|
 |
|
|
PAZARTESİ SOHBETİ
İzmir Devlet Senfoni Orkestrası'nın Müdürü Hakan Cem:
Hedefimiz senfoniye hiç gitmeyenler
Üç yılda 30 bin çocuğa ulaştık. Kimi zaman orkestra şefi oldular, kimi zaman müzik aletlerini tanıdılar. Çok sesli müziğin tadına vardılar. Konser nasıl izlenir, nerede alkışlanır, öğrendiler. Şimdi sırada büyükler var
Banu Şen
İzmir Devlet Senfoni Orkestrası, (İZDSO) seyirci geleneği olan, kendi izleyici kitlesini yaratmış sayılı sanat kurumlarından biri. Kurulduğundan bu yana emeği geçen tüm orkestra şeflerinin, yöneticilerinin, sanatçılarının bunda büyük katkıları var.
Üç yıldır gerçekleştirdikleri "Çocuklarla Senfoni"nin sınırları ise İzmir dışına taştı. Projenin fikir babası İZDSO Müdürü ve viyolonsel sanatçısı Hakan Cem'le konuştuk, İzmir'in sanat yaşamıyla ilgili pek çok şey anlattı...
Çok sesli müzikle tanışmanız, viyolonsel sanatçılığını seçmeniz nasıl oldu?
Babam Kıbrıs'ta amatör bir kemancıydı. Amatör bir orkestrada keman çalardı. Evimizde plaklar vardı. Babamla birlikte provalara giderdim. Annem ses, ablam da tiyatro sanatçısıydı. Tüm bunlardan dolayı bir yakınlığım oldu. Ben onlarla gider gelirken bir gün babam, "Sana bir enstrüman öğretelim" dediğinde viyolonseli seçtim. Viyolonsel dersleri almaya başladım. Oradaki öğretmenim İzmir Devlet Konservatuvarı'ndan gelen Aziz Gürerk'ti. 1976'da İzmir'deki konservatuvar sınavlarına girdim. Kazandım, İzmir'e yerleştim. 1985'te okuldan mezun oldum. Aynı yıl İzmir İZDSO viyolonsel sanatçısı olarak göreve başladım.
Dördüncü kez seçildi
Geçen hafta yeniden müdür seçildiniz...
Her yıl mart ayında tüm orkestralarda yönetim kurulu seçimleri yapılıyor. Senfoni, bu konuda en demokratik kurumlardan biri. Yönetim kurulunu orkestradaki sanatçılar, oylarıyla seçiyor. Bu çok özel bir durum. Diğer sanat kurumlarında böyle demokratik bir uygulama yok.
Geçen haftaki seçimlerde 5 kişilik bir yönetim kurulu, gizli oyla seçildi. 1 yıl görevde kalacağız. Benim de müdür olmama karar verildi. 10 yıldır orkestranın yönetim kurulundayım. 5 yıl üyelik, 2 yıl müdür yardımcılığı yaptım. Bu da müdür olarak 4. yılım...
Sırada "Büyüklerle Senfoni" var
Yeni yönetimin, yeni hedefleri neler?
Yönetim kurulunun hedeflerinden biri; sadece konser programları değil, yürüttüğümüz il, ilçe konserlerinin kapsamını daha da genişletmek. Bunun etkilerini görmeye başladık. Salonumuzda artık alışık olduğumuz yüzlerin dışında da seyirci görüyorum.
Yeni bir profil var. Kitlemiz belli sınırların dışına çıkıyor. Çevre ilçelere, illere konsere gittiğimizde ağır bir repertuvar değil de, insanların kulağına yakın, çok sesli müziği sevdirecek repertuvarları seçiyoruz. Bunu bir de proje haline getirip aynı "Çocuklarla Senfoni" gibi "Büyüklerle Senfoni' yapacağız. Tabii bu bir şov gibi olacak. Günlük hayatta reklamlarda, radyolarda, televizyonlarda kulağımızın daha aşina olduğu besteleri, bestecileri seslendireceğiz.
