Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Mart 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Doluca'dan özeleştiri

Rekabet Kurulu'nun iki büyük şarap firmamız hakkında tekelcilik yaptıkları iddiasıyla soruşturma açtığını duyurduğum ve firmaları eleştirdiğim yazım üzerine, Doluca'nın sahibi Ahmet Kutman bir açıklama gönderdi. Kutman bazı uygulamalarla ilgili özeleştiri yaparken "Daha büyük sorun, kayıt dışı üreticilerin haksız rekabeti" diyor

myalcin@turk.net


Önceki hafta bu sütunlarda "Şarapta tekelcilik son bulmalı" başlıklı bir yazı yazmış, Doluca ile Kavaklıdere'nin restoran ve otellere nakit para vererek onları sadece kendi şaraplarını satmaya zorladıkları, böylece de şarapta serbest rekabeti engelledikleri iddiasıyla Rekabet Kurulu tarafından soruşturulduğunu duyurmuştum. Doluca Şarapçılık Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kutman, yazımla ilgili bir açıklama gönderdi. Türk şarapçılığının duayenlerinden, hem önolog hem de firma sahibi ender şarap üreticilerimizden olan Kutman, mektubunda samimi özeleştirilerde bulunuyor ve beni de sadece tekelcilik iddialarına yer verdiğim, öte yandan madalyonun diğer yüzü olan küçük firmaların yarattığı kayıt dışı piyasadan bahsetmediğim için de eleştiriyor. Sayın Kutman'a tartışmaya yeni boyutlar getirecek katkıları için teşekkür ediyor ve mektubunu özetleyerek yayımlıyorum:

Kutman'ın mektubu
"Biz, firma olarak hiçbir zaman, müşterimiz olan bir otel veya restorana giderek, sadece bizimle çalışması konusunda ısrarlı olmadık. Ancak, önemli ve prestijli konumda olan bir müşteri gelip de, 'Ben tek firma ile çalışacağım; bu sen ya da rakibin olur' dediği anda bize geçerli bir alternatif de kalmamış oldu. Kısacası, bu tür anlaşmaları, herhangi bir mekâna bir başkasının girmesini önlemek için değil, o mekânda kendi ürünlerimizi bulundurabilmek için yapmak zorunda kaldık. Bu gelişmelerin sonucu olarak, bu tür otel ve restoranlara ödenen 'hizmet bedelleri' büyük meblâğlara ulaştı, hatta birtakım yerler için, önemli bir kazanç kalemi haline geldi. Bunun bu noktaya gelmesinin birinci nedeni, firmamız ile Kavaklıdere arasında süregelen kıran kırana rekabet, ikinci nedeni ise yurdumuzda henüz yeterince oluşmamış şarap bilinci oldu.
Münhasırlık anlaşmalarının ve buna eşlik eden yüksek hizmet bedellerinin olmadığı bir piyasa, bizim en çok arzuladığımız bir olgudur. Zaten hitap ettiğimiz segmentlerdeki şarap satışlarının yüzde 65'inin gerçekleştiği perakende market kanallarının tümünde ve keza otel-restoran kanallarının yüzde 80'inde, bu tür anlaşmalar olmadığı halde, tüketicinin çoğunlukla tercih ettiği ürünler, istatistiklerle sabittir. Aynı istatistiklerin, münhasırlık anlaşması yapılmış olan ve satış miktarı pazarın yüzde 3'ünü dahi geçmeyen mekânlarda da geçerli olduğunu varsaydığımızda, bu noktalara, anlaşmalar uyarınca ödenen hizmet bedellerinin yanında, firma olarak kaybımız değil, kazancımız olacaktır.
Son dönemlerde, hem bu tür uygulamalara karşı tepkilerin çoğalması hem de bunların bizlerde yarattığı mali külfetin gereksiz bir şekilde artması sonucunda, artık bu tür münhasırlık anlaşmalarından vazgeçme girişimlerimiz, tamamen yanlış bir şekilde yorumlandı ve sanki Kavaklıdere ile diğer üreticilere karşı bir ittifak oluşturduğumuz şeklinde bir izlenim yaratılmaya çalışıldı.
Böyle bir iddia hem asılsız hem de gülünç olmaktan ileri gidemez. Söz konusu firma ile ne kadar mücadeleci bir rekabet içinde olduğumuzu bu sektörde bilmeyen yoktur. Ancak anlaşması biten bazı yerlerde, tek marka uygulamasının artık olamayacağı anlaşıldığında, bu yerler doğal olarak, ürünleri piyasada en çok rağbet gören iki firmaya yöneldiler. Ayrıca bu yerlerin menülerinde, ithal şaraplar da giderek artan bir sayıda yer almaya başladılar. Yerli veya yabancı, herhangi bir üretici veya pazarlayıcı, bu tür yerlerde olmamasını 'tekelci uygulamalara' bağlıyorsa, bence bu onlar adına büyük bir yanılgı ve talihsizliktir."

