|
 |
|
|
Büyük kopuş: Ekonomi ve toplum
Dünyanın önde gelen hisse senedi borsalarında yükseliş haberleri birbirini izledi geçen hafta. 'Yeni ekonomi' balonunun 2001'in martında patlamasından bu yana erişilmemiş zirvelere erişildi.
İngiltere'de hisse senedi borsasının nabzını ölçen FTSE 100 endeksi 5 yıldan beri ilk kez 6000 puan sınırını aştı. Avrupa şirketlerini kapsayan FTSE Eurofirst 300 endeksi 2001 yılından beri en yüksek düzeye çıktı. ABD hisse senedi borsasının geniş bazlı endeksi S&P 500, mayıs 2001'den bu yana ilk kez 1,300 puan sınırını aştı. ABD'de KOBİ niteliğindeki şirketlerin hisselerini içeren Russel 2000 endeksi tarihsel rekora erişti. Tokyo borsasında hisse fiyatları yeniden yükselişe geçti.
Dünya ekonomisinin büyüklerinden gelen iyi haberler borsalardaki yükselişleri yansıtan göstergelerden ibaret değil. ABD'de ekonomik büyümenin bu yılın ilk çeyreğinde yeniden hızlandığı, Japonya'nın yıllar sonra kalıcı bir büyüme trendini yakaladığı, Avrupa'da bile bir kıpırdanmanın hissedildiği belirtiliyor. IMF'nin son öngörüsü, dünya ekonomisinin 2006'daki büyümesinin tahminleri aşabileceğini gösteriyor.
Yükselişin sırları
Bu parlak tablonun ardında, küreselleşmenin yarattığı olanaklardan en iyi biçimde yararlanan şirketlerin ve ülkelerin başarısı yatıyor. Bu tabloda öncelikle dikkati çeken noktalar şunlar:
Dünyadaki likiditenin rekor düzeylere çıkmış olması ve konut fiyatlarını şişirmesi sayesinde ABD'de tüketimin sürmesi ve ithalat çarkını çevirmesi sağlanıyor. Çin ve Hindistan gibi Asya ülkeleri dünyaya ucuz mal ve hizmet sağlayarak bir arz şoku yaratıyor ve enflasyonun yükselmesini önlüyor. Asya'nın yarattığı rekabet şartları Amerika'nın, Avrupa'nın, Japonya'nın küresel boyutta iş yapan şirketlerinin üretimi ve tedariki bu ülkelere doğru kaydırmasına yol açıyor. Üretimin ve tedarikin ana ülke dışına kaydırılması ana ülkede işsizlik sorununun çözümünü zorlaştırıyor. Pazar paylarını ve kârlarını artırmak isteyen uluslar arası şirketler, küresel boyutta stratejik konumlanma hesaplarıyla şirket evliliklerine ve satın almalara yöneliyor. Mümkün mertebe az elemanla verimliliği artıran ve büyük kârlılık elde eden şirketlerin hisse senetleri yükseliyor ve borsalardaki tırmanışı besliyor.
Tehlikeli eğilim
İngiltere'de borsa endeksi rekor kırarken işsiz sayısında da 1990'dan bu yana kaydedilen en yüksek artışın yaşandığı açıklandı geçen hafta. Fransa'da gençlerin daha kolay iş bulmasını sağlamak amacıyla getirilen düzenlemeye karşı protestolar yükseliyor. Almanya'da Başbakan Merkel'le işçi sendikaları arasındaki çekişme sürüyor. Özellikle sınır ötesi şirket satın almalarına karşı milliyetçi bir tepki dalgasının hemen her Avrupa ülkesinde ve hatta ABD'de yükseldiği görülüyor.
Bütün bunlar piyasalardaki ve ekonomideki performansı ölçen verilerle toplumların tabanındaki yaygın algılamanın büyük ölçüde birbirinden koptuğunu gösteriyor. Şirket bilançolarına ve borsa endekslerine bakanların algılamasıyla sokaktaki insanın algılaması arasında tehlikeli bir uçurum açılıyor. Bu tehlikeli eğilimin yansımalarını biz de hissediyoruz.
oulagay@milliyet.com.tr
|
|
|

|