Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Mart 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Işık doğudan yükselir

Önce Shakhtar'lı Ukrayna çıktı üstümüze, sonra Slavia'lı Çek Cumhuriyeti... Doğu Avrupalı Bulgaristan Levski ile, Romanya da Rapid ve Steaua ile tırmanıyor. Türkiye Devler Ligi'ne bir takımla katılma yoluna giriyor ve maalesef ışık doğudan yükseliyor...

TAKTİK / UĞUR MELEKE


UEFA sıralamasında 11'inci olarak başladığımız sezonda, hiçbir takımımız Avrupa kupalarında ilkbaharı göremeyince 15'inci pozisyona kadar geriledik. Şu anda bulunduğumuz basamak çok kritik, zira bir kademe daha gerilersek Şampiyonlar Ligi'ne tek takımla gitmek durumunda kalacağız...
Biz, bu sezonu 26,166 puanla kapattık. Şu anda bir basamak altımızdaki İsviçre'nin puanı 25,375... Basel, UEFA Kupası'nda son sekizde ve Middlesbrough'la eşleşti. İsviçre'nin bizi geçebilmesi için kalan maçlarda 3 puana ihtiyacı var. (Tabii galibiyete iki puan usulü olduğunu hatırlatmak lazım). Basel, Boro'yu bir maçta yenip, bir maçta berabere kalırsa İsviçreliler bizi geçecekler maalesef... (Alpay'la Emre'nin bir şeyler yapması gerek!)
17'nci sıradaki Bulgaristan'ın iki basamak yükselebilmesi için Avrupa'daki temsilcisi Levski'nin ülkesine 7 puan kazandırması lazım. Levski'nin 7 puan alması demek, finale kalması demek. Levski final oynamazsa, Bulgaristan'ın bizi geçme şansı yok. Kısacası bu turda dileğimiz Schalke ve Middlesbrough'un rakiplerini elemesi. Bu durumda, fazla hesap yapmadan 2007-2008 sezonunda da Şampiyonlar Ligi'ne iki takımla katılacağız.
Sezona UEFA ülkeler sıralamasında 25'inci sırada başlayan Romanya, önce ilk 15'e girerek Şampiyonlar Ligi'ne iki takım gönderme hakkı kazandı, şimdi de ilk 10'u, yani Devler Ligi'ne bir direkt katılım hakkını elde etti. Çeyrek finalde iki Rumen takımının eşleşmesine üzüldüler, ama aslında sevinmeleri gereken bir durum. Çünkü hem 4 puanları garanti, hem de bir takımları yarı finale yükselecek.
Rumenler'in şu anki 29,124 puanına garantiledikleri 4 puanı (4puan/3 takım=1,333) eklediğimizde 30,457 puana yani onuncu sıraya yükseliyorlar. Mevcut durumda onuncu olan İskoçya (30,375 puan) ile 11'inci Belçika'nın (30,250 puan) Avrupa'da temsilcileri kalmadığı için Romanya, 2007-2008 Şampiyonlar Ligi gruplarında direkt olarak bir takımla temsil edilmeyi garantiledi.
Son sekizdeki iki Rumen takımından Rapid Bükreş'in bütçesinin 13 milyon euro ve en pahalı oyuncusunun da Pancu olduğunu hatırlamak gerek... Ve hatta kadrolarında sadece 3 yabancı olduğunu... (2 Ermeni ve 1 Estonyalı)
***
Şimdilerde federasyonun yabancı oyuncu sınırlaması üstüne çalıştığını konuşuyorlar etrafta. Bu da bana küçük bir hikaye hatırlattı*...
Tedavisine giriştiği hastaların mevta olmasıyla ünlü bir doktor arkadaşı, ağrılarından şikayetçi Neyzen Tevfik'e, "Gel seni bir muayene edeyim" demiş... Üstadın cevabı ise mânidar: "Sağol doktor, ben kendim ölürüm"

Gol sevinçleri

Bu köşede verilen sözleri tutmama ihtimalimiz yok... İki hafta önce Song'un fantastik gol sevincinin ardından tartışmaya açtığımız bu konuyla ilgili baskılar yoğunlaştı, biz de yerimiz el verdiğince değinelim en beğendiğiniz gol sevinçlerine.
Bebeto'nun 1994 Dünya Kupası'ndaki beşik sevinci bir klasik tabii. O sevincin türevleri yıllarca artarak devam etti, 2002'de Kore'yi 3-2 yendiğimiz üçüncülük maçında Hakan Şükür'ün Emre'yi kucağında sallaması var ve bir de geçen hafta Lyon'lu Fred'in şortundan emzik çıkarması... (Nils Filmer)
Herkes çocuklarını gündeme getirmeye kalkmıyor tabii, bazıları da kuzenlerine selam söylemeye çalışıyor. Eski Galatasaraylı Franck Ribery, geçen yıl belki 10 maç formasının altında kuzenlerine sevgi gönderen mesajı taşıdı. Gol atamayacağına kanaat edip forma altı mesajı vermekten vazgeçtiği maçta, kupada Fenerbahçe önünde, (şanssızlık eseri) Türkiye kariyerindeki ilk golünü atıyordu...
Taklalarıyla meşhur Interli Obafemi Martins, Shakhtarlı Julius Aghahowa ve Portsmouthlu Lua Lua var tabii. (Nezih Gülden) Onların attığı 10-15 takla tabii Bursaspor'un timsah yürüyüşünün yerini tutmaz asla. Bursaspor'un 1996-1997 Intertoto Kupası yarı finalinde Karlsruhe'ye penaltılarla elendiği o çok kritik maçın belki de en çok akılda kalan kısmıdır (rahmetli) Mususi'nin timsah yürüyüşü... (U.Dündar) Bir de Tugay'ın baş döndüren gol sevinci. İlk olarak Şampiyonlar Ligi'nde Sparta Prag'a attığı golden sonra yapmıştı sanırım. (Cemil Koçak) Fatih Terim, maçtan sona onun için, "Her maçta gol yapabilecek bir oyuncudur" demişti, unutmuyorum. O da, golleriyle, istikrarıyla Terim'i mahcup etmedi, bizleri de gururlandırmaya devam ediyor.
***
Bu aralar Appiah'ın kulaklarını işaret ettiği gol sevinci var ki, aynısını Fiorentinalı Luca Toni de yapıyor. Nobre'nin değişik taklasını da Espanyol'lu Fredson'da görmüştüm. Galiba Türkiye Ligi, sandığımızdan daha fazla takip ediliyor(!)

