Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Mart 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Condy'nin incileri






Mitolojiye göre, tanrıça Afrodit ağladığında gözyaşları incilere dönüşürmüş. İncilere "Tanrıların gözyaşları" denmesinin nedeni budur. Bu değerli taş eski zamanlardan beri hükümdarlar ve kraliyetle ilişkilendirilir. Sezar Romalı yöneticilerin inci takmasına izin verirken; İngiltere'de sadece kraliyet ailesi mensupları bu taşı üzerlerinde taşıyabiliyordu. Doğal inciler o kadar nadirdi ki sadece çok zengin olanlar bu değerli taşa sahip olabiliyordu. Bugün artık hemen herkesin bütçesi bir inci kolye ya da küpeyi kaldırabiliyor.
Bir zamanlar inciler sadece beyaz ve siyah renkliyken bugün artık gökkuşağının tüm renklerinde üretiliyor. Yeni teknikler, tasarımlar inciyi bir dönem üzerine yapışan "tutucu" imajından sıyırıp jean ve tişörtle takılabilen aksesuvarlar haline getirdi. Yine de o klasik inci kolye yok mu? ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın boynundan eksik etmediği türden olanı...
İşte o klasik kolye genellikle tayyörlerle falan takılıyor. Klasik inci kolyeli kadınlar genellikle "usturupluyum, oturup kalkmasını bilirim, patavatsız değilim, iyi bir anneyim, sadık bir eşim, eh biraz da sıkıcıyım" mesajını verir. Oysa biz Condy'yi böyle bilmezdik. Vaktiyle sivri topuklu deri çizmelerini çekip mini eteğinin üzerine "Matrix" ceketini kuşandığını görmüştük hani. Hükümetler seviyesinde alışılmışın dışında bir görüntü çizmiş, bizi şaşırtmıştı. Ne acı ki, o da görünümü itibarıyla siyasetin tayyörlü, inci kolyeli sıkıcı kadınlarından biri olup çıktı.


Bu nasıl modacı?

Bugünlerde herkes "Aliye" dizisinin yıldızı Sanem Çelik'in başrolünde olduğu aldatma olayını konuşuyor. Biz Çelik'i bir yana bırakıp Aliye'nin kıyafetlerine bakalım. Bu Aliye karakterinin, çocuklarının peşindeki koşuşturması dışında bir de işi var. Kendisi bir modacı. Hem de böyle defileleri falan olan cinsten. Fakat malum terzi söküğünü dikemezmiş. Kendisi de giyinmeyi pek beceremiyor.
Aliye evde eşofman falan giyiyor. Şu takım halinde satılanlardan. Dışarıda da atkısı ve üzerine gül, çiçek vs. kondurulmuş şapkası hiç eksik olmuyor. Kat kat giyiniyor ama artık kat kat giyinme modası geçti gitti, kalmadı. Bir modacının böylesine "Top 10" giyindiği görülmemiştir.
Yerli yabancı modacılara bakın. İlle gidip en pahalı giysileri almaları gerekmiyor. Beyaz tişört, jean ya da Jean Paul Gaultier gibi her gün aynı çizgili bluzu giyerek tarz sahibi olabiliyorlar. Aliye'nin giysileri ise ucuz semt butiklerinde satılan cinsten. Bir de "Avrupa Yakası"na bakın. Tamam Gülse Birsel yıllarca moda dergisi çıkarmış bir insan, bu işten anlıyor. Dizi için dizinin konseptine uygun birkaç yerle anlaşmışlar. Kıyafetler oralardan gelip gidiyor. Bu iş o kadar da zor değil. Azıcık işten anlayan biri modacının nasıl giyineceğini bilir.


Futbolcular ve çantaları

Fenerbahçeli futbolcular Tuncay Şanlı, Alex ve Anelka maçlardan sonra eşofmanlarının üzerine Louis Vuitton'un monogram serisinden çantalarını takarken, kaleci Volkan Demirel aynı model bir Yves Saint Laurent çantayı tercih ediyor. Louis Vuitton malum son derece pahalı ve kaliteli bir çanta markasıdır. Yves Saint Laurent'ın ise adı bile yeter. Diğer yandan, Galatasaray'ın teknik direktörü Eric Gerets, üzerinde eşofman olsun, takım elbise olsun fark etmiyor, orası burası sarkan taba rengi eski bir muhasebeci çantasıyla dolaşıyor. Bu haliyle paraları toplamaya giden bir alacaklıyı andırıyor. Şu Galatasaray paraları verse de, Gerets kendine şöyle düzgün bir çanta alıverse...


Yürüyüş kıyafetleri

AKP'nin Kızılcahamam'da düzenlenen 6'ncı İstişare Toplantısında milletvekilleri toplantıdayken eşleri Asya Termal Tesisi'nde topluca yürüyüşe çıkmışlar. Birinin elinde döşemelik kumaştan çanta, diğerinin üzerinde kocaman bir şal, hepsinde uzun mu uzun, bileklere doğru daralan etekler ve topuklu ayakkabılar. İnsan yürüyüşe çıkarken daha rahat bir şeyler giymeli. Madem böyle giyinecekler, bari yürüyüşten vazgeçip bir yerlerde oturup çay, kahve içseler...


Stil danışmanı

Ebru Şallı Nelson'un marka ve stil danışmanı olmuş. Nelson gibi yurtdışına ihracat yapan ve Türkiye'nin en eski mayo firmalarından birinin Ebru Şallı'nın marka ve stil danışmanlığına neden ihtiyacı olsun? Ebru Şallı'nın katıldığı defileler ve tanıtımlar dışındaki tekstil, kumaş, tasarım bilgisi nedir? Böyle bir altyapısı, eğitimi var mı? Yok. Bir stil ikonu olduğu da söylenemez. Marka Ebru Şallı'nın şöhretinden yararlanmak istiyorsa, dünyanın diğer yerlerinde olduğu gibi bu manken varsın reklam kampanyasında Nelson'un yüzü olsun, tanıtımlarını yapsın. Zaten sekiz yıldır bu görevini başarıyla sürdürüyor. Ama böylesine köklü bir markanın bu tür bir pozisyona profesyonel birini koyması gerekmez mi?



malphan@milliyet.com.tr



CUMARTESİ
"Biz komik bir aileyiz"
İçimiz renkleniyor
Butik detoks merkezi
Laura Bush'u reddetti
"Halk oyunlarını da Picasso gibi topluma mal edelim"
"Jack ile rock iyi gider"
En moda yeni
ne var, ne yok
Moda dünyasından haberler...
Damak tadı





Melis Alphan
Cengiz Eren
İlke Gürsoy
Ali Rıza Kardüz
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç Ural

© 2006 Milliyet