|
 |
|
|
Adalarımız var ulaşamıyoruz, oysa Yunanistan 12 ay turizm yapıyor
Satır Arası / Deniz Sipahi
Birkaç yıldır kış ayları oldukça sert geçiyor. Gerçi medya İstanbul, Ankara, İzmir'e kar düştüğünde haberleri birinci sayfaya taşıyor ama Anadolu'nun çoğu kenti için üç, dört ay gerçekten zor geçiyor.
Geçen ay Çanakkale Kipa'nın açılışına gittiğimde kaldığımız Kolin Otel'den inanın kafamızı bile dışarıda çıkaramamıştık. Kent merkezindeki kar kalınlığı elli santimleri geçmişti.
Biz dört gün sonra zor da olsa dönmüştük ama Çanakkaleliler o şartlarda en az on gün daha mücadele etmek zorunda kalmışlardı.
Sonra da kuvvetli rüzgar, fırtına hayatı olumsuz etkiledi.
Gökçeada ve Bozcaada'ya vapur seferleri yapılamadı.
Aslında her yıl tekrarlanan bir durum...
Küçük Anadolu kentlerinde bir buçuk, iki ay ekonominin durması, yavaşlaması ne demek biliyor musunuz?
İnsanların evden bile dışarı çıkamadığı bir ortamda esnafın iş yapması mümkün mü?
Adalarda yaşayanlar bazen bir haftayı bulan kentle irtibatın kesilmesine alışık ama bu koşullarda o bölgedeki turizmi hareketlendirme şansınızı da yitiriyorsunuz.
Gemi seferleri daha güvenli, daha kaliteli hale gelmediği sürece ada trafiğinin artması mümkün değil.
Örneğin her İstanbullu, İzmirli hafta sonu için arabasına atlayıp Bozcaada'ya gitmeyi hayal etmeli.
Ada'nın o sakin ve kendine has iklimi insanı öylesine dinlendiriyor ki; iki günlük bir kaçamak bile bir hafta tatilden daha fazlaymış gibi gelebiliyor bazen.
Özellikle de son yıllarda artan yatak kapasitesi ve Bozcaada şarapçılığının eski günlerine dönmeye başlaması bu bölgeyi çok cazip hale getiriyor.
Gelin görün ki; tatil için gittiğiniz Bozcaada'da mahsur kalma şansınız her zaman yüksek.
Hava tahminleri eskiye göre çok daha iyi yapılsa da adaya geçişte kullanılan gemiler öylesine eski ve riskli ki; siz isteseniz de bazen karşıya geçme şansınız olmuyor.
Peki böyle bir durumda ne yapacaksınız?
Pazartesi günü işiniz varsa ve o toplantınız sizin için önemliyse riske atar mısınız?
Şahsen ben atmam.
Öyle olunca da havalar normale dönünceye kadar yani nisan, mayıs aylarına kadar Bozcaada'yı, Gökçeada'yı seyahat programıma almam. Mutlaka ama mutlaka gemi seferlerinin daha sağlıklı hale getirilmesi gerekir.
Çanakkale'nin ve çevresinin bir paket halinde pazarlanması ve kültürel zenginliğin sergilenebilir hale getirilmesi şart.
Yoksa bu haliyle Çanakkale, Asos, Kaz Dağları, Gökçeada, Bozcaada...
Yazdan yaza...
Veya...
İki, üç yılda bir ziyaret edilen yerler olur.
Bu da Çanakkale'nin kalkınması için yetmez.
Oysa bu tarihi ve kültürel miras İtalya'da, İspanya'da olacak; siz görün o zaman neler yapılır neler.
Yunan adalarından biraz ders almamız gerekir.
Demokrasi tolerans demek
MHP İl Başkanı Musavvat Dervişoğlu diyor ki.
"Demokrasi demek; herkesin istediğini yapabilmesi değildir. İnsanlar elbette sokaklarda yürüyecektir, düşündüklerini söyleyecektir. Ama karşısındaki farklı düşünüyor diye yıkıp dökmeye, taciz etmeye, kendi söylediklerini dikte etmeye hakkı yoktur. Bizden herkes sokağa dökülmemizi, tepkimizi farklı yöntemlerle göstermemizi bekliyor. Oysa biz söylemek istediklerimizi Cumhuriyet Meydanı'nda Atatürk'ün huzurunda çiçek koyarken dile getiriyoruz. Bundan sonra da böyle yapacağız..."
Bu sözlerin altını çizmek istiyorum.
Neden mi?
Bu ülkenin insanları, özellikle de gençleri çok suistimal edildi. Siyasetçiler vatandaşlarımızı istedikleri gibi kullandılar, yönlendirdiler.
Türkiye çözümü demokraside aramalı.
Demokrasiyi iyi çalıştırmalı; hoşgörüyü ve fikir özgürlüğünü sonuna kadar savunmalıyız. Maalesef geçmişte hiç de iyi örneklerimiz yok.
Politikacılarımız çoğu zaman kötü sınavlar vermiştir.
Ben Musavvat Dervişoğlu'nu bu sözlerinden dolayı kutluyorum.
Birincisi herkesin beklentisinin aksine tabanına sahip çıkan ve çözümü sokakta değil demokratik ortamlarda aradığı için...
İkincisi de Atatürk'ün manevi liderliğini unutmadığı için...
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|