|
 |
|
|
Onlar ve Biz
Her fırsatta toplanıyorlar. Futbol oynuyorlar.
Ya bir vakıf için, ya kimsesiz çocuklar için, ya da filan falan için.
Kocaman bir futbol ailesi olmuşlar.
Dünün dünü de Milano'daydılar.
Barcelonalılar ve Milanlılar.
Milan'da başlayıp, Barcelona'da bırakan Demetrio Albertini için.
Ne 90'dı ama...
Başında Baresi, Van Basten vardı, sonunda Ronaldinho, Kaka....
Herkes ordaydı...
Juventes'un şefi Fabio Capello, Milan için yine Guiseppe Meazze'deydi.
Barcelona'nın CEO'su Hollandalı John Cruyff da oradaydı.
Saviceviç, Boban, Liberyalı Weah da...
Desaille, Donadoni, Papin, Laudrup da.
Herkes ama herkes ordaydı...
Mesela Barcelona başkanı Laporta da Milano'daydı o gece...
Mesela Gullit de, mesela Bulgar Stoickov da.
Milanolu'nun en sevdiği golcü Van Basten, oynadığı üç-beş dakika içinde öyle bir Van Basten golü attı ki...
Tüm Guiseppe Meazze bir anda ayağa kalktı...
Erken bırakan Van Basten'a doyamamışlardı belli ki...
Başbakan Silvio Berlusconi da oradaydı.
Evet onlar kocaman bir futbol ailesi olmuşlar.
Ve futbol oralarda başka bir boyutta...
Ve başka bir dünyadan onlar sanki.
Berlusconi, Ronaldinho, Cruyff gibi üç fenomeni bir araya getirmeyi bir denesenize...
Albertini de hasılata elini sürmedi... (Para bir vakfa gitti.)
Şık, zarif bir Milano partisiydi.
Şahane bir geceydi...
Her dilden, her dinden, her milletten biri vardı o gece Guiseppe Meazze'de.
Bizden yoktu...
Biz demişken...
Ne acayiptik...
Bizim Barcelonalı'yı biz evinin bahçesinde dövmüştük.
Bizim Milanlı'yı dövmekten de beter etmiştik.
Milan'dan kovulmuştu ya bize göre...
Siz de kovulsanıza ya Milan'dan demiştim ben de.
***
Mesela Galatasaray'ın 100. yıl kutlamalarında rüya takımın başında da bizim Milanlı yoktu.
Anketten o şekilde çıktı demişti, bir Galatasaraylı yönetici...
Utanmadan, sıkılmadan...
Kafa mı buluyordu...
Yada kafası mı iyiydi...
Sen de mi anketten çıktın demiştim ben de.
Galatasaraylılar'ın rüyalarına bile girmeyenleri başardığı için herhalde bizim Milanlı yoktu rüya takımın başında.
Evet Milanlılar ve Barcelonalılar...
Evet bizim Milanlı ve bizim Barcelonalı...
Evet, aristokrasi başka bir şey...
Çap da...
Kalite de...
Benim Model Tutunca...
Bir yılların gazetecisi yazmış.
Kim olduğunu boşverin, nerede yazdığını da.
Önemli de değil...
Beni bir AKP milletvekili (milletvekilinin ismini de yazmış) TRT'ye yorumcu yapmış.
Haftada şu kadar milyar lira alıyormuşum...
Telefonunu buldum...
Aradım...
Bu söylediğiniz milletvekilini tanımıyorum.
Söylediğiniz o rakam da doğru değil.
Şaşırdı tabi...
Biraz pansuman yapmaya çalıştı, biraz gönlümü aldı.
Onun için bu işler bu kadar kolaydı.
***
Yılların spor yazarı, yorumcusu ve yöneticisi bir arkadaşımız da köşesine beni almış
TRT'nin Stadyumundaki bir yorumuma takılmış.
"Senin anlıyacağın dilde" yazayım bari diyor... "Pivottan playmaker olmaz"...
