|
 |
|
|
Fenerbahçe'ye bravo
Fenerbahçe, Başkent'ten böylesine ayıplı kısır tarakkası içinden hem başarılı bir oyun, hem de bileğinin hakkıyla kazandığı üç puanla ayrıldıysa, buna büyük bir "BRAVO" çekmek gerekir doğrusu.
Ankaragücülü bir avuç küfürbaz, takımı teşvik etmeyi böyle bir davranışta mı sanarlar ki ?.. Daha takımları ısınırken tüm ekibi rakibine karşı haince motive etmek Ankaragücülü futbolcuları soyunma odasının teknik taktiklerinden koparmak olmuyor mu bir yerde, gerçekçi futbol düşünürleri?.. Ayrıca böylesine ters motivasyon biraz da karşı takımı azdırmak değil midir futbol oyunun doğası adına ?.. Fenerbahçe; Yozgatlı'lı, Deniz'li kadrosuyla hayli de bol paslı bir oyun formatı yakalıyor ve Ankaragücü defansı içinde çok yönlü pozisyon varyasyonları ile Başkent ekibinin ceza sahası içinde sayısız gol fırsatlarını da kaçırarak ulaşıyordu bu akşamki farklı sonucuna... Orta alanda Appiah, Aurelio ve Alex'in kurdukları paslaşma tezgahları gayet de iyi işliyor, ilk yarıda Ankaragücü'nün tribün kargaşası sebebiyle de kendi kalesine attığı sayı sonrası birçok yüzde yüzlük gol pozisyonlarını da hovardaca heba ediyordu bilinen usta isimleriyle... Bu arada Fener'i oynatmama adına sertliğe kayan bir oyun tarzını yeğleyen Ankaragücü, bir an kendini tribün patırtısından uzağa alınca, ofsaytla karışık olsa da, Emre ile eşitlik sayısını yakalamasını beceriyordu kendi sahasında...
Lezzetli gösteri
İkinci yarıda soyunma odası tembihlerinden kaynaklanmış olsa gerek, Ankaragücü oyuna daha futbola dönük bir havayla sarılıyor, böyle olunca da kazanmakta çok kararlı görünen Fenerbahçe'nin oyun iradesiyle sahadaki futbol lezzetli bir gösteri haline dönüşüyordu çokça zaman... Evet Fenerbahçe, galibiyetsiz dönemezdi sanki Ankara'dan... Çünkü hırs dolu futbol Rüştü'den Nobre'ye kadar tüm takımı sarıp sarmalamış görünmekteydi... Ve Fenerbahçe, tribün terörünün akıl almaz çirkin sloganlarına rağmen sahada top gezdiriyor, en sert markajlara bile hiç çekinmeden giriyor ve sarı-lacivertli takım tam bir şampiyon namzedi gibi yarışıyordu bu zorlu müsabakada... Geri dörtlüde Deniz, imtihan verircesine yerini hiç yadırgamadan futbolunu yorumluyor, Yozgatlı da ekibin oyun ritmine tam randımanla ayak uyduruyor, doğrusu ya Fenerbahçe sahasındaki kötümser gözlerle seyrettiğimiz tembel maçlarının tam tersi bir tempoyu sunuyordu tribünlerdeki birkaç otobüslük fedakar taraftarına...
Son laflarımız da, Ankaragücü'nün saygın taraftarlarına olmalı... Ligin 14. sıralarından yukarılara doğru tırmanıp, düşme tehlikesi bölgesinden kurtulmanın çıkar yolu asla küfürbazlık gevezeliği değildir... Bu kirli ağızlar susturulup, Ankaragücü kendi futbol zanaatına dönmedikçe, bu işin çıkar yolu bulunamaz. Hem başka bir gerçeği de vurgulayalım bu arada... Burası Başkent, burası Ankara. Tüm Türkiye'nin yönetildiği bir şehirde birkaç yüz gerçek futbolun aykırı ruhunu taşıyan insanlar tribünlerden temizlenemiyorsa, Edirne'den Diyarbakır'a kadarki illerimizde sürüp giden başka futbol hoşnutsuzluklarına tek bir resmi sorumlunun da laf etme hakkı yoktur.
esenay@milliyet.com.tr
|
|
|

|