"ÖTV'yi büyükler ödüyor"
"Sektörümüzü bugünlere kadar temsil ettiğine inandığımız derneğin toplantısında, Doluca ve Kavaklıdere, bu dernekten ayrılma noktasına geldiler. Bunun tek sebebi, şu anda Türk şarapçılığının tartışmasız en büyük problemi olan ve uygulamada en haksız ve fakat en büyük boyutta haksız rekabete yol açan kayıt dışı faaliyetler oldu. Bu dernek çatısı altında bu faaliyetler ile ciddi bir mücadele yapamayacağımızı anladık ve yollarımız ayrıldı.
Bugün Türkiye'de 90 ila 100 milyon litre civarında şarap üretilmekte, bunun yalnızca 30 milyon litresi kayıtlara girmektedir. Kayıt dışı olarak satılan her şişe şarapta, bu şarabı kaçak olarak satanın şişe başına sadece ÖTV ve KDV olmak üzere asgari 3,5 YTL'lik bir haksız rekabet gücü doğmaktadır.
Doluca ve Kavaklıdere, Türkiye şarap üretiminin yaklaşık yüzde 20'si kadar bir üretim yaptıkları halde, sektörce ödenen ÖTV'nin neredeyse tamamına yakınını ödemektedirler. Ancak piyasadaki haksız rekabet bu şekilde sürmeye devam ederse, yaklaşık 80 yıldan beri Türk şarapçılığının önderliğini yapan bu iki firmanın, varlıklarını dahi sürdürmeleri imkânsız hale gelecek, piyasa tamamen kazançlarını kayıt dışı satışlar ile elde eden, gayrı ciddi kuruluşların eline kalacaktır. Bu da, Türk şarapçılığı için hem çok hazin hem de her açıdan çok zararlı sonuçlar doğuracaktır."

Çelişkili manzara
Kutman'ın açıklamaları, madalyonun diğer yüzünü de gündeme getiriyor. Meseleye biraz daha yukarıdan, kuşbakışı baktığınızda ise, görünen şu: Hepsinin de haklı ve haksız tarafları olan birbirleriyle ölesiye kavgalı şarap üreticileri, şaraptan zaten haz etmeyen ve bu sektörün önünü açmak bir yana, tıkamak için engeller çıkaran bir hükümet ve tüm bunlara rağmen her geçen gün artan şarap sevgisi, şarap tüketimi... Bu çelişkili ve çarpık manzara, üreticilerin ve devletin uzlaşı içinde üretecekleri çözümlerle son bulmazsa, manzara doğrusu pek parlak olmayacak: Sayıları giderek artan şarapseverler, kaliteyi artırmak yerine birbirleriyle didişen yerli üreticilerden, şarabın doğduğu bu toprakların şaraplarından soğuyacak, gittikçe daha büyük miktarlarda ithal edilen yabancı şaraba yöneliş artacak ve çiçek açmakta olan şarapçılığımız büyüyüp gelişemeden, kuruyup solacak... Ay sonunda gittiğim ve bağlarında, şaraphanelerinde dokuz gün geçirdiğim Şili ve Arjantin'deki kalite devrimini gördükten, bu ülkelerin şimdiden Türkiye'de pazar bulan çok uygun fiyatlı ve düzgün şaraplarını yakından inceledikten sonra, bu tablodan Türk şarapçılığı adına karamsar olmamak elde değil...




PAZAR
Pasifik'i Vaimiti'yle geçecek
"Hiçbir zaman bağnaz Stalinci olmadım"
"Ay-yıldızlı formayla Mozart çalalım"
İnsandan insana geçen kuş gribi şüphesi
Nişantaşı'ndaki "senin yerin"
Gerçek sarışından gerçek oyuncuya
Kayak mevsimi bitmeden Kartepe
"Ülke ülke dolaşıp muhalif dili arıyorum"
Bir Gece Yolcuları masalı
Mario artık Fenerbahçeli
Sıra dışı pastalar
Başkan Sayek mola veriyor!
Her derde Dada!
Hilale saygı isteyen haça saygı göstermeli
Astrolojik danışmanlık
Lezzet dalgaları Kıyı'ya vurmuş
İskenderiye Kütüphanesi
Motivasyonsuz diyet başarıya ulaşmaz
Oyuna mı geliyoruz?
Karamanoğlu Mehmet Dede nerdesin?
Doluca'dan özeleştiri





Ahmet Turhan Altıner
Yasemin Çongar
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet