|
 |
|
|
Şemdinli'nin sonu
Genelkurmay Başkanlığı, Van Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Şemdinli iddianamesiyle ilgili başvurusu üzerindeki incelemenin tamamlandığını, daha önce askeri yargıya intikal ettirilmiş olanlar hariç, "soruşturma açılmasına gerek olmadığına" karar verildiğini açıkladı. Böylece Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'la ilgili suçlamaların yargı yoluyla sonuca bağlanması yerine, "emir-komuta" geleneği ağır bastı ve Genelkurmay Adli Müşavirliği'nin Özkök Paşa'ya önermesi doğrultusunda Şemdinli soruşturmasının ordunun üst kademelerini hedef alması yolu kapatıldı.
Askeri yargının da olayı soruşturmasına karşın "rütbeler" açısından yargılama çıtasının astsubaylardan öteye geçemeyeceği belli olmuştur. Genelkurmay Başkanı Özkök de geçen hafta Harp Okulu'ndaki törende, bunun sinyalini vermişti. Dünkü açıklamada Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yıpratma ve "terörle mücadeledeki azim ve iradeyi" zayıflatma hedefine de vurgu yapılıyor.
Bu son derece ağır ithamla, Van Cumhuriyet Savcısı Fikret Sarıkaya özelinde "yargıyı yargılamak" gibi -Radikal İki- Mustafa Kutlu, yargıç, Konya Adliyesi- bir durum ortaya çıkmaktadır.
Genelkurmay, Büyükanıt Paşa'nın Diyarbakır'da görev yaptığı döneme ilişkin "hayali" iddiaların savcı tarafından iddianameye konulmasını "kasıtlı" ve "etik dışı" bulmaktadır. Eski ifadeler üzerine inşa edilen Büyükanıt bölümü Şemdinli'de "suçüstü" yakalanan sanıklarla zaten yeterince güçlü olan dosyayı tartışmalı hale getirmiştir. Şemdinli soruşturmasının bu şekilde gölgelenmesi ve Büyükanıt'ın ağustosta Genelkurmay Başkanlığı'na getirilecek olmasıyla ilişkilendirilen bu süreçte, TBMM Şemdinli Araştırma Komisyonu'nun AKP'li başkan ve üyesinin, "Kendi yapamadıklarını Savcı üzerinden gerçekleştirme" çabası da rol oynamıştır.
Van Savcısı, mahkemenin seyrine göre, ortaya çıkacak bilgi ve belgeler ışığında geçmişteki olaylarla son gelişmeleri ilişkilendirebilirdi. Genelkurmay'ın dünkü açıklamasından bu alanın "askeri yargı"ya havale edildiği anlaşılıyor.
Jandarmanın bölgedeki faaliyetlerini "istihbarat temini amacıyla yapılan bir görevlendirme" olarak tanımlayan ve Şemdinli'deki astsubayların savunmasına destek sayılabilecek sözler de dikkat çekicidir. Genelkurmay bu görevlendirme ile bölgedeki komutanlıklar arasında ilişki kurulamayacağı görüşünde. Bu saatten sonra Şemdinli davasından ne çıkar? Savcı bu kadar ağır itham karşısında, neredeyse "sanık" durumuna düştüğü iddianameyi nasıl mahkemeye sunacak?
Yargı bağımsızlığı açısından zor bir durum.
dsazak@milliyet.com.tr
|
|
|

|