Önder Çengel

Geçen sezondu sanırım, onun adını ilk duyduğumuzda... Hem Fenerbahçe'de, hem Beşiktaş'ta (hatta galiba Galatasaray'da da) denenmiş, neticede beğenilmeyip futbola başladığı İsviçre'ye geri dönmüştü. Bu yılın başında yine Diyarbakırspor'la adı geçti ve sonra Türk spor basınında izini kaybetmiştik. Hafta sonu, İsviçre basınında bulduk onu. Ligde ve UEFA'da zaman zaman oyuna giriyordu ama Cumartesi günü Thun'un Schaffhausen'ı 2-1 yendiği maçta iki gol birden atınca dikkatleri üstüne topladı Önder... Takımdaki diğer bir Türk, Eren Şen de, Şampiyonlar Ligi'nde ve UEFA Kupası'nda bu sezon başarıyla mücadele etmişti. Gözlerimizi Thun'dan ayıramayacağız bu sene...
***
Bir de İzzet Akgül'ümüz vardı biliyorsunuz. O da bizi sevindirmeye devam ediyor. Charleroi'nın Lokeren'i 3-1 yendiği maçta kaydettiği golle, bu yıl üçüncü, son iki yılda toplam 12'nci sayısını kaydetti. Serhat'ın da haftayı boş geçmemesiyle, Jupiler Ligi'nde de bayağı gururlandık bu hafta...

Kennedy diye bir Türk

CM/FM fanatikleri bilirler, transferin en iyi adamlarından biridir Kennedy Bakırcıoğlu... Hatta gerçekte de 1999-2000'de İsveç Ligi'nin en pahalı transferini yapmıştı Hammarby'ye... İsveç/Türkiye çifte pasaportlu Kennedy, son 5 yılda İsveç ve Yunanistan'ı dolaştı, ama ekrandaki performansını bir türlü sahaya yansıtamadı. Nihayet bu yıl şeytanın bacağını kırdı ve Hollanda'da Twente'nin bir numaralı yıldızı haline geldi. 26 maçta oynadı, 7 gol pası verdi, 7 değişik maçta da 8 gol kaydetti. Twente onun gol attığı maçların hiçbirini kaybetmedi, tam 17 puan topladı.
Pazar günü de zorlu Roosendaal deplasmanında 84'te kaydettiği kritik golle 1 puanı kurtaran Kennedy, Twente'yle önümüzdeki sezon UEFA'da oynama şansını sürdürüyor.
Bu arada Uğur Yıldırım gibi o da, Türkiye'yi değil, İsveç Milli Takımı'nı seçmiş durumda... Hatta İsveç Genç Milli Takımı'yla da Türkiye'ye bir gol atmışlığı var. Birçok kez adı Fenerbahçe'yle, Beşiktaş'la, Galatasaray'la anılmıştı. Herhalde bundan sonra, ismini PSV ile veya Ajax'la yan yana göreceğiz.




SPOR
'Gelin birlik olalım'
Luciano tehlikesi
Trabzon'dan inciler
İyi ki varsınız!..
Kartal'ın kader oyunu
Cim-Bom'da bahar havası
Tuğba'nın rüyası
Bir bir eriyorlar!
FIFA'nın başı dertte
Ligin dibi tutuştu
Zincirler kırıldı
33'te 33
Görevleri tehlike!
Işık doğudan yükselir
Sakarya'dan derin darbe: 2-0
Altay nefes aldı: 2-0
Çıplak ayakla koştu
Asafa'ya ilk madalya
Jones'tan dünya rekoru
Haber turu...
Hakemliğin bittiği gün
Alex'e 'sarı' fazla
İnceldiği yerden
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR



Mehmet DEMİRKOL
Hakemliğin bittiği gün
Hulki Abi (İlgün) beni affetsin. Tam da durum...
Ercan GÜVEN
Alex'e 'sarı' fazla
Pazar gecesi, en az yirmi defa seyrettim Alex...
Nilay YILMAZ
İnceldiği yerden
Süper katkılı kronik ligimizde 25. hafta maçl...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98
© 2006 Milliyet