Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Mart 2006 / Salı  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kıbrıs'ta kavga


Kıbrıs'ta büyük tartışma yaşanıyor... AB malumunuz KKTC'ye vereceği 259 milyon euro ticari ve mali yardımın 120 milyon dolarlık bölümünü silmiş, 139 milyon dolarlık kredinin kullanımını da Rumların onayına bağlamıştı.
Karar aşağılayıcıydı. Nitekim Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, yaptığı ilk açıklamada, "Bu karar kabul edilemez, bu para alınmamalı, Türkiye, KKTC'ye her yıl bu paranın çok üzerinde katkı yapıyor" demişti.
Onurlu davranış buydu. Ayrıca bu kredinin kabulü, "Tüm adada tek meşru yönetimin Rum idaresi olduğunu" kabul etmek anlamına gelecekti.
Ne var ki, birkaç gün önce KKTC Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev, "KKTC Mali Yardım Tüzüğü'nü onaylamadı ama reddetmedi de... Kullanılmasını engellemeyeceğiz" gibi lastikli sözlerle yardımı alacaklarının sinyalini vermez mi?
Kavga buradan çıktı. Peki M. Ali Talat'ın Müsteşarı Raşit Pertev bu açıklamayı neye dayanarak yapmıştı? KKTC Cumhurbaşkanlığı açıkladı:
"Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Sn. Raşit Pertev, Cumhurbaşkanı'mız Sn. Mehmet Ali Talat'tan aldığı talimat üzerine, bu süreçte yoğun çaba ortaya koymuş, Başbakanı'mız Sn. Ferdi Sabit Soyer ve TC Dışişleri Bakanlığı ile sürekli olarak görüşmüş, gelişmeleri değerlendirmiştir...
Yani... Onursuz yardımın alınmasına bizim Dışişleri de yeşil ışık yakmış... Olacak iş mi?

Başbakan Erdoğan türban konusunda, "Zenci - beyaz ayrımı yapmak ayıptır" demiş.
Peki devlet kadrolarına adam alırken "AKP'li mi, değil mi" ayrımı yapmak nedir?
Haldun Ertem

Cherokee'nin sırrı
Prof. Tarık Altınok, "Katiyen fıkra değil, tamamen gerçektir" diye anlattı... Amerika'da Cherokee marka jipleri üreten firmaya doğal olarak dünyanın dört bir yanından araçlar hakkında eleştiriler, şikâyetler, öneriler geliyormuş. Dikkat etmişler. Türkiye'den hiç mesaj yok. Bunu çok ilginç bulup Türkiye'deki mümessillerine sebebini sormuşlar. Şu yanıtı almışlar:
- Türkiye'de bu araçlar, diğer ülkelerde olduğu gibi, dağda, bayırda, çamurda kullanılmaz. Bunlar şehir içinde binek aracı olarak kullanılır. O yüzden arıza yapmaz.

Kemal Abi kalsın
Kendini "Maydanoz Leyla" diye tanıtan hanım okurumuz zeki ve yerinde bir değerlendirme yapıyor:
"Kemal Unakıtan hiçbir yere gitmesin çünkü, bir: O görevde kaldığı sürece AKP'nin itibarı azalıyor ve maskesi düşüyor, iki: Sanki tek çürük elma Kemal Unakıtan'mış gibi, o gidince iktidar "Biz artık temizlendik, lekelerden arındık" havalarına girecek.
Acı gerçek: Unakıtan gitse de, kalsa da kendi ve ailesi kârda, devlet ve millet zararda!"

