla ödüle değer görüldü.
Milliyet Ankara Bürosu'nda çalışan iki arkadaşımızı ve ödül kazanan meslektaşlarımızı kutluyoruz.
"Savcı yine iddialı"
Titiz yargı muhabirimiz Gökçer Tahincioğlu, 4 Mart Cumartesi akşamı Şemdinli iddianamesine ulaşınca gece yarısına doğru manşetimiz değişti.
Van Savcısı Ferhat Sarıkaya, daha sonra yanlış anlaşıldığını savunan bir işadamının ifadelerini temel alarak Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ı önce "suç örgütü kurmak, evrakta sahtecilik, görevini kötüye kullanmak ve adil yargılamayı etkilemeye çalışmak"la suçlamış, sonra da "görevsizlik" kararı vermişti.
Gazetelerin büyük bölümünün atladığı bu haber, Milliyet'in manşetinde "Org. Büyükanıt'a şok suçlama" başlığıyla duyuruldu. Olay, "Rektör savcısı yine iddialı", "Şemdinli Sarsıntısı", "Erdoğan freni", "Krizi donduran soruşturma emri" başlıklarıyla dört kez daha çıktığı manşetimizde bütün ayrıntılarıyla işlendi.
Milliyet'in olayın hukuki boyutlarına ışık tutarak sergilediği haberciliği doğrulayan gelişmeler, gazetecilikte haberi yakalamak kadar olaylara doğru yaklaşımların da büyük önem taşıdığını ortaya koyuyordu.
Önce sağlık!
Yarın kutlanacak Tıp Bayramı öncesinde yapılacak kısa bir muhasebe bile, Türkiye'nin büyük sağlık sorunlarını hâlâ çözemediğini gösteriyor. Milliyet için daima öncelik taşıyan halk sağlığı alanındaki sorunları kararlılıkla izlemeyi sürdüreceğiz.
Beş kriz gününü izleyen manşetimiz, dünya görüşleri taban tabana zıt iki tıp hocasını, bu toplumsal sorun konusunda belki de ilk kez buluşturan önemli bir habere ilişkindi.
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Prof. Dr. Türkân Saylan, meslek örgütleri "zorunlu hizmet"e karşı çıkan hekimleri eleştiriyordu. Prof. Saylan, "Hâkimi, savcısı, askeri, öğretmeni tıpış tıpış giderken hekimi zulüm sayar oralara gitmeyi. Mahrumiyet bölgelerini; oralara gitmemekle, her şeyi kötülemekle, aldığımız eğitimi hemen paraya dönüştürme hırsıyla biz yaratıyoruz" diyordu.
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ da, sağlık muhabirimiz Yıldız Yazıcıoğlu'na, köylerde hasta taraması yaparken kendi mesleki ideallerini de etkilediğini vurguladığı Prof. Saylan gibi hekimler aradığını söylüyordu.
Hâkim var, hekim yok
Milliyet'in "Hâkim gidiyor, hekim kaçıyor" başlığıyla verdiği haberin başlattığı tartışma günlerdir sürüyor. Konu, Türkiye'nin sağlık sorunlarının acil çözümler gerektirdiğini çarpıcı bir örnekle gözler önüne seriyor.
Kurucusu son günlerinde "Beni Türk hekimlerine emanet ediniz" diyen bu ülke elbette "ithal doktor" arayışlarını, donanımsız hastaneleri, sahipsiz kalmış sağlık personelini hak etmiyor.
Ancak hekim beklerken çaresiz bırakılmış insanları, yapayalnız hasta çocukları, "Şehrimize uzman hekim geldi" konulu basın toplantılarını hak ediyor mu?
dakin@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|