Benim anlayacağım dil basketbolca...
Basketbolca yani...
Futboldan sen anlamıyorsun, ben anlıyorum demek istiyor da...
Diyemiyor...
Keşke diyebilse...
O da rahatlıyacak...
Ben de...
***
İnönü'de bir maça gitmiştim.
Sıkıştım.
Tuvalete gittim.
Bir abimiz geldi.
"Ne işin var burda" dedi, "Bizim tuvaleti işgal etme, Apdi İpekçi'ye git"...
Espriydi...
Esprileri de böyleydi...
Bunlar yalnızca üç tanesi...
Onlarca var...
Ne demiştim...
"Bu model (ben) tutmaz" demişlerdi.
"Ya tutarsa" demiştim ben de.
Ve...
Tuttu.
Hele...
"Ya devamı gelirse"si de var.
O modellerin modası da geçiyor.
Panik içindeler.
Atıp tutuyorlar benim modele sağda solda.
N'aapsınlar...
O modellerden herkesin buralarına kadar gelmiş.
Bu modeller de buralara kadar gelmiş.
Evet, panik içindeler.
Benim modele salladıkça sallıyorlar.
39 Ateşle
Hasta masta olmam öyle kolay kolay.
İlaç milaç da almam.
En fazla bir-iki aspirinle geçiştiririm.
Ama olduğum zamanda kamyon çarpmış gibi oluyorum.
Yine öyle oldum.
Ne, ne yazdığımın farkındayım...
Ne, nasıl yazdığımın...
Ne, niye yazdığımın...
Murat Didin
Murat Almanya'dan bir döndü, pir döndü.
Ve coach'luğa da öyle bir döndü ki...
Beşiktaşla anlaştı.
Hasta Beşiktaşlıydı.
Neler yapıyor neler...
Efes'i bir kere her takım yenebilir bir sezon içerisinde.
Ülker'i de...
Ama iki kere...
Çok zor.
Ve çok zoru çok kolay başardı Didin.
Murat her sene ligin en büyüğünü kestirirdi gözüne ve yenerdi.
Bu defa iki büyüğü de kestirmiş...
Ve de iki kere...
Coach'un evinin her odasında, her köşesinde, mutfağında, tuvaletinde, küçük tuvaletinde bile televizyon var...
Hayatımda bu kadar her an basketbol seyreden bir adam görmedim.
Eminim şu an evinin bütün televizyonlarında Efes ve Ülker'in maçları var.
Her anı onlarla geçiyor...
Coach finale hazırlanıyor...
Bilgin'den...
(Yoğun istek üzerine tekrar)
Önce aşk....
O 'nun yazdığı, sonunu sadece O 'nun bildiği bir hikayenin içinde dolanıp duruyorum.
Dolaştırıp duruyor beni.
Ya hikaye olucam,
Ya hikayem olacak.
Ne sonunu biliyorum,
Ne sonumu,
Ne sonumuzu...
Her gün sonmuş gibi yaşıyorum.
Merak da etmiyorum.
Öyle heyecanlı ki...
Sona kadar devam,
Sonuma kadar,
Sonumuza kadar.
Sonra iş.
Sizlerin yazdığı, sonunu sadece sizlerin bildiği bir hikayenin içinde bir yerlere doğru gidiyorum.
Bir yerlere götürüyorsunuz beni.
Ne sonunu biliyorum
Ne sonumu.
Her hafta Milliyet'te sonmuş gibi yazıyorum; TRT'de, Lig TV'de, Radyospor'da her hafta sonmuş gibi konuşuyorum.
Merak da etmiyorum.
Öyle heyecanlı ki.
Sona kadar devam,
Sonuna kadar,
Sonuma kadar.
BİR SERİ İLAN
Pazarları TRT / Pazartesileri Lig TV / Pazartesi ve çarşambaları Radyo Spor / Cumaları Milliyet.
Başka şubem yoktur.
bilgingokberk@mail.com
|
|
|

|