Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 18 Mart 2006 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İnternet melek mi, şeytan mı?


Çağımızın, hatta biraz daha öteye gidip tüm zamanların en önemli buluşu nedir sorusuna cevap arayacak olsak, herhalde karşımıza çıkan birkaç şeyden biri de internet olur.
Müthiş bir icat. Dünyayı öylesine küçülttü ve şeffaf hale getirdi ki artık hemen her şey bir tık ötede.
Tarihçiler, bugünleri yazarken, içinde bulunduğumuz yüzyılı, internet öncesi, internet sonrası diye tanımlayacaklardır. Çünkü internetten sonra her şey çok değişti.
Olumlu yönleri söylemekle bitmez. Zaten bugüne kadar konuşulan da o. Bilişim sektörü öylesine güçlü ki, bilgisayarlarını, yazılım programlarını ve internet paketlerini pazarlarken, tüm iyi yönlerini anlata anlata bitiremiyorlar. Haksız da sayılmazlar. Çünkü internet yaşamımızın bir parçası haline geldi.
Bir an için bilgisayarın, internetin yaşamınızdan çıktığını düşünün. Sanki ortaçağ karanlığına dönmüş gibi olursunuz.
İnternetin melek mi, yoksa şeytan mı olduğuna gelince. Bu, nereden baktığınıza bağlı. Bilişimcilere göre melek olduğu kesin. Ama mağdurlar ya da objektif gözlemciler gözüyle baktığınızda ortaya bir şeytan da çıkabiliyor.
İstanbul'da dün çok önemli, uluslararası bir panel vardı. Microsoft, Emniyet Genel Müdürlüğü, İnterpol ve Uluslararası Kayıp ve Tacize Uğrayan Çocuklar Merkezi'nin ortaklaşa düzenlediği eğitim seminerinin son halkasıydı.
Birbirinden değerli katılımcılar vardı. Yöneticiliğini de ben yaptım. Ortaya öylesine çarpıcı araştırma sonuçları kondu ki ağzım açık kaldı. Panel eğer bir TV kanalında canlı yayımlanmış olsaydı, herhalde artık kimse evinde bilgisayar bulundurmaz ya da çocuklarını mümkün olduğunca bilgisayardan uzak tutardı.
Neydi bu korkunç tablo? İsterseniz önce bu tabloya bir göz atalım, sonra bazı satırbaşlarını paylaşalım.
Çocuk pornosu, şiddet ve kumar internetle patlama noktasına geldi. Tüm dünya gibi Türkiye'de bu şeytan üçgeninin tam göbeğinde. Tehlikeden korunmanın ya da etkisini azaltmanın yolu ise bilinçlenmeden geçiyor. Ama maalesef bu konuda ne yasamız var ne de eğitilmiş insan gücümüz. Bakanlıklar arası koordinasyon ise yok gibi.
İşte panelden altı çizilesi bazı tespitler:
  • İnternet kökenli çocuk istismarı, toplumun dokusunu bozuyor.
  • İnternette çocuk pornografisi sınır tanımıyor.
  • Anne babalar interneti bakıcı olarak görüyor. Odasına kapanan öğrenciler onları mutlu ediyor. Ama en büyük tehlike sınırsız internet kullanımı.
  • Kumara, pornoya, şiddete ve oyunlara yönelik koruyucu programlar ve filtreler, her bilgisayara mutlaka yüklenmelidir.
  • Çocukların yüzde 70'i internet cafe'lerde internete giriyor. Buralarda hiçbir denetim yok.
  • Öğrenciler ödevlerini hazırlarken, kendilerini bir anda porno sitelerinde buluyorlar.
  • Bilişim suçlarının ilk sırasında çocuk pornosu var.
  • Çocukları anlamanın yolu bilişim teknolojisinden geçiyor. Çocuklarla ebeveynler arasındaki kuşak farkı üçe çıktı.
  • Çocukları korumak için interneti iptal etmek de en az denetimsiz serbestiyet kadar tehlikeli.
  • Türkiye'de internet erişim sayısı, 2003'te 6 milyon, 2004'te 10 milyon iken şimdi 20 milyona yaklaştı. İnternet cafe sayısı her yıl katlanıyor. Şu anda 24 bin internet cafe var.
  • Kolluk güçleri tek başına bu sorunu çözemez.
  • Oyunların çoğu, öldürdükçe zevk verenler kategorisinde.
  • Türkiye hâlâ Avrupa Sanal Suçlar Beyannamesi'ni imzalamadı.

  • Özetin özeti: Bilgisayar ve internet kullanımı, biz de hâlâ çok düşük. Bu yüzden suç oranları da yüksek değil. Ama on yıl sonra genç nüfusun internet kullanımı Batılı ülkelerinkini yakalayabilir. Tıpkı cep telefonunda olduğu gibi. Sevinelim mi, yoksa üzülelim mi? Umarız beraberinde suç oranlarını da patlatmaz. ABD bu konuda kıvranıyor!..

    aguclu@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Çanakkale, milliyetçilik, Avrupa
    ÇANAKKALE deyip de Mehmet Akif'in yazdığı des...
    Çetin ALTAN
    Sular altında boğulan zavallı Edirne...
    Mart ayı hâlâ kapalı gökleri, düşük ısısıyla ...
    Melih AŞIK
    Merkez kaydı!
    Günlük iç politika tartışmalarının ve iktidar...
    Fikret BİLA
    Binay: Yöntem rahatsız etti
    Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti'ni...
    Hasan CEMAL
    Orgeneral Özkök...
    Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök önc...
    Güneri CIVAOĞLU
    Sızıntı
    Şemdinli olayları için TBMM Araştırma Komisyo...
    Can Dündar
    Duvar delen notalar
    İsrail'e giderken Fazıl Say demişti ki;
    Abbas GÜÇLÜ
    İnternet melek mi, şeytan mı?
    Çağımızın, hatta biraz daha öteye gidip tüm z...
    Semih İDİZ
    Türkiye "nükleer tehdit"e karşı arayış içinde
    Askerlerin iç siyasete dönük olarak yaptıklar...
    Sami KOHEN
    Aynı nakarat...
    ABD Başkanı George W. Bush'un hazırladığı "Ul...
    Metin MÜNİR
    Masonluk bahçesinde var bir yılan
    1960 ihtilalinden sonra kurulan Adalet Partis...
    Hasan PULUR
    En büyük tehlike işsizlik...
    TÜRKİYE'de işsizlik oranı kaç?
    Derya SAZAK
    Yerli doktor
    Genç doktorların 14 Mart kırgınlığı sürüyor. ...
    Meral TAMER
    ABD'de 2025'e kadar nükleere tek kuruş yok
    Amerika'da yaşayan okurum Hayrettin Kılıç'tan...
    Tamer HEPER
    Başvurmakta gecikmeyin
    Kredi kartları konusu toplumu yakından ilgile...
    Yaman TÖRÜNER
    Emlakta global eğilimler
    Dünyanın en büyük gayrimenkul fuarı MIPIM Fra...
    Güngör URAS
    STÖ (Bilerek, bilmeyerek) ülkeye kötülük ediyor
    Kendilerini STÖ (Sivil Toplum Örgütü) olarak ...
    Serpil YILMAZ
    Türk yatları Körfez'de
    Ortadoğu'nun en büyük yatçılık fuarı "Dubai I...
    M. Ali BİRAND
    Awacs çok pahalı bir oyuncak değil mi?
    Yıllar öncesinden beri, Amerika Türkiye'ye AW...

    © 2006 Milliyet