|
 |
|
|
Çanakkale geçilmez
Bizim Köşe / İsmail Sivri
1915 Birinci Dünya Savaşı'nda, Çanakkale Boğazı'nı güçlü donanmalarıyla geçip, İstanbul'u almak isteyen düşmanlara:
- Çanakkale geçilmez, dedik.
Bu savaşta, hiç bir cephede yenilmedik, savaş sonrası, imzaladığımız "Sevr Antlaşması"yla, yurdumuzu paylaşmaya kalkan güçlere şöyle haykırdık:
- Bir karış toprağımızı vermeyiz.
Kurtuluş Savaşımızda, tüm düşmanları yendik. Lozan'da bağımsızlık ve egemenliğimizi kabul ettirdik. Sonra Cumhuriyeti ilan ettik.
Her iki savaşımızın şehit ve gazileriyle bu günlere ulaştık.
* * *
18 Mart 1915'te, İtilaf Devletleri, güçlü donanmalarıyla, Çanakkale Boğazı'nı geçmeye kalkınca, bir çok gemisi boğaz sularına gömüldü. Bu güçlü donanma, "Nusret" gemimizin büyük bir gizlilik içinde, boğaza döktüğü mayınlara, tabyalardan açılan topçu ateşlerine mağlup oldu.
Çanakkale'yi denizden geçemeyenler, 25 Nisan 1925'te karadan saldırdılar. Bu kez karşılarında, Yarbay Mustafa Kemal ve Mehmetçikleri buldular.
O sabah saat 03.30'da top sesleriyle uyanan Mustafa Kemal bir tepeden düşman saldırısıyla, cephanesi biten askerlerimizi görünce:
- Süngü tak, komutu verdi.
Askerlerimiz, süngü takıp yere yatınca, düşman da yere yattı. Mustafa Kemal anılarında, durumu, "Kazandığımız an bu andır" diye değerlendirir.
Bir anda savaşın yazgısı değişir. Bu ölüm kalım savaşında, Yarbay Mustafa Kemal, 57. alayımıza şu emri verir:
"Size, ben taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçen zaman içinde, yerimizi başka kuvvetler ve başka komutanlar alabilir."
Bu kahraman alayımız, tüm er ve komutanlarıyla birlikte şehit oldu.
Bu ruh ve iman karşısında, hiç bir güç dayanamazdı.
Savaşın en tehlikeli durumunda, Grup Komutanlığı'na getirilen Mustafa Kemal'e Anafartalar kahramanı unvanı verildi.
Sonunda, İtilaf güçleri, gemilerine binerek, ayrılmak zorunda kaldılar ve tarihe, "Çanakkale Geçilmez" yazıldı.
* * *
Bu savaşta, hiç bir cephede yenilmedik. İçinde bulunduğumuz grubun yenilgisi ve "Sevr" ile İtilaf Devletleri, yurdumuzu paylaşmaya kalktılar.
15 Mayıs 1919'da Yunanlılar İzmir'e çıkınca, Kurtuluş Savaşımızın "İlk Kurşun"unu Gazeteci Hasan Tahsin İzmir'de attı.
Kuvayı Milliye, her yerde harekete geçmişti.
19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkarak Milli Mücadeleyi başlatan Mustafa Kemal Paşa, başındaki zafer tacıyla Çanakkale'den geliyordu.
Mustafa Kemal'in önderliği ve başkomutanlığında, Çanakkale ruh ve imanıyla, tüm millet el ele vererek, yurdumuzu düşmanlardan kurtardık.
Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı'nda her yer, her ev şehit vermişti. Şair Mehmet Akif Ersoy, "Çanakkale Şehitleri" destanında şöyle der:
"Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor/Bir hilal uğruna Ya Rab ne güneşler batıyor./Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker/Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer."
İlk meclisimiz üyesi olan Şair Ersoy, yazdığı Milli Marşımızda, "Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak" diye başlayıp, bize şöyle seslenir:
"Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı/Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı."
Kurtuluş Savaşımız, Çanakkale'de başlayıp, 9 Eylül 1922'de, ordularımızın İzmir'e girişi ve Büyük Zaferimizle noktalanmıştı.
Her iki savaşımızın şehitlerini rahmetle, gazilerini minnetle anarak önlerinde şükran ve saygılarımızla eğiliyoruz.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|