|
 |
|
|
Tarım hükümetin de, medyanın da gündemine tam anlamıyla giremedi
Satır Arası / Deniz Sipahi
Biyolojik zenginlik açısından, AB'ye girdiğinde, Avrupa kıtasının zenginliğini ikiye katlayacak olan Türkiye, bugün tüm dünyayla aynı tehdidi yaşıyor.
Doğal ormanları yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.
Son dönemde ağaçların kısa sürede yetişmesine yönelik teknikler araştırılıyor. 2003'te yapılan "Türkiye'de Endüstriyel Plantasyonların Kuruluşu" toplantısına Şili, Yeni Zelanda, Finlandiya, İtalya, Almanya gibi ülkelerin yanında Dünya Tarım Teşkilatı'nın yetkilileri de katılmıştı.
O toplantılar sonucunda görevlendirilen bazı orman mühendislerinin arazi tespit çalışmaları sonuç vermiş olacak ki; yıl sonunda Akdeniz ve Güney Ege'de kızılçam, Kuzey Ege, Marmara ve Doğu Karadeniz'de ise sahil çamı yetiştirilmeye başlanacağı haberleri veriliyor.
Bu sevindirici bir gelişme ancak ne yazık ki çok yetersiz.
Bugün birçok ülke, doğal kaynaklarını korumak için harekete geçmiş durumda. Özellikle ABD'de kereste ticareti yapan büyük firmalar, doğal ormanlardan kesilen ağaçla ticareti önlemek için tedbir alıyor.
Şili ve Yeni Zelanda'daki endüstriyel orman plantasyonları ise dünyadaki başarılı örneklerden. Şili'nin bir yılda ihraç ettiği kereste 2 milyar dolara ulaşırken; ormanlar üzerindeki baskının da azaldığı görülüyor.
* * *
Ülkemizde her yıl yasal olmayan yollardan 10-12 milyon metreküp ağaç kesiliyor. Ayrıca her yıl bir kişinin tükettiği kağıt, orman ürünün ortalaması da yedi ağaç ediyor.
Türkiye'de iyi niyetle başlanan girişimlerin bazen doğal çevre için fayda yerine zararlı sonuçlara da neden olabildiğini izliyorum.
Bunun en tipik örneği, aslen orman niteliğinde olmayan alanların ağaçlandırma ile ormana dönüştürülmesi.
Ağaç dikmek her zaman doğal sistemi desteklemek anlamına gelmeyebilir. Sulak alanlarda okaliptüs gibi türlerin kullanılması alanın kurumasına neden olabilir.
Örneğin Tarsus'ta Berdan bataklıkları okaliptüs dikilerek büyük ölçüde kurutuldu.
Ayrıca özgün bitki örtüsünün yerine ağaçlandırma yapılması, farklı ağaç türlerinin dikilmesi alandaki bazı türlerin yok olmasına neden olabilir.
Neden bunları yazıyorum?
Çünkü Türkiye'nin gündemine bu konular ne yazık ki giremiyor.
Orman köylüsü öylesine sıkıntılı, öylesine çaresiz ki.
Özel ormanlardaki yangın maliyeti sıfıra yakın
Özel ormanlıkların çoğaltılması gerektiğini düşünüyorum.
Neden mi?
Bir örnek vermek istiyorum.
Kozak bölgesinde her yıl çıkan yangınları önlemek için 16.5 milyon YTL para harcanıyor. Özel ağaçlandırma yapılan yerlerin yangın maliyetinin sıfıra yakın olduğunu rakamlar gösteriyor.
Bunu ben değil; devletin kaynakları söylüyor.
Özel ormanlar sayesinde ...
Boş duran, tapulu veya hazine arazisi değerlendiriliyor.
Orman köylüsünün para kazanıyor.
İşsizlik azalıyor.
Şehre göçler önleniyor.
İhracat kalemi ve miktarı artıyor, ülkeye döviz giriyor.
Sosyal patlamalar önleniyor. Türkiye'de unutulan, gözden uzak tutulan orman köylüleri için mutlaka ama mutlaka bir şeyler yapmalıyız.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|