|
Pakistan'da Kızılay'ın melekleri
Muzafferâbad şehri, Türk Kızılay'ının çalışma merkezi. Kadın, erkek bütün Kızılay personeli çadırlarda yatıp kalkarak hizmet veriyor, güler yüzlü ve dinamik olmayı da başarıyorlar
Deprem bölgesinde Muzafferâbad şehri, Türk Kızılay'ının çalışma merkezi. Çadırda bir toplantıdayız. Sarışın, güzel, sevimli bir genç kadın Türkçe ve İngilizce brifing veriyor. Herkes kendisine büyük saygı gösteriyor.
Kendisini "Sayın Generalim..." diyerek tebrik ediyorum; çok dirayetli olmasından ve giydiği Kızılay 'üniforması'ndan dolayı onu bir bayan general gibi görüyorum.
İsmi, Banu Üçüncüoğlu... Muzafferâbad merkezli bütün yardım operasyonlarını o çekip çeviriyor; sistemi saat gibi işletiyor. Sokaktaki pasaklı bir çocuğu kucağına alıp sevmesini, hastaları okşayıp şefkat göstermesini de biliyor.
Sahra hastanesi...
On kadar büyük çadır; ameliyathane de eczane de bu çadırda. Günde ortalama 500 hastaya hizmet veriliyor. Kapısında özellikle kadın ve çocuklar uzun bir kuyruk oluşturuyor.
Beyaz hemşire kıyafetli, sarışın bir bayanı görüyorum, konuşuyoruz. Antalyalı Nilüfer Genç, hastane hizmetlerinin sorumlusu. Kızılay'ın bu meleği de genç, güzel ve güler yüzlü...
Çadırları dolaşıyorum, şurası yemekhane, şurası eczane, şurası kadın hastalıkları bölümü, onun yanında çocuk hastalıkları, ileride ameliyathane... Kızılay'ın kırmızı üniforması içinde Sevil Şenuzun bilgi veriyor. O da güzel ve sevimli bir genç kadın. Dün akşam en son başvuran hasta sayısının 49 bin 547 olduğunu söylüyor. Hastanenin lojistik desteğini yönetiyor.
Bu kız, kadın ve erkek bütün Kızılay personeli çadırlarda yatıp kalkarak hizmet veriyor, güler yüzlü ve dinamik olmayı da başarıyorlar.
Sahra hastanesinin kapısında kocaman iki bayrak var; Türk ve Pakistan bayrakları... Türkiye-Pakistan kardeşliğini haykırıyorlar.
Psikolojik tedavi
Celaban şehrinde Kızılay'ın Eğitim Destek ünitesindeyiz. Burada depremzede çocuklara ve büyüklere psikolojik terapi yapılıyor, biçki dikiş, resim dersleri veriliyor. Elişlerinden yapılmış bir sergiyi gezdik. Biçki dikiş kursuna giden genç Pakistanlı kızlar rengârenk elbiseleriyle bizi karşılıyor, yaptıkları yemekleri ikram ediyorlar. Resimlerini çekiyorum. Resminiz Türkiye'de Milliyet'te yayımlanacak, Türk delikanlılar sizi beğenip evlenmek isteyebilirler dediğimde, pek hoşlarına gidiyor, kahkahalarla gülüyorlar.
Kızılay'ın meleklerinden iki genç psikolog kız: Ceyla Maden ve Eylem Savur burada görevli... Nasıl sevimli, nasıl güler yüzlüler, tarif edemem.
Ceyla ve Eylem Pakistanlı kadınlarla, çocuklarla çok sıcak ilişki kurmuşlar, çocukları kucaklayıp öptüklerini gördüm. Pakistanlıların örf ve âdetlerine büyük saygı gösteriyorlar.
Çocuk korusu programı başlamadan önce Pakistanlı bayan öğretmen besmele çekerek İngilizce bir konuşma yapıyor, Türkiye'ye teşekkür ediyor. Erkek çocuklardan oluşan koro, Urduca ilahiler söylüyor. Kız çocukların korosundan Urduca şarkılar dinliyoruz. Genç kızlar folklor gösterisi yapıyor. Bu müzik, bu oyun, hepsi terapi için...