Mozart'ın 40'ıncı Senfonisi'ni herkes tanır ya da Beethoven'in 5'inci Senfonisini... İnsanlara aslında günlük hayatta çok sesli müziğin yer aldığının ve bunları sevdiklerinin farkındalığını sağlayacağız.
"Senfoniye hiç gitmedim" ya da "Müziği biliyorum da ayrıntılarını merak ediyorum" diyen büyükler için olacak... Bunun dışında her hafta verdiğimiz İzmir konserlerinde çok önemli şefleri, solistleri ağırlıyoruz. Önümüzdeki hafta Piyanist filminin şefi Tadeusz Strugala orkestarımızı yönetecek.
30 bin çocuk öğrendi
"Çocuklarla Senfoni" çok başarılı bir proje. Geri dönüşleri umduğunuz gibi mi?
"Çocuklarla Senfoni", bu formatıyla 2003 yılında başladı. Bugüne kadar 30 bin çocuk katıldı. İzmir'deki hemen hemen tüm okullara ulaşılmıştır. Sadece bu yılın rakamı, 18 bin çocuk. Artık çevreden otobüslerle geliyorlar.
Çocuklar bu projede kimi zaman orkestra şefi oluyor, kimi zaman müzik aletlerini tanıyor. Çok sesli müziğin tadına varıyor. Bize gönderilen mektupları, yazıları saklıyoruz. Hayatında hiç karşılaşmadıkları müzik aletlerini görüp, çıkardığı sesi tanıyor, konser nasıl izlenir, nerede alkışlanır, öğrendiler. Senfoniyi sevip ailesiyle birlikte konserlere gelen çocuklar var. Aileleri hiç senfoni dinlememiş çocukların sayısı da çok.
Onlar da evde ailelerine anlatıp, konsere götürmek istiyorlar. Hedefe varıldığını görüyoruz. İnternette, Kastamonu'dan bir çocuğun "Kastamonu'da 'Çocuklarla Senfoni' yok mu?" diye soru bıraktığını gördüm. Bundan çok etkilenmiştim. Bu projeyi şimdi CD haline getirdik. Amacımız tüm Türkiye'ye yayılması. Her eve girmesi.
Bizim bir de Müzik Atölyesi projemiz var. O da anasınıflarına daha küçük sınıflara gidiyor. Birkaç müzik aleti var. Daha küçükleri hedef alan bir proje bu. Bizim attığımız; 2020'lere, 2030'lara bir taş... Bu çocuklar gelecekte benim yerimde, sizin yerinizde olacak. Bizim amacımız okulda aldıkları eğitimin yanında sanat, çok sesli müzik yoluyla sanatın getirdiği estetik, düşünsel boyutla zerafetlerinin sağlanması. Geleceğin sanat seyircilerini oluşturmak istiyoruz. Sanatla iç içe nesiller daha sağlıklı diye düşünüyorum...
Okullarda, çocuklar arasında son zamanlarda şiddet olayları arttı. Televizyonun, acılı, vurdulu kırdılı filmlerin, dizilerin, müziklerin de bunda etkisi var mı?
Her şeyi çabuk, kolay tüketen bir dünyada yaşıyoruz. Şiddet, hoşgörüsüzlük, tahammülsüzlük daha egemen duygular oldu. Günümüzde bilim adamları, psikologlar biraraya gelip küreselleşmeye, onun getirdiği tüketime karşı oturup düşünüyorlar. İnsanlığı, kardeşliği tüketiyoruz. Makineye, televizyona esaretimiz var. Çocuklar bizim geleceğimiz.
Çocuklarda şiddet yayılmaya başladı. İşte biz çok sesli müziğin estetik, zerafet duygularını besleyen taraflarıyla, geleceğimiz olan çocukları başka bir dünyaya götürüyoruz. Bu yalnızca senfoniyle kalmamalı. Tiyatroyla, operayla, baleyle desteklenmeli. Çocuklar dinlediklerinin, izlediklerinin çok çabuk etkisinde kalıyor. Onlar şiddeti görüyor ve uyguluyor. Bizlere çok görev düşüyor. Bu tip sanatsal, kültürel projelere çocukları çekmek için çalışmalıyız.
|
|
|

|