|
 |
|
|
Orhan Cura'yı dinlerken...
Görüş / Bülent Buda
Muayenehanesinin ziline ilk uzandığımda orta kulaktan sorunum vardı. İkincisinde sorun burnumdaydı. Sevgili damadı Halil'le birlikte çalışıyorduk. "Yürü abi babama gidelim" dedi. Üniversiteye gittik, o sorun da çözümlendi. Elime bir demet çiçek alıp bir daha da uğramadım. İşimiz görülmüştü ne de olsa, hem de karşılıksız.
Ahmaklıkdı yaptığım. Elimde altı yaprak A 4... Bilgisayardan çıkmış. Altı sayfaya sıkıştırılmış muhteşem bir serüven tutuyorum. Mikrofonun ardındaki 78'lik genç adamın bakışları doğrudan üzerimizde. Doğaçlama altı sayfadan fazlasını, ellerimizden tutup sözcük gezintisine çıkartırcasına öyle bir anlattı ki... Tüm dokularını kuşatmış heyecan... Pırıl pırıl bir bellek... Daha ötesi sevgi, bağımlılık... Muhteşem bir ait olma duygusu. Altaylılık.
Bir bilim insanı
Baba Hulki Cura'nın aşısını yaptığı oğul Orhan Cura ile sürdürülen, gelenekselleşen, kurumsallaşan Altay bağımlılığı. Oysa Orhan ağbi salt Altaylı değil ki. Bir bilim insanı. O bütünüyle insan için kaygılanan kuşağın elde kalmış son örneklerinden. Sanki antika. Paha biçilemeyen, eskidikçe değerlenen.
Altay Sosyal Dayanışma Derneği'nin alçak gönüllü mekanında sevimli etkinlikler düzenleniyor. Eren Gevgeli ile arkadaşları güzel uğraşlar veriyor bu uğurda. Bizim kuşaktan Ali Rıza, Feridun, Mustafa Kalpakaslan biraz gencimiz Uğur birlikte oradaydık. Başkan Mehmet Erdoğan da oradaydı. Orhan ağbiye plaketini verdi ve etkinliğin bitimine kadar ayrılmadı. Yine de azdık. Eksiktik. Katılmıyoruz, merak etmiyoruz. Bizden önce olup bitene ilişkin öğrenme isteği körelmiş gibi.
Susarak çanak tuttuk
Orhan ağbiyi dinlerken kendimden geçtim. Sözcükler iki dudağı arasından kuşun ötmesi gibi sıkıntısız dökülüyordu. Onların bu kentin yaşamına kattığı soluğu onun özgün anlatımı ile daha iyi kavradım. Bir şeyin daha ölümcül sayılabilecek bir gerçeğin de ayırtına vardım.
Bizim kuşak, Orhan Cura'nın kuşağı kadar yürekli çıkmadı. O kendi kuşağının savaşımını hala sürdürürken bizim kuşak köşelerine çekildi. Evrimin taşıyıcısı olamadık. Bize düşen öz görevi sürdüremedik. Susarak, karşı devrime çanak tuttuk. Orhan ağbiyi dinlerken, bizden önceki kuşağın ne denli gerisinde kaldığımızı fark ederek sıkıldım, utanç duydum.
Peki bu kentin insanları Orhan ağbileri ne denli farketti. Ne kadar önemsedi. Daha vahim olanı "İşi düştüğünün dışında..." Ne kadar aradı merak ettim!?.. Biraz düşünebilsek, biraz sorgulayabilsek kendimizi. Sevgili Orhan ağbimizi daha iyi anlayacağız.
egespor@milliyet.com.tr
|
|
|

|