Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 19 Mart 2006 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İstanbul Film Festivali'nin 'Emek' tablosu

İstanbul Film Festivali 25'inci yaşını 1-16 Nisan tarihleri arasında ünlü konuklar ağırlayıp seçkin filmler sunarak kutlayacak. Festivale emeği geçenleri Emek Sineması'nda topladık. İşte bir yıl uğraşıp didinerek bize iki hafta boyunca sinema hazzını dolu dolu tattıranlar...

ALİN TAŞÇIYAN



"Bu yılın programını belirleyen çizgi Fransız teması"
Hülya Uçansu (Festival yönetmeni)



Festivalin 25 yılının da tanığısınız. Festivalde çalışmaya başlamanız nasıl oldu?
Çocukluğumu geçirdiğim Bandırma'da babamın ailesinin iki sineması vardı. Amerikan filmleri İstanbul'da vizyona girmeden Bandırma'da gösterilirdi. İstanbul'da öğrenci olduğum 1975'te Türk Sinematek Derneği'nde yönetmen yardımcısı olarak kısa bir süre çalıştım. Buna rağmen kurduğum ilişkiler çok köklü oldu. 1973'te İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı kurulmuştu ama programının çerçevesinde sinemaya yer verilmiyordu. Bu yıllar içinde tepkilerle karşılaşınca 1981'de dönemin genel müdürü Aydın Gün, Milliyet Sanat'taki bir yazısı nedeniyle Vecdi Sayar'ı davet etti ve Vecdi Sayar 1982'de Konak Sineması'nda altı filmden oluşan çok başarılı bir hafta düzenledi. Bu, İstanbul Festivali çerçevesinde sinemanın tohumlarının atıldığı yıldı. 1983 yılında Onat Kutlar'ın denetimindeki sinema günleri başladı, ben bu çalışmaları yürütmek amacıyla davet edildim.

Bu süreçte neler yaşadınız?
1985'e geldiğimizde Şakir Eczacıbaşı da danışma kuruluna katılmıştı. Biri ulusal diğeri uluslararası olmak üzere iki yarışma başlatıldı. 1989'da merkezi Paris'te bulunan FIAPF tarafından İstanbul Film Festivali kesin olarak tanındı. Artık Sinema Günleri bir festival boyutuna ulaşmıştı. Kurulduğu ilk gün itibarıyla İstanbullu seyircinin çok büyük sevgisi ve ilgisiyle benimsendi. Türk basını da ilgisini ve hoşgörüsünü esirgemedi.
80'li yılların başını düşündüğünüz zaman; Sinematek Derneği kapatılmış, karate ve seks filmleri furyası piyasayı sarmıştı. Sinemayı gerçekten seven insanlar için herhangi iyi bir çalışmayı görme imkanı neredeyse sıfıra inmişti. İşte o dönemde Sinema Günleri bir vaha gibi yaşamımıza girdi.

Festival Türkiye'de sinemaya nasıl bir katkıda bulundu?
İstanbul Film Festivali'nin genç kuşaklarda sinema sevgisinin gelişmesine ciddi bir katkısı olduğu inancındayım. '80'li yıllarda Mimar Sinan Üniversitesi Sinema Televizyon Enstitüsü'nden başka sinema üstüne eğitim veren bir okul aklıma gelmiyor. Gençler üzerindeki bu ilgiyi göz önünde bulunduran yöneticiler sinemaya kendi eğitim kurumlarında yer vermeye başladı. 80'den önce isimleri belli dört-beş film eleştirmenimiz vardı, oysa bugün İstanbul Film Festivali'ni bir okul gibi izledik diyen çok sayıda yetenekli film eleştirmenimiz basında yer alıyor. Festivaldeki filmleri izledikten sonra sinemayı meslek olarak seçtiklerini söyleyen genç bir yönetmen kuşağı geldi. Bırakın sanat filmlerini, belgeseller satın alarak ticari gösterime çıkma cesareti olan genç bir dağıtımcı kuşağı gelişti ve tüm bunlar izleyicinin de profilini değiştirdi. Türk sinemasının yeni bir çehreye kavuşmasına katkısı olduğu kanaatindeyim.

25'inci yıla özgü ne gibi şıklıklar bizi bekliyor?
Bu yılın programını belirleyen çizgi Fransız teması. Fransız Kültür Bakanlığı ile İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı arasında yapılan bir kültürel program alışverişi çerçevesinde 2006 yılında İKSV tüm festivallerinde ana tema olarak Fransız Baharı'na yer verdi. Fransız Kültür Bakanı festivalin açılışında hazır bulunmak üzere geleceğini bildirdi. İstanbul Film Festivali de bu genel program içinde açılışını ve kapanışını önemli Fransız sanatçılarıyla yapmayı seçti. Fransız sinemasının efsanevi ismi Alain Delon'a açılış töreninde Yaşam Boyu Onur Ödülü verilecek. Açılışta 10 film ile kendisine özel bir bölüm ayrılan Isabelle Huppert de Onur Ödülü almak üzere İstanbul'da bulunacak. Kapanış konuğumuz ise yine bir Onur Ödülü verilecek olan Gerard Depardieu. Onun da programımızda iki filmi var. Fransız sinemasının aykırı sanatçısı Bertrand Blier üç filmiyle festivalde olacak. Bir master class verecek. Blier'nin festivalimize ikinci gelişi olacak.
Temaya yakışır bir şekilde jüri başkanımız yönetmen Jean-Paul Rappeneau. Jürinin diğer üyeleri arasında saygın İngiliz sinema dergisi Sight&Sound'un editörü Nick James, İtalyan yazar ve senarist Lidia Ravera, La Rochelle Festivali direktörü Prune Engler, "Münih" filminde izlediğimiz İsrailli aktör Makram Khoury var. Türkiye'yi Işık Yenersu ve Reha Erdem temsil edecek.


