|
 |
|
|
Toplumsal çıkarlar ve politika
Sözün Ötesi / Mustafa Tanyeri
Son yıllarda sıkça duyduğumuz sözlerden biri olan yönetişim kavramı gündelik yaşamımıza her yönden girmeye başladı. Bu sistemde yöneten ve yönetilen arasındaki iletişim kanallarının sonuna kadar açık olduğu bir ortamda, en kritik kararlardan en rutin kararlara kadar uzanan bir yelpazede bilgi, deneyim paylaşımı kesintisiz sürüyor.
Toplumsal çıkar anlayışı güdümlü veya politik tercihlere bulaşmış bireysel çıkarlar düzleminden sıyrılıp gerçek ihtiyaçların analizine ve samimi danışma ilişkisine dönüşüyor.
Bir bakıma müşteriyi mutlak olarak tatmin etme anlayışı siyasete ve kamu yönetimine hakim oluyor.
Bu sessiz bir devrim.
Ancak, sancılı bir süreç.
Çünkü, sivil toplum bilincinin henüz tam olarak yerleşmediği toplumlarda kimi muhatap alacaksınız.
* * *
Geniş halk kitlelerinin örgütlenme düzeyi yeterli olmadığından kent yönetimlerinden başlayarak sivil toplumu temsil görevi belirli odakların elinde kalıyor.
Bu durumda, rasyonel aklın yerini siyaset ve dar kalıplar içinde kalan eleştirel yaklaşımlar aldığından uzlaşma ve ortak akıl yerine çatışma ve sürekli başarısızlıklar ortaya çıkıyor.
Ve sonunda da karşımızda populizmin kıskacına düşmüş kent ve ülke yöneticileri.
* * *
Makro boyutta bilgi toplumuna giden yolda ihtiyacımız olan örgütlü toplumu ıskaladıkça gerçek anlamda iyi bir yönetişim süreci oluşturmak da zorlaşıyor.
Çünkü bu yapının temel taşı niteliğindeki bilgi, kıt bulunan ve paylaşımından sakınılan bir faktör olarak değerlendiriliyor.
Oysa Türkiye'ye, açık bir bilgi toplumu olma yolunda sosyal gelişme ve bütünleşmenin sağlanması, sürdürülebilir gelişme, demokrasi, katılımcılık, gönüllülük esasına dayalı bir toplumsal proje gerekiyor.
Toplumsal hoşgörü, güven ortamının oluşturulması bireyler arasında ortak paydalarda birleşme, siyasal yaklaşım yerine ekonomik ve kültürel yaklaşımların ön planda tutulduğu bir vatandaşlık kültürü sağlanmalıdır.
Bilginin yayılımının önündeki tüm engellerin kaldırılması, saydam bir kamu yönetimi ve hesap verebilirlik bu süreçte olmazsa olmazlar arasındadır.
* * *
Türkiye bu açmazlarının sancısını üç çeyrek yüzyıldır yaşıyor.
Ülkeyi yönetenler toplum çıkarı gibi kulağa hoş gelen bir maskenin arkasına gizlenerek politika yapageldiler.
Bugün de aynı vurdumduymazlık ile toplumun gerçekte ne istediği değil siyasi anlamda kafalarda yaşatılan özlemlerle halkın üzerine bir deli gömleği giydirilmeye çalışılıyor.
Türkiye reddettikçe yeni yöntemler deneniyor.
Bu arada bazı kurumlar kimlikler ve kişilikler yıpratılmaya çalışılıyor.
Unutulan bir gerçek var ki o da şudur.
Demokrasilerde ve devlet sisteminde her kurumun vazgeçilmez bir işlevi vardır ve günü geldiğinde o kurum veya mekanizma herkese lazımdır.
Aynen hukukun bir gün herkese lazım olabileceği gibi.
Hedefe giden yolda her yol mübahtır anlayışı bir süre sonra geri teper ve yerle bir ettiğiniz o kurumlara muhtaç olursunuz.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|