Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 23 Mart 2006 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Irak yazıları (3)
Amerika çekip gitsin mi?


Bağdat'ta, "Irak içimde bir hüzün!" diye konuşmasına başlayan Iraklı öykü yazarı Hamit Muhtar'ı anımsıyorum.
2003'ün Kasım ayıydı.
Saddam yedi ay önce devrilmişti, Amerikan işgal kuvvetleri tarafından.
Bağdat'ta tesadüfen katıldığım Irak Edebiyatçılar Birliği'nin toplantısında bana, "Savaşa elbette karşıyım ama, Saddam'dan da savaşla kurtuldum" demişti Hamit Muhtar.
O toplantıda konuştuğum ozanların, yazarların hemen hepsi ilke olarak savaşa karşıydılar. Ancak Saddam'dan savaşla kurtulmuşlardı. Bunun altını da çiziyorlardı, çaresiz...
Evet, savaşa karşı olabilir, lanet edebilirsiniz. Birinci ve ikinci tezkerelere de karşı olabilirsiniz. Başkan Bush'un Irak'ta savaş tercihini ve yanlışlarını en ağır biçimde eleştirebilirsiniz.
Ama bugün Saddam keşke koltuğunda oturuyor olsaydı diyebilir misiniz?
Ben diyemiyorum.
Bugün gelinen noktaya bakarak, Amerika yarından tezi yok Irak'tan çekilmelidir diyebiliyor musunuz?
Olabilir.
Ben diyemiyorum.
Evet, Irak'ta kitle imha silahları çıkmadı. Saddam'ın El Kaide'yle herhangi bir bağı saptanmadı. Bu konularda Başkan Bush yönetimi dünya kamuoyunu yanılttı, aldattı.
En önemlisi, Irak'ta 80 bin sivil öldü. Irak'ta işkence evleri kuruldu. İnsanlık açısından kepaze sayfalar yazdı Amerikan işgal güçleri...
Oysa, başlangıçta Saddam'ın devrilmesi güç olmamıştı. Herşey üç haftada bitmişti.
Ancak, Saddam sonrasının Washington'da doğru dürüst planlanmadığı dört beş ay içinde anlaşıldı.
Yanlış üstüne yanlış yapıldı. Yağmalara izin verildi. Kimseler tutuklanmadı.
Baas Partisi'nin kapatılması ve Irak ordusunun lağvedilmesinde de ciddi yanlışlar yapıldı. Baaslı kim varsa tümünün tasfiyesi, yalnız rejimin değil devletin çöküşünü getirdi. Böylece, üç yıl sonra bugün hâlâ devam eden güvenlik sorunu patladı.
Irak ordusundaki 450 bin asker ellerinden silahları bile alınmadan kapının önüne konulunca, bir yanda işsizlik dalgası olağanüstü kabardı, öte yanda doğan devlet boşluğunda işgale karşı direniş gitgide güçlendi.
Baas Partisi ve ordusuyla ilgili bu yanlış adımlar kulağıma ilk kez Saddam'ın devrilmesinden üç hafta sonra, 2003'ün mayıs ayında Bağdat'a gittiğim zaman çalınmıştı.
Yağmalanmış Teknoloji Üniversitesi'nin bahçesinde bir profesör, Amerika'nın büyük yanlış yaptığını, tüm Baasçıları kapının önüne koyarak rejimle birlikte devleti de çökerttiğini, bunun Irak'ta her türlü sabotaja açık bir istikrarsızlık ortamı yaratacağını söylemişti.
Dediği çıktı.
Bu değerlendirmenin ne anlama geldiğini sonradan daha iyi anlamıştım. Çünkü 2003'ün mayısında son derece iyimser bir hava esiyordu Bağdat'ta. Bugün Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan Kürt lider Celal Talabani'yle Bağdat'ta görüşürken şöyle demişti:
"Savaş en çok üç hafta sürer demiştim. Savunma Bakanı Rumsfeld bile inanmamıştı. Bir tek Pentagon'un iki numarası, Paul Wolfowitz emindi sonuçtan..."
Ortalık durgundu o zaman.
Bağdat'ta görüştüğüm herkeste erken bir iyimserlik geçerliydi. İstikrar ve demokrasinin kapısı kısa sürede açılır diye düşünülüyordu. 2003 Mayıs tarihli Irak yazılarımı bugün yeniden okurken satırlarımın ihtiyatlı olduğunu gördüm. Ama ben de o tarihlerde esen iyimser havadan etkilenmiştim. Her şey olup bitiyor sanısı benim kafamda da tomurcuklanmıştı.
Bombalar patlamıyordu daha.
İntihar eylemleri başlamamıştı.
