|
Enerji Dosyası (2)
AB'de yeni enerji modeli arayışı
LONDRA
Gerek Avrupa, gerekse ABD'den son 20 yıldır tek santral siparişi alamadığı için can çekişen nükleer sektör, Finlandiya'da yapımına başlanan nükleer santral ve küresel ısınma nedeniyle bayağı heveslenmişti. Küresel ısınmaya karşı yegane seçenekmiş gibi gösterilip, hatta "Nükleer Rönesans"tan bile söz ediliyordu ki, Rusya beklenmedik bir biçimde pişmekte olan nükleer aşa su kattı.
Rusya Devlet Başkanı Putin, Ukrayna hükümetini cezalandırmak için doğalgazın vanasını kapatınca, aynı iletim hattından yararlanan İtalya, Fransa, Avusturya'nın da doğalgazını kesmiş oldu.
Yoksul Ukrayna, 1 Ocak 2006 itibarıyla kış ortasında soğukta ve karanlıkta kalırken, zengin Avrupa enerji konusunda yeni bir idrak noktasına geldi. Rusya'nın bu beklenmedik enerji tokadıyla, Avrupa'nın enerjiyle ilgili zaman perspektifi bir anda değişiverdi. Düne kadar küresel ısınma nedeniyle 20 yıl sonrası için çare ararken, artık 1 - 2 yıl sonrası, hatta 1 - 2 ay sonrasına dönük önlem almak için kolları sıvadılar.
AB'den Yeşil Kitap
Ve bu çabanın ilk somut sonucu, Yeşil Kitap olarak geçen hafta Avrupa Birliği'nden çıktı. AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso ve AB Enerji Komiseri Andris Piebalgs imzalı Yeşil Kitap'ın ana fikri şu:
Dünya enerjide yeni bir döneme giriyor. AB ülkeleri bu yeni gerçeğin ışığında, ivedilikle ortak enerji politikası belirlemeli.
Yeşil Kitap'ta önce şu saptamalar yapılıyor:
Petrol ve doğalgaz fiyatları son 2 yılda neredeyse 2 katına çıktı. Avrupa'nın enerjide şu anda % 50 olan ithal bağımlılığı, tahminlere göre 2030'da % 70'e çıkacak. AB'nin yıllar içinde eskiyen enerji altyapısını yenilemesi için 20 yılda 1 trilyon euro harcaması şart. Dünyada enerjinin 2. en büyük tüketicisi olan AB, tek ses olarak davranabilirse pazarlık gücü artar.
Alışkanlıklara veda
Bu saptamaların ardından Yeşil Kitap'ta şu öneriler getiriliyor:
1) Avrupa, düşük karbon emisyonlu yeni enerji seçeneklerini hızla devreye sokmalıdır. Bu seçenekler kimi ülke için rüzgâr enerjisi, kimisi için güneş enerjisi, kimisi için de temiz kömür olabilir. Bazı üye ülkeler nükleer enerjiye ağırlık verilmesini istiyor; ancak AB'nin seçeneklerden birini öne çıkararak, diğerlerini dışlama lüksü yoktur. AB, yenilenebilir enerji ve düşük karbon emisyonu konusundaki taahhütlerinde ciddiyetten uzaklaşmamalıdır.
2) Enerjiyi sadece arz yönüyle değil, talep yönüyle de masaya yatırmak durumundayız. Bu demek değil ki daha az ısınacağız ya da daha az aydınlanacağız. Ama bir yandan küçük teknolojik yeniliklerle verimliliği arttırırken, diğer yandan da alışkanlıklarımızı değiştirmek suretiyle Avrupa için yeni bir enerji modeli oluşturacağız. Örneğin çok enerji harcayan ulaşım türleri ve akıllı yüksek binalar için yeni verimlilik standartları ve ücret tarifeleri düşünüyoruz.
3) Avrupa, düşük karbonlu yeni teknolojilerin Ar - Ge çalışmalarında son safhaya gelmiştir. Bu çalışmaları mutlaka sonuçlandırmalıyız. Çünkü sadece çevresel yararları değil, devasa iş imkânları da olacaktır. Önümüzdeki dönem hızla büyüyecek uluslararası pazarda Avrupa, liderliğe en yakın adaydır.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|