Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 16 Mart 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kürt konferansının ardından


Bilgi Üniversitesi'nde düzenlenen "Türkiye'nin Kürt Meselesi" konulu konferansta çeşitli görüşler ortaya atıldı. Konu, değişik yönleriyle tartışıldı.
Konferans, PKK çizgisine yakın yayın organlarınca, "PKK'sız çözüm arayışı" olarak nitelendi, Leyla Zana'nın ve PKK yanlısı yayın organlarının davetli olmayışları nedeniyle de eleştirildi.
Konferansın sonuçları ve konferans nedeniyle gündeme gelen Kürt sorunu konusunda şunlar söylenebilir:

'Silah bırak' çağrısı
Konferansa katılanların çoğunluğu tarafından PKK'ya, "Silah bırak" çağrısı yapıldı. Silahın ve şiddetin Kürtler dahil hiçbir tarafa yararı olmayacağı vurgulandı.
Bu çağrı şu nedenlerle karşılık bulmayacaktır:
1- PKK, silahlı gücünü Abdullah Öcalan ve örgüt için bir güvence, Türkiye ve özellikle Güneydoğu'dakiler olmak üzere Kürt vatandaşlar üzerinde tehdit ve baskı aracı olarak görmektedir.
2- Terör örgütleri siyasi amaçlarına ulaşıncaya ve bu sonuçları güvence altına alıncaya kadar tümüyle silah bırakmazlar.
3- "Silah bırakma" karşılık içeren bir kavramdır. Tek taraflı ilan edildiğinde de dahi karşılık beklentisi içerir. Nitekim, bu çağrılara karşı verilen ilk tepki, "Öcalan'ı da kapsayacak şekilde genel af çıkarılması" talebi olmuştur.
4- PKK üzerinde etkili bir uluslararası baskı yoktur. Güvence sayılabilecek dış destek ve koruma belli ölçüde devam etmektedir.

Bağımsızlık tezi
"Türkiye'nin Kürt Meselesi" konferansına, hepsi yansıtılmamış veya açık ifade edilmemiş olsa da bu konuda 3 yaklaşım söz konusudur.
Türkiye'de yaşanan 20 yıllık şiddetli terör süreci ve yol açtığı siyasallaşma ve meşrulaşma çabalarının özünü bağımsız Kürt devleti hedefi oluşturur. Tarihteki Kürt isyanlarının da bu hedefi gözetmedikleri söylenemez. Abdullah Öcalan, İmralı'ya getirildikten sonra bu hedeften vazgeçtiklerini söyleyerek, "demokratik cumhuriyet" adını verdiği yeni tezler ortaya atmıştır.
17 yılını cezaevinde geçirmiş Doç. Dr. İsmail Beşikçi, Öcalan'ın bu tezini ve tutum değişikliğini eleştirmiştir. Beşikçi'nin tezi de özü itibarıyla bağımsızlık tezidir. AB sürecinde atılan adımları Kürtler için önemli kazanım olarak saymakla birlikte yeterli görmemektedir.
Beşikçi, Birinci Dünya Savaşı sonunda Kürdistan topraklarının emperyalist güçler İngiltere ve Fransa ile Türkiye, İran; İngiltere mandası olarak Irak ve Fransa mandası olarak Suriye tarafından paylaşıldığı ve Kürtlerin de "sömürge statüsünde bile olmayan" bir biçimde sömürgeleştirildikleri tezini savunmaktadır. (Beşinci parçanın Sovyet yönetimi altında kaldığını da işaret etmektedir.) Bu tez, "Bağımsız Birleşik Büyük Kürdistan" projesini destekler niteliktedir.

Federasyon tezi
Türkiye'nin bir, "Türk-Kürt Federasyonu" olarak yapılanmasını savunanlar, Türkiye'de Mesut Barzani'ye yakın olan kesimdir. Federasyonu geçiş süreci olarak görmektedirler. Bağımsız Kürt devletini savunanlar ile federasyonu savunanlar Barzani'yi ve Kuzey Irak'ta kurulan ilan edilmemiş Kürt devletini desteklemektedirler.

Üniter yapı tezi
Bu yaklaşım, Türkiye'nin üniter yapısı içinde Kürtlerin varlığının ve haklarının Anayasa'ya konulmasını savunmaktadır. "Kâğıt üstünde bir üniter yapı" öngören bu tez, Öcalan'ın İmralı'da belirlediği bir çizgidir ve DTP ile PKK yanlısı yayın organlarınca savunulmaktadır.
Üç tezin iki ortak yönünden söz edilebilir:
1- Terör süreci sonunda Güneydoğu'da oluşan siyasi coğrafyada, PKK çizgisine yakın yerel iktidarları ve Kuzey Irak'taki devlet oluşumunu dayanak olarak görmeleri,
2- Türkiye Cumhuriyeti'nin temelleriyle ve kuruluş felsefesiyle çatışma içinde olmaları.

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Asker ve borsa
GENELKURMAY Başkanı Org. Hilmi Özkök askerlik...
Çetin ALTAN
Rüşvet, çatışma ve çetecilik kültürümüzde büyük gelişme...
Kuşaklar boyu sürüp giden bir övünme açlığını...
Melih AŞIK
Tarsus suskun...
Kemal Öncel adlı bir çiftçi Başbakan karşısın...
Fikret BİLA
Kürt konferansının ardından
Bilgi Üniversitesi'nde düzenlenen "Türkiye'ni...
Hasan CEMAL
Vizyon mu, ezber mi?
Merkez Bankası deyince akla hemen para gelir,...
Yılmaz ÇETİNER
Parçalanmış muhalefet seçimde ne yapar?
'Seçim meçim yok' diyor Başbakan, seçimlerin ...
Güneri CIVAOĞLU
Mabet
Başarının cezalandırıldığı da olur... Örneğin...
Can Dündar
Alarmdaki şehirde konser
Gazetecilik tuhaftır:
Hurşit GÜNEŞ
Brezilya mı daha iyi durumda, Türkiye mi?
Geçen hafta derecelendirme kuruluşu Standard ...
Doğan HEPER
Beklenti o kadar çok ki...
'KÖŞELER yazarların malı mı?'
Semih İDİZ
Ortadoğu'ya demokrasiyle gelen kaos
Ortadoğu önce Hamas'ın seçim zaferi nedeniyle...
Sami KOHEN
"Slobo"nun mirası...
ESKİ Yugoslav lideri Slobodan Miloşeviç'in ca...
Hasan PULUR
Korutürk'ün oğulları şimdi neredeler?
"PEKİ, sonra ne oldular, neredeler?"
Derya SAZAK
İthal bakan
14 Mart Tıp Bayramı buruk kutlandı. Hekimler,...
Meral TAMER
AB'de yeni enerji modeli arayışı
Gerek Avrupa, gerekse ABD'den son 20 yıldır t...
Yaman TÖRÜNER
İstanbul'da belediye yok
İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş: "Çamu...
Güngör URAS
İyi yetişmiş gençlerimizin sayısı çok
Erdem Başçı'nın Merkez Bankası Başkanlığı içi...
Serpil YILMAZ
Enerji sektöründe İslam sermayesi
Geçen günlerde Endonezya'da başlayan rafineri...
M. Ali BİRAND
Kürt sorunu, sadece PKK ile mücadele değil
Dünkü yazımı okuyamamış olanlar için, kısa bi...

© 2006 Milliyet