Başkan Bush, 2003 yılı mayıs ayının ilk haftasında bir Amerikan uçak gemisinde Irak'ta zaferini ilan ederken Amerikan kamuoyunda yüzde 80'e dayanan bir desteğe sahipti.
Irak'a ikinci kez 2003'ün kasım ayında gittim. Her şey değişmişti. İşgale karşı silahlı direniş başlamış, intihar eylemleri devreye girmişti. Amerikalılar Bağdat'ta yüksek duvarların arkasına çekilmeye başlamıştı.
Üç yılın sonunda bugünkü durum malum. Irak kan gölü! Başkan Bush'un Amerika'daki destek oranı yerlerde sürünüyor, yüzde 30'un altında... Hiçbir inandırıcılığı kalmış değil Amerikan yönetiminin...
Yine baştaki soru:
Amerika derhal çekip gitsin mi?
Bunu Irak'ta ne Kürtler, ne Şiilerin çoğunluğu, ne de aklı başında Sünniler istiyor.
Çünkü Amerika'nın yarından tezi yok çekip gitmesi Irak'ın bin beter olmasına, bölünmesine, bir terör üssü haline gelmesine yol açar. Şiddet ve terörü siyaset aracı bellemiş olan radikal İslamcı Bin Ladin-Zerkavi takımını zil takıp oynatır. Bütün Ortadoğu dalga dalga daha beter istikrarsızlaşır.
Evet, Amerika'nın Irak'tan çıkış stratejisini daha fazla yanlışa düşmeksizin ve dıştan, uluslararası toplumdan uyarılara da kulak vererek şimdiden oluşturması lazım.
Ancak, başarısızlık Irak'ta alternatif değil, olmamalı da. Anti-Amerikanizm de çare değil. Irak'ta bugün için olması gereken tek alternatif, ülkede istikrar ve normalleşme kapısının açılması için öncelikle Şii-Kürt-Sünni üçlüsünün daha fazla gecikmeden ulusal birlik hükümeti üzerinde anlaşmalarıdır.
Olabilecek mi?
Irak yazılarının dördüncüsü yarın.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Gökalp 130 yaşında
BUGÜN Ziya Gökalp'in doğumunun 130. yıldönümü...
Çetin ALTAN
Sabun gibi erimek, yahut erimemek...
Sultan Deli İbrahim'in oğlu Padişah II. Ahmet...
Melih AŞIK
Kayıp tabanca...
Tekirdağ'da fabrika işleten Doğulu işadamı, Ç...
Fikret BİLA
Baykal: Başbakan atamaları klan anlayışıyla yapıyor
Merkez Bankası Başkanlığı'na yapılacak atamay...
Hasan CEMAL
Amerika çekip gitsin mi?
Bağdat'ta, "Irak içimde bir hüzün!" diye konu...
Yılmaz ÇETİNER
Bugün kavganın zamanı değil!
Başbakan Erdoğan yabancı diyarlarda vücut dil...
Güneri CIVAOĞLU
Oyun değil
Merkez Bankası Başkanı "Matruşka bebekleri" s...
Can Dündar
Rahatsız
Bayıldım bu ifadeye:
Hurşit GÜNEŞ
Merkez Bankası keşmekeşi
Haftalardır Merkez Bankası'nın (MB) başına ki...
Doğan HEPER
Önce PKK, artık bölünme
İMKÂNI olanlar açıklamalı. Mesela ben; "Türki...
Semih İDİZ
Türkiye'nin sessizce aldığı Kıbrıs kararı
Kıbrıs konusu medyamızın üzerinde durduğu kon...
Sami KOHEN
Çin işi, Rus işi!..
SOĞUK Savaş yıllarında SSCB ile Çin Halk Cumh...
Hasan PULUR
Hukuk, siyaset ve basında geçen 50 yıl...
NİHAT Türel hukuk doktorudur, avukattır, yaza...
Derya SAZAK
Merkez'in krizi
İyi giden işlere takoz koymakta üstümüze yokt...
Meral TAMER
Nükleer, enerji verimliliğini engelleyebilir
İngiltere'de bizzat Başbakan Tony Blair taraf...
Yaman TÖRÜNER
Merkez Bankası'yla kim oynuyor?
Merkez Bankası'yla kimin oynadığını anlayabil...
Güngör URAS
Konut balonunda büyüme durdu
Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de de konut...
Serpil YILMAZ
TGRT'nin satışı frekans ihalesine takıldı
Geçen temmuz ayında Kamera Reklam'ın yüzde 60...
M. Ali BİRAND
Yeni bir dönem mi başlıyor?
Bu yıl Nevruz, eskilerine oranla farklı geçt...

© 2006 Milliyet