|
Bugün kavganın zamanı değil!
Başbakan Erdoğan yabancı diyarlarda vücut dilini konuşturmakla ün yapmıştı! Şimdi ise kürsülerde dili öyle sert öyle kavgacı ki, içeride de vücut dilini kullanmasa diyeceği geliyor insanın!
Basına, siyasi rakiplerine karşı çok ağır sözler söylüyor. Çoğu yenir yutulur cinsten değil. Halbuki bir başbakan daha hoşgörülü, daha rahat olmalı. Hele partisi iktidara büyük bir çoğunlukla sahipse.
Sanırım Tayyip Bey'in biraz da mizacı böyle. Ama artık Başbakan geçmişi aşmalı... futbol maçlarını, antrenmanları, kampları ve hatta belediye başkanlığının dar çerçevesini unutmalı! Göreve talip oldu ve bugün Türkiye'yi yönetiyor, sorumluluk onda!
Başbakan çok sert, çok acımasız da, muhalefet insaflı mı? CHP ile DP'li siyasilerin 1950-60 arası böylesine ağır kelimeler kullandıklarını pek hatırlamıyorum. Deniz Baykal reytingini böyle ağır sözlerle tutturuyor anlaşılan. Bu kızışma ayrıca halkın hoşuna gidiyor. (Horoz dövüştürür gibi).
Baykal karşısındaki iktidarı küçük görüyor, deneyimsiz, acemi görüyor. Haksız da değil hani! Ama yine de bas bas bağırmanın yararı yok! Çalışma ister, belge ister. O bakımdan olaylar muhalefetin aleyhine gelişiyor.
TSK'ya komplo mu?
İşte sonuncusu. Van Savcısı ve Şemdinli olayları. Eğer, Tayyip Erdoğan'ın ileriyi görebilen, particilik duygularına yenilmeyen danışman arkadaşları olsaydı, Van Savcısı, hadi Rektör Yücel Aşkın'ı arenaya attı diyelim, Kara Kuvvetleri Komutanı Büyükanıt Paşa'yı ve TSK'nın diğer görevlilerini karakuşi bir hükümle suçlayabilir miydi? Dur bakalım, derlerdi adama. Çizmeyi aşma, derlerdi.
Vatandaşın güvenini sağlayan, zorlanan sınırlarımızı, toprak bütünlüğümüzü koruyan TSK'ya böyle bir komployu hazırlamak büyük çapta iç ve dış organizasyon olabilir.
Görev yapmak güç!
Doğu, Güneydoğu yörelerimiz kaynıyor fokur fokur. İçeriden, dışarıdan ateşe bezin döküyorlar. On binlerce askerimiz var oralarda.
Kendi öz topraklarımızda yaşayan milyonlarca vatandaşımız. Görev yapan yargıçlar, savcılar, avukatlar, doktorlar, mühendisler ve binlerce bürokrat ve işçi... Güvenlik güçleri polisler.
Yalnız o yöreden ülkemize giren kaçak petrolün yıllık 2.5 milyar doları geçtiği söyleniyor. Diğer kaçak malların giriş noktaları da genellikle oralarıdır. Yani ortada 8-10 milyar dolarlık rant var. Türkiye sömürülüyor!
Yine uzmanların söyledikleri, Güneydoğu'da hâkim olan güç PKK'dan daha çok, aşiret reisleridir. Londra, Paris, İstanbul ve Van, Şemdinli.
Böyle bir ortamda görev yapmak çok güç. Herkesten de kelle koltukta kahramanlık beklenemez.
İç politikada huzur
Bugüne kadar başımıza ne geldiyse siyasi partilerin aralarında müşterek bir çizgide anlaşamamalarından geldi. Şimdi içeriden, dışarıdan zorlanıyoruz. Sevr'i hortlatmak istiyorlar. İktidar ile muhalefetin özellikle Van ve Şemdinli konularında müşterek bir anlaşmaya varamamaları düşmana karşı bizi zayıflatıyor.
Başbakanımız Doğu sorunları halledilene kadar, bıraksın her taşın altından çıkan türbanı, imam hatibi ve diğer takıntılarını da, Türkiye de rahat, huzurlu bir ortamın içine girmesini beklesin.
Türkiye'nin bütünlüğü mü, demokrasi mi, yoksa türban mı?
|
|