|
 |
|
|
Siyaset kurbanı Merkez Bankası
Merkez Bankası'ndaki nöbet değişimi süreci hükümet tarafından bir fiyasko haline getirildi. Bankanın bağımsızlığına ilişkin algılamalar zayıflarken, banka politikalarının tahmin edilebilirliği de bu süreçte azalıyor.
İstikrarın sembolü olan merkez bankalarının belirsizlik kaynağı haline gelmesi ekonomi yönetimlerinin en korktuğu şeydir. ABD gibi dünyanın en güçlü ekonomileri bile merkez bankası yönetimini değiştirirken çok dikkatli davranır.
Bizde hükümet rahat. Bunun nedeni iktidara gelir gelmez, dünya finans piyasalarının yükselen piyasalar için kurduğu şölen sofrasını önlerinde hazır bulmaları. Son üç yıldır bu sofrada oturanların yaptıkları hatalar görmezden geliniyor. Ancak sofra toplanmaya başlandığında yapılan hataların faturası herkesin önüne konacak. Hükümet sofranın toplandığı dönemleri yaşamış siyasi kadrolara sahip değil. Ne yapsalar kimse aldırmayacak sanıyorlar.
Diğer taraftan dünyada yaşanan bu bolluğa rağmen, iktidarları döneminde, işsizlik ve dışlanmışlık arttı. Üretici kesimler Başbakanlık önünde mutsuz kuyruklar oluşturmaya başladı. Seçimler yaklaştı. Seçmen nabzını tutan anketlerde, son 20 yıldır sürekli en önemli yeri tutan, işsizlik ve ekonomik sorunların ağırlığı, çok başarılı olunduğu söylemlerine rağmen azalmıyor. İşsizlik ve yoksulluğa odaklanan bir seçim mücadelesinin kazanılması zor.
MB siyasi sürece kurban ediliyor
Bu durumda iki strateji izlenebilir. Birincisi, kendi döneminden önce göreve gelenlerle -buna Cumhurbaşkanlığı makamı da dahildir- çalışmak zorunda kaldığını ve bunların elini tuttuğunu söyleyeceksin. Sorunların çözülememesinin faturasını onların sırtına yükleyeceksin. Artık kendine yakın kadrolarla çalışacağını söyleyip taahhütlerini tam olarak yerine getirebilmek için milletten yeniden yetki isteyeceksin.
İkincisi, bundan önceki muhafazakâr iktidarların yaptığını yapacaksın. Laik ve dindar kesimlerin hassasiyetlerini kullanacaksın. Seçime giderken halkın ekonomik sorunlarını türban altına gizleyip mücadele alanını cemaatlere ve cami avlusuna çekeceksin.
Bir süredir bu iki strateji birlikte yürürlüğe konmuş gibi görünüyor. Şimdi de Merkez Bankası ve başkan adayları bu siyasi sürece kurban ediliyorlar. Bunun ekonomide yarattığı tahribat kimsenin umurunda değil.
En önemli konu iş ve aş
Halk en önemli sorunum iş ve aş diyor. Buna rağmen neden muhafazakâr propagandaların peşine takılıyor? Çünkü yıllardır iş ve aş konusunda yeterli çözüm getiren olmamış. Bu durumu değişmez kaderi zannediyor. Hiç olmazsa başka alanlarda baskı olmasın diyor. Çözümsüzlük sürüp gidiyor.
İşsizlik, yoksulluk ve dışlanmışlığın kader olmadığını, bunun iktisat politikası tercihi sorunu olduğunu halka anlatacak ve mücadeleyi bu alana çekecek muhalefet lazım. Bunun için de fırsat eşitliğine ve dışlanmışlara sahip çıkmaya odaklanan, romantizm yerine çağın gerçeklerini dikkate alan, toplumun tüm kesimlerini kucaklayan, Türkiye'nin içinde bulunduğu demografik fırsat penceresini kullanacak, her yıl bir milyon kadına, gence ve erkeğe iş gibi iş -kayıt dışı değil- olanağı yaratacak farklı ve inandırıcı bir programı ortaya koymak gerekiyor.
Seçim mücadelesi bu alana çekilebilirse muhafazakâr kesimin yıllardır süren klasik oyunu etkisizleşir ve siyaset millet için çözüm üretme yoluna girer. Halk da bu çözümlere sahip çıkar.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|