Efeliğin sınırı...
Wall Street Journal gazetesinden Robert Pollock, Başbakan Erdoğan'a soruyor:
- İran'ın nükleer programı sizi kaygılandırıyor mu?
- Neden korkalım ki, diyor Başbakan bu soruya karşılık, bildiğiniz gibi biz NATO'nun üyesiyiz. Uzun zaman Sovyetler Birliği ile komşuyduk. O günlerde korkmadık, şimdi neden korkalım?"
Pollock, Başbakan'ın bu sözlerle "Arkamızda siz varsınız" demek istediğini yazısına ekliyor.
Tabii Başbakan'ın sözleri başka anlamlar da içeriyor:
- Tek başımıza olsak korkardık... NATO desteği olmasa İran'la başa çıkamayız... gibi...
Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı'ndan beklenen sözler bunlar mıdır?
- Ordumuz güçlüdür... Geçmişimiz askeri zaferlerle doludur, bunu da en iyi komşularımız bilir, gibisinden sözler beklenmez mi bu ülkenin başbakanından?
Bu röportaj 18 Mart'ta yayımlanıyor. Başbakan aynı gün Çanakkale'de törenlere katılıyor. Atalarımızın kahramanlıklarını övüyor.
Dedelerimiz acaba arkalarında NATO olmadığı halde dünyanın en güçlü ordularını nasıl püskürttüler Çanakkale'den? Bu soru bazılarımızı herhalde uzuuuuun uzun düşündürmektedir.

Zenci ve beyaz
Bizim gazete konuşmayı "Başbakan'ın ağzından bal damladı" başlığıyla vermişti.
Fatih İlçe Kongresi'nde sonuna kadar açılmış bir hoparlöre var gücüyle bağırarak konuşuyordu Başbakan:
"Bir insanı eşinin başı örtülü diye layık olduğu yere getiremeyecek miyiz? Bu bir ayrımcılıktır. Bir zamanlar nasıl zenci beyaz ayrımını yapanlar bugün lanetle anılıyorsa, onlar da tarih önünde lanetle anılacaktır..."
Uğur Yılmazer bu mantığa katılanlara şu anımsatmayı yapıyor:
"Türbanlı doğulmaz ama zenci doğulur... Türban dinsel (bazen ideolojik) bir seçimdir, fakat zenciliği kimi zaman iktidara uyup kimi zaman ticarete uyup keyfinize göre üzerinizden söküp atamaz, sonra da tekrar zenciliğe bürünemezsiniz..."

m.asik@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Asker ve hukuk
ŞEMDİNLİ iddianamesine ilişkin Genelkurmay aç...
Melih AŞIK
Kıbrıs'ta kavga
Kıbrıs'ta büyük tartışma yaşanıyor... AB malu...
Fikret BİLA
Savcıyı etkileyen cemaat lideri kim?
Genelkurmay Başkanlığı, dün bir açıklama yapa...
Hasan CEMAL
Savaşa karşıydım ama...
Irak Savaşı üçüncü yılında. Irak ve savaş kon...
Güneri CIVAOĞLU
Clooney'i izlerken
Dünyada "ekonomik kıyamet" senaryoları yazılı...
Can Dündar
Terör neden birden patladı?
Komplo teorilerine pek inanmam; ama bazen siz...
Abbas GÜÇLÜ
Yeni üniversitelerin rektörlük sorunu
Zoraki kurulan 15 yeni üniversiteye yönelik r...
Hurşit GÜNEŞ
Tekstilin ardından turizm de mi sallanıyor?
Önceki hafta Başbakan Erdoğan'ı TOBB başkanlı...
Sami KOHEN
ABD ile stratejik farklılık
Beyaz Saray'ın geçen hafta yayımladığı 2006 U...
Derya SAZAK
Şemdinli'nin sonu
Genelkurmay Başkanlığı, Van Cumhuriyet Başsav...
Meral TAMER
Gül, nükleeri önce kendi öğrensin de...
AKP hükümetinin en yetkili 2. ağzı Dışişleri ...
Güngör URAS
Yıllardır petrol arıyoruz
Rafinerilerimizde yılda 26.5 milyon ton ham p...
Serpil YILMAZ
Toplumsal refaha ilk adım: Konut
Umutlu bir topluluk. Türkiye'nin "yıldız" ülk...
M. Ali BİRAND
Kafalar karışık, herkes bekliyor
Bugün Nevruz bayramı.

© 2006 Milliyet