"Hafızalara kazınan filmleri seçmeye çalıştık"

Azize Tan (İstanbul Film Festivali yönetmen yardımcısı)

Festival programında 25'inci yıla özgü neler bulacağız?
Danışma kurulumuzla birlikte 24 yılda gösterilen filmler arasından hafızalara kazınan, seyirciler ve bizim için özel anlamları olan filmleri seçmeye çalıştık. Festivalin seyirci rekoru kırmış filmlerini tercih ettik. Ustalara Saygı ve Anısına bölümlerini dışarıda bıraktık, her yılın taze filmleri arasından bir seçki yaptık. Festivalin Ulusal Yarışma'sında ödül kazanmış 24 filmi de gösteriyoruz. Çoğu Türk sinemasının klasikleri arasına girdi. Toplu görmek isteyenler için bulunmaz bir fırsat.

Başka hangi bölümler ve filmler dikkat çekiyor?
Dünya Sinemasının Genç Yıldızları var, buradaki yönetmenler daha sonra bizim Ustalara Saygı bölümümüzün konuğu oluyorlar. En çok dikkat çeken film ise Altın Ayı kazanan "Grbavica". Yeni bölümlerimiz var. Kadınlara Hürriyet'te kadınların toplumda karşılaştıkları ayrımcılık, şiddet vb. sorunları işleyen filmlere yer verdik. Çocuklar için bir bölüm yaptık. Gelecekteki izleyicilerimizi küçük yaştan yetiştirmek istiyoruz. Beş filmden dört tanesine seslendirme yapıldı. Ulusal Yarışma'da iki prömiyerimiz var Reha Erdem'in "Beş Vakit"i ve Yüksel Aksu'nun "Dondurmam Kaymak"ı. n


Fransız Baharı, Galalar ve Dünya Festivalleri bölümlerinde öne çıkacaklar

Azize Tan festival filmlerinden örnekler veriyor...
Fransız Baharı bölümümüzde 12 Fransız filmi var. Aralarında Philippe Garrel'in Venedik Film Festivali'nde En İyi Yönetmen Ödülü kazandığı "Sıradan Aşıklar"ı, Bertrand Tavernier'nin San Sebastian İzleyici Ödülü'nü aldığı "Kutsal Lola"sı ve François Ozon'un "Veda Vakti" yer alıyor.
Akbank Galaları'nda gösterilecek "Gerçeğin Ötesinde" çok farklı bir Atom Egoyan filmi. Bir diğer gala filmimiz "Kar Pastası" bu yıl Berlin Film Festivali'nin açılış filmiydi. Başrollerini Alan Rickman ile Sigourney Weaver paylaşıyor. Michael Radford -ki "1984" filmiyle ilk Altın Lale Ödülü'nü kazanan yönetmendir- Al Pacino ve Jeremy Irons'ın rol aldığı "Venedik Taciri" ile yeniden aramızda. "Crazy" geçen yıl Kanada'nın en iyi filmi seçildi. Yönetmeni Jean-Marc Vallee de geliyor. Wim Wenders'in "Kapımı Çalma Sakın"ı geçen sene Cannes Film Festivali'nde yarışıyordu.
Dünya Festivalleri bölümümüz çok zengin. İzleyicinin festivalde takip ettiği yönetmenlerin en son filmlerine yer veriyoruz. Biri Sokurov'un "Güneş"i. Abbas Kiarostami, Ermanno Olmi ve Ken Loach'un bölümler halinde tek film olarak çektiği "Biletler"; Nick Cave'in senaryosunu yazdığı "Teklif"; Gabriele Salvatores'in "Nereye Gidiyorsun Yavrum?", John Turturro'nun "Aşk ve Sigara"sı da öne çıkacak.
Aynı bölümde Danis Tanoviç'in "Cehennem"i; Çin'in bugüne dek en pahalı yapımı olan Chen Kaige imzalı "Vaat"; Neil Jordan'ın "Plüton'da Kahvaltı"sı; geçen yıl Altın Lale kazanan Hou Hsiao Hsien'in "Üç Defa"sı, Dardenne kardeşlerin Altın Palmiye'li "Çocuk"u, Steve Buscemi'nin "Yalnız Jim"i keyifli yapımlar.





PAZAR
"Rüya görür gibi şarkı görüyorum!"
İstanbul Film Festivali'nin 'Emek' tablosu
İşte markaların yeni yüzleri
Çiçek çocuklardan kayıp çocuklara...
2003'te çekildi, tüm dünya beğendi, nihayet vizyonda
"Lisede tarih kitabı okumadım"
Mudanya'da bir Ege esintisi: Tirilye
Gizli hayatlar
Bir denizaltı gibi
Alibeyköy'ün tulumbacı sokağı
Martınızı bozabilir miyim?
Bir dahinin yalnız dünyası
Güneş tutulmasının etkileri
Washington lokantaları
Cemil Meriç
Detoks yapma zamanı geldi
Özür dilerim
Pembe Panter'in dönüşü
Şili'de "şarap baharı"





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Mılor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2006 Milliyet