|
Japonlar haksız mı?
KİMSE kusura bakmasın ama, biz bu konuda bazıları gibi düşünmüyoruz, Japonlara kızanlara da asla katılmıyoruz.
Hangi konuda?
Olayı kısaca özetleyelim...
***
JAPON Prens Mikasa, Kaman'daki arkeolojik kazılarla ilgileniyor, hatta, Kaman'a bile geliyor, burada bir müze kurulması için Türkiye'ye 280 milyon yen, yaklaşık 2 milyon avro bağışlıyor.
Tabii böyle bağışlar "Verdim, aldım!" lafıyla olmaz. İki devlet arasında anlaşma yapılır, bu anlaşma yazılı protokol haline getirilir, iki devletin üst düzey bürokratları tarafından imzalanır ve onaylanması için meclislere gönderilir.
***
ÖYLE yapılır, anlaşma Dışişleri Komisyonu'na gelip, emekli büyükelçi, CHP Milletvekili Şükrü Elekdağ bir maddeyi okuyunca, herhalde tüyleri diken diken olur.
Japonlar protokole, müze işinde rüşvet dönmeyeceğini, ihalede müteahhit kayırılmayacağını, hediye, gizli ödeme, menfaat karşılığı gibi yolsuzlukların olmayacağını madde olarak koydurmuşlar, Türkiye'nin gereğini yapacağını kabul ettirmişlerdir.
İşte anlaşma komisyonda görüşülürken, Şükrü Elekdağ bunu yakalamış ve itiraz etmiştir. Acaba diğer milletvekilleri nerede?
Bunu kabul etmek, bundan sonra başka yabancı devletlerle yapılacak anlaşmalarda da aynı maddenin konulmasını gerektirecek, Türkiye resmen "rüşvet alınır bir ülke" olarak tanınacaktır.
***
ELİNİZİ insaf ile vicdanınıza koyun da söyleyin, sanki başka türlü mü tanınıyor?
"Tanınıyor ama, iki devlet arasındaki anlaşmada da bu olmaz ki!" diyeceksiniz.
Niye?
Rüşvet bu toprağın meyvesidir. Divan edebiyatının ünlü şairi Fuzuli "Selam verdim, rüşvet değildir, deyu almadılar"ı hangi ülkenin insanları için söylemiştir?
***
RÜŞVET yolsuzluk her devirde ve her ülke de vardır ve olacaktır.
Kimse bunun aksini idida edemez.
Cumhuriyet döneminde de rüşvet vardır.
Ama ilk defa Deniz Kuvvetleri Komutanı'nın mahkûm olması, karar kesinleşmese dahi, bu işlerin hangi boyutlara ulaştığını göstermez mi?
Açın gazeteleri görün; çeteler, soygunlar, toprağa para için diri diri adam gömmek bu toplumun cinnet getirdiğinin göstergeleri değil mi?
***
EVET, her ülkede rüşvet vardır, yolsuzluk vardır, ama hangi ülkenin başbakanı, ileride cumhurbaşkanı olacak politikacısı, "Benim memurum işini bilir!" diyerek rüşvete yeşil ışık yakmış, ya da yine bir başbakan ve cumhurbaşkanı bir yolsuzluk olayına sahip çıkmış "Verdimse verdim!" diye şecaat arz etmiştir?
Bunlardan birincisi Turgut Özal'dır, ikincisi de Demirel'dir.
***
BAZILARI "İyi ki Şükrü Elekdağ uyandı da, bu maddenin kabulü durduruldu" diyor.
Maddeyi durdurursunuz ama, rüşvetin boyutlarını aşağı çekebilir misiniz?
Önemli olan bu!
En az 10 milyon insanın işsiz, milyonlarca insanın da açlık sınırında olduğu bir ülkede ne rüşvet önlenir, ne de vahşet!
***
BU insanların karnını Timur Selçuk'un sosyal hiciv olan "Ekonomi tıkırında" şarkısını söyleyerek doyurabilir misiniz?
Şimdi diyeceksiniz ki "Sen bir de halkımıza sor, bakalım ne diyor?"
Halkımızın bir kesimi halinden memnun, öylesine memnunlar ki, otomobilin içinde öpüşen "Aliye" ile dizinin evli yönetmenini televizyonlara ihbar etmek için telefon kuyruğundalar.
İşsizlikmiş, açlıkmış, yolsuzlukmuş, rüşvetmiş, kimin umurunda...
"Aliye"nin namusu kurtulsun da...
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|