|
 |
|
|
Planlar bozulunca
Böylesine müthiş bir mücadele sahada varken, tribünlerin bu kadar negatif yaklaşması inanılır gibi değil. Bizler değil miydik futbolun yokluğundan şikayet edenler. Peki o zaman bu halimiz ne? Bu kadar hırs ve kinin kime faydası olacak ? Üstelik karşı takımı yıpratma amacıyla yapılan bu hareketlerin kendi takımının üzerinde yaptığı olumsuzlukları insanlar nasıl görmezler. Bu takım desteklemek değil, futbola vurulan köstektir.
Keşke heyecan dozu en üst düzeyde, mücadelesi Avrupa standartlarında olan şu karşılaşmanın güzel futbol görüntüleri ile yazıya başlasaydık. Ama dönüp dolaşıp yine futbola gelmek zorundayız. Galatasaray, Kadıköy'de kazandığı avantajı kullanamadı. Oysa oyuna iyi başlamış, kontrolü eline iyi geçirmişti. Dakikalar ilerledikçe Fenerbahçe'nin baskıyı kabulleneceği ve hata yapmaya zorlanacağı açıkça belliydi. Ancak Tuncay'ın mükemmel golü Galatasaray'ın her türlü oyun planını alt üst etti. Ama bu golden önceki Galatasaray orta alanının ortadan kaybolması, savunmanın geriye çekilmesinin açılmasını da eklemek gerekir. Rakip oyuncu ne kadar usta olursa olsun büyük takımlar böyle golleri yememeli. İşte bir hata herşeyi değiştirdi. Galatasaray her türlü riski alarak saldırmak zorunda kaldı. Tabi bu durum Fenerbahçe ataklarının çok tehlikeli olmasına neden oldu. Böyle bir ortamda atarsın da, ama yersin de.
Yorgunluk bastı
Orhan Ak ve Ümit'in sakatlıkları Galatasaray için bir dezavantaj oldu. Çünkü Ümit orada savunmayı iyi karıştıran, gölgesi bile etkili olabilen oyuncuydu. Üstelik uzun boylu Fenerbahçe defansı içinde büyük tehlikeydi. Hakan girince de en çok Fenerbahçe savunması sevindi.
Galatasaray, Tuncay'ın golü yüzünden gücünü ekonomik harcayamadı. Çok enerji sarf etmek zorunda kaldı. Bu yüzden de savunma konsantrasyonunu kaybetti. Ayrıca maçın son anlarında yorgunluk iyice basınca kapanan Fenerbahçe savunmasını açamadılar. Çünkü ağır Fenerbahçe savunması, ancak enerjik bir futbolla çözebilirlerdi.
Hasan Şaş etkili bir oyuncu olmasına rağmen dün şova çıkmış gibiydi. Oysa takımının ona çok ihtiyacı vardı. Sahneye çıkması gereken anlarda çıkamadı. Takımının en önemli silahı olduğunu unuttu. Ancak Galatasaray'ın dünkü mücadele gücüne ve sonuna kadar asılması ve skor ne olursa olsun maçı bırakmaması takdir edilecek yöndü.
Gerets'in, İliç aşkı devam etti. Volkan'a yazık oldu. Volkan olsa dün Tuncay'ın golünü yemezlerdi. Bir de Aykut meselesi. Sayın Gerets bir daha tutamayacağı sözler vermemeli. Yoksa kendisi mahçup olur. Acaba bu durumun "Aykut sana güvenmiyorum. Kaleye Mondi geçecek" demekten başka açıklaması var mı?
h.ozer@milliyet.com.tr
|
|
|

|