Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Mart 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Merkez Bankası'nın başına kim geçmeli?


Maliye politikasının yürütücüsü hükümettir. Hükümet adına bu politikayı, yani devletin gelir ve giderlerini Maliye Bakanlığı, finansmanını da Hazine yürütür. (Keşke hepsi tek elde olsaydı). Para politikasının yürütücüsü ise Merkez Bankası'dır. Elbette her iki politikanın da eşgüdüm içinde olması gerekir. Ancak Merkez Bankası bağımsızdır.
İlk bakışta bir çelişki gözükse de, Merkez Bankası'nın izlediği politika hükümetin belirlediği genel ekonomik doğrultudan kopamaz. Bununla beraber, Merkez Bankası çalışırken de hükümet ona karışamaz.

Büyüme temel amaç
Para politikasının üç hedefi olabilir. Birincisi, en bilinen amaç olan enflasyonun kontrolüdür. İkincisi, ödemeler dengesinin sağlanması, üçüncüsü de büyümenin sağlanmasıdır.
Son yıllarda muhafazakâr iktisatçılar Merkez Bankası'nın tek hedefinin enflasyon olduğu konusunda ısrar ediyorlar. Fakat bu çok yanlış. Çünkü ekonomide amaç büyümenin sürekliliği ve refahın artırılmasıdır. Para politikası da buna uymak zorundadır.
Para politikası genel olarak para arzının belirlenmesine ilişkindir. Merkez Bankası bunu ya doğrudan kendi bilançosu üzerinden, ya da bankaların para yaratma kapasitesini sınırlayarak yapar. Bunun yanı sıra, enflasyonun kontrolünde beklentileri etkilemek için kur hedeflerinin bir araç olarak kullanıldığını biliyoruz.
Nihayet, son yıllarda enflasyon hedeflemesi denilen, temel olarak da Merkez Bankası'nın kredibilitesi ile enflasyon beklentilerinin etkilediği ve kısa vadeli faizlerle desteklenen sistem, para politikası olarak kullanılıyor. Bu yıl bizde de bu politika yürürlüğe girdi.
Dünyanın birçok yerinde merkez bankalarının yönetimleri ve politika belirlemede etkili kurulları var. Ancak etkili kişi her zaman başkandır.
Bunun temel nedeni, bankanın piyasalarla olan ilişkisini başkanın kredibilitesiyle ve iletişim yeteneğiyle sağlanmasındandır. Kısacası, başkandaki bu iki önemli özellik, olmazsa olmaz niteliktedir.

Kredibilite gerekiyor
Başkanın kredibilitesi yoksa piyasaları etkileyemez. Sadece bir açıklamayla tüm piyasaları yönlendirebilecek güçte ve güvende olmalıdır. Bunu yaparken de etkili bir konuşma, ikna etme, hatta gerektiğinde terbiye edebilme gücünün olması istenir.
Dünyayı iyi izlemesi, yurtdışında da temsil yeteneğinin olması gerekir. Bugün artık mali piyasalara yurtdışı gelişmeler egemen.
Dünyadaki mali akımların Türkiye'ye bakışlarını da Merkez Bankası'nın duruşu belirliyor. Bu nedenle bu duruşu başkanın temsili sağlayacaktır. Yabancı dile hâkim olmak da bu nedenle çok önemlidir.
Merkez bankalarının zaman zaman başına piyasa ya da finans dünyasından kişilerin geldiği biliniyor. Ama bugün uygulanan para politikalarının karmaşıklığı karşısında başkanların akademik bir tarafının olması şart. Öte yandan, piyasalarla ilişkisi olmayan bir başkanın da, sadece raporlarla bankayı yönetmesi mümkün değil.
Nihayet, Merkez Bankası başkanının banka içinde kabul görmesi, sahiplenilmesi ve otorite sağlaması gerekir. Bu bazen içeriden yetişen biriyle sağlanırken, bazen de doğrudan dışarıdan biriyle olabiliyor. Merkez Bankası'nın başına kim geçmemeli sorusu ise gayet net: Hükümete yakın bir isim. Çünkü bu, bankanın kredibilitesini sarsar.

hgunes@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Kürt tartışması
BİLGİ Üniversitesi'nde yapılan "Kürt konferan...
Çetin ALTAN
Ortaca ve "Güney Ege" gazetesi...
Sık sık gürüldeyip duran bulutlarla kaplı bir...
Melih AŞIK
Amerikalı gözüyle
Orgeneral Büyükanıt olayı Frank Gaffney'i bay...
Fikret BİLA
Zirvede Büyükanıt'la ilgili bir sorun yok
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün,...
Hasan CEMAL
Temel fıkrası!
Kürt konferansı sırasındaki konuşma ve tartış...
Abbas GÜÇLÜ
Masonlar da birbirine girdi
İnsanın şansı tersine dönmeyegörsün. Felaketl...
Hurşit GÜNEŞ
Merkez Bankası'nın başına kim geçmeli?
Maliye politikasının yürütücüsü hükümettir. H...
Nail GÜRELİ
Yalnız Şemdinli mi?
Açık oturumlarda, TV programlarında laf uzayı...
Sami KOHEN
İran "içeriden" değişir mi?
BUSH yönetimi, nükleer programını sürdürmekte...
Metin MÜNİR
Fethi Paşa parkındayım, her şeyin farkındayım
İstanbul'un Anadolu yakasındaki Fethi Paşa Ko...
Hasan PULUR
Hasan Âli'yi bilmeyen, Orhan Kemal'i bilir mi?
ROMANCI Orhan Kemal, babası Abdülkadir Kemali...
Tuba AKYOL
"Ö'rtmenim prezervatif takabilir miyim?"
Avukatı "Hapse girmek için fazla güzel" diye ...
Meral TAMER
İngiltere'de Blair'e nükleer şok!
Daha Heathrow Havaalanı'na iner inmez, "enerj...
Ece TEMELKURAN
Tribünlere yazmak
Önceki pazar bir yazı yazdım. Ana fikri şuydu...
Osman ULAGAY
Serdengeçti giderken nereden nereye?
Görev süresini dün tamamlayarak TC Merkez Ban...
Güngör URAS
Döviz rezervinin faiz yükü var
Merkez Bankası gereksiz yere döviz rezervini ...
M. Ali BİRAND
Kürt sorununda dönüm noktasındayız
Genelkurmay 2 inci Başkanı Işık Koşaner'in, g...

© 2006 Milliyet