Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 14 Mart 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Komedyen çok, izleyici tek

Oğlum artık oyundan anlamaya başladı, biz de onu nasıl güldürebiliriz diye tüm gücümüzle uğraşıyoruz

igursoy@milliyet.com.tr


Eve gelince doğrudan Batu'nun üzerine doğru gittim ve oturduğu yerden kaldırıp dizime oturttum, yüzünü de kendime çevirdim. Daha birkaç saniye önce sakin sakin oturup parmaklarının yerinde olup olmadığını kontrol etmekle meşgul olan oğlum pek anlam veremese de sesini çıkarmadı. Sadece kaşlarını kaldırdı ve dudaklarını büzüştürüp baktı -ki bu merak içinde olduğunu gösteriyordu.
"Gel bakalım" dedim, "seninle ilgili bir projem var." Ve ona Billy Joel'in "River Of Dreams" şarkısından bir bölüm söylemeye başladım.
Aklımı yitirmiş olduğumu düşünebilirsiniz ama yemin ederim açıklaması var. Ve bu açıklama, çocuğa mümkün olan en küçük yaşta İngilizce öğretme çabası da değil.

Başarana saygımız sonsuz
Bu şarkıyı bilenler hatırlayacaktır; inişleri çıkışları vardır, söylerken Joel'in sesi bir incelip bir kalınlaşır. Tam oğlumun eğlenceli bulduğu, duyunca sırıtmaya başladığı cinsten. Ya da ben öyle sanmıştım ama yanılmışım. Evdekilerin bana tuhaf gözlerle bakma riskini zaten almıştım. Ama ete kemiğe bürünmesinde azımsanmayacak bir katkımın olduğu 7,5 aylık bir kişi bana acıyınca projeme hemen son verdim.
Tabii bu tek hadise değil. Artık ailemizin yeni hedefi bu: Batu'yu güldürebilmek. Bu konuda başarılı olanların nasıl becerdiği gözlemleniyor ve incelemeye tabi tutuluyor. Ayrıca bebeğe mutluluk verdikleri için akrabalar arasındaki prestiji artıyor, üstat kademesine çıkarılıyorlar.
Aslında benim bir güldürme projesi geliştirmem de abesti çünkü bu işin formülü yok. Birkaç defa oğlanın kahkahadan kırılmasını sağlayan hareketleri ya da lafları ertesi gün tekrarladığınızda aynı etkiyi yaratmayabiliyor. Şu ana kadar "ce-e" oyunu dışında, eğlendiricilik-şenlendiricilik-güldürükçülük istikrarını sağlayan oyun icat edilemedi. Bir de havaya kaldırdığımızda mest oluyor tabii ama o da kollar yorulduğu için pek uzun süremiyor. Keşke vücut geliştirme meselesini ciddiye alsaydım.
Kim bilir Arnold Schwarzenegger çocuklarıyla uçak oyununu ne kadar rahat oynuyordur.
Batu hayata çok neşeli bir başlangıç yapmamıştı. Mutsuz, daha doğrusu kaygılı bir hali vardı. Hatta sokakta onu gören bir hanımefendi "Hüzünlü bir çocuk, değil mi?" diye sormuştu.

Sayı artınca kalite düştü
O günlerden bugünlere geldik. Oyundan anlamaya başladıkça açıldı; hem çenesi düştü hem de gevşedi, her espriye gülen adamlardan biri haline geldi. O güldükçe bizim komedyen olma hevesimiz arttı. Her birimiz oğlanın karşısına geçip yeteneğimiz el verdiğince şovumuzu yapıyoruz artık. Tabii şaklabanlığın miktarı yükseldikçe kalitesi düştü. Ama emeğe saygılı oğlum kahkaha atmasa da her espri yapana yandan, ince gülümsemeler fırlatıyor. Maksat kimse kırılmasın, onu güldürme hevesi yok olmasın.




CUMARTESİ
"Kürkçü dükkanına döner gibi sahneye geliyorlar"
İlkbaharın klasiği
Moda dünyasını "baş aşağı çevirdiler"
"Artık takıya süs eşyası olarak bakmaya başladık"
ne var, ne yok
Açık Radyo'da şenlik var
En moda En yeni
"Derin bir uyku için büyük yatak şart"
Taze çimen suyuna buyurun
yeni
MİNİKLERİN DÜNYASI





Melis Alphan
Cengiz Eren
İlke Gürsoy
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç Ural

© 2006 Milliyet