Eylem ile Ceyla'ya, çocuklarda görülen en belirgin psikolojik rahatsızlıkların ne olduğu soruyorum; "Dikkat bozukluğu" diyorlar. Depremin yarattığı şok ve yakınların kaybı, çocukları içe kapanık ve dalgın yapıyor. Dikkatlerini bir konuda toplamaları, mesela eğitime devam etmeleri çok zor oluyor.
Kızılay bayrak gibi
Kızılay Genel Başkanı Tekin Küçükali ve arkadaşları Kızılay'a heyecan getirmiş. Pakistan gezisinde "Kızılaycı olma"nın personelde yarattığı motivasyonu gördüm; kendilerini bir aile gibi algılıyorlar.
Kızılay hem çok hizmet götürmüş hem çok iyi örnek olmuş. Türk Kızılay'ı ile Pakistan Kızılay'ı arasında bir anlaşma imzalandı. Anlaşmanın girişinde, "Türk Kızılay'ının Pakistan'da 800 binden fazla depremzedeye ulaştığı, çok başarılı bir kurtarma ve yardım operasyonu yaptığı, sahra hastanesinde günde 500 kişiye sağlık hizmeti verildiği" belirtiliyor.
Anlaşmaya göre, Türk Kızılay'ı kurslar ve ortak çalışmayla Pakistan Kızılay'ına örgütlenme, kriz yönetimi, sosyal hizmetler, acil inşaat, koordinasyon, maliyet hesabı, zamanlama ve verimlilik gibi konularda eğitim verecek. Bunun için kurulan prefabrik tesisleri gezdik. Bu tesisler İstanbul'un Anadolu yakasındaki belediyelerin Pakistan'a armağanı...
Atatürk adı her yerde...
İSLAMÂBAD'ın en büyük iki caddesi; birinin adı Cinnah, öbürünün adı Atatürk.
Pakistan'da birçok İngilizce kelime günlük dile girmiş ama İngilizce kelimenin okunuşunu Arap-Urdu harfleriyle yazıyorlar. "Ataturk Ave.", yani İngilizce "Avenue", cadde... Arap-Urdu harfleriyle ise "Atatürk eyvenyu" yazıyor, İngilizce "avenue" kelimesinin okunuşu...
Böyle Arap-Urdu harfleriyle yazılmış İngilizce birçok levha, tabela, yazı gördüm: "Siti embulans, emercensi merkez, Hay Skul" gibi Arap-Urdu alfabesiyle yazılı İngilizce sözler.
İslamâbad'da Türk Fatih Koleji'ni ziyaret ettim; öğretmen ve öğrencilerle görüştüm, çok beğendim. Yan yana bir Atatürk Köşesi bir de Cinnah Köşesi yapmışlar. Pakistan okullarında Cinnah'ın resimleri çok ama "köşe" geleneği yok. Bunu ilk defa bu Türk okulu yapıyor.
Tarih kitaplarını istedim. İngilizce "Pakistan Tarihi ve Kültürü" adlı ders kitabı ile "Tarih 3" adlı kitaplara baktım. "Pakistan Milleti"nin oluşumu anlatılırken Babür'den bahsediliyor. "Hilafet Hareketi" adlı bölümde Sevr Anlaşması, Türkiye'nin parçalanması, Hint Müslümanlarının "Hilafet Hareketi" ile Türkiye'ye destek vermek için ayağa kalkmaları anlatılıyor. Bu hareketin, zamanla dönüşüme uğrayarak Pakistan'ı yarattığı belirtiliyor.
Kitapta bunları izleyen bölüm "Atatürk'ün etkisi, Türkiye'nin modernleşmesi" başlığını taşıyor. Atatürk'ün yirmi yılda yoğun reformlar yaptığı, modern Türkiye'yi kurduğu, Türklere milli bir gurur kazandırdığı anlatılıyor. Pakistan'ın bütün tarihini anlatan 120 sayfalık kitapta Atatürk'e bir buçuk sayfa ayrılmış olması, iki resminin konulması çok önemli bir olay.
Onun için Pakistan'da Atatürk'ü bilmeyen tek kişiyi görmedim.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|