|
 |
|
|
Formülü yine Florya buldu
Galatasaraylılar'ın kafası karma karışıktı.
Futbol takımlarının Fenerbahçe'yi yenmesini tabii istiyorlardı.
Ama turu geçmesini istemiyorlardı.
Tabii bence.
Hafta sonu kongre vardı.
Yine bu yönetime ve başkanına yarayacaktı yarı finale çıkmaları.
Florya'dakilerin sırtına çıkmış gidiyordu aylardır tüm yönetim ve başkanı.
Florya yönetiyordu aylardır Galatasaray'ı.
"Aralarında bir başkan adayı bile çıkartabilirler bu kongrede" demiştim ben de.
Ve kazanırlar...
Evet Galatasaraylılar'ın kafası karma karışıktı.
Formülü de yine Florya'dakiler buldu.
Hem Fenerbahçe'yi yendiler.
Hem de elendiler.
Size belki tuhaf gelecek ama, maç sonrası iki kere mutluydu sanki Galatasaray tribünleri.
Tabii yine bence.
Ve...
Kader deyip geçme.
Hafta sonu Galatasaray başkanının kaderi onlarca hafta sonu kendi kaderlerine terk ettiği Florya'dakilerin elinde.
Ne diyelim.
Kadere bak.
Ya da kadersizliğe.
* * *
Telegol'e dönelim.
Geçen haftaya.
Özhan Canaydın'lı haftaya.
Telegol'ün her haftaki dinamizmini bile yok etti Galatasaray'ın başkanı.
Telegol son haftalardaki en düşük reytingini aldı.
Galatasaray başkanını rakipleri zaten seyretmiyorlardı.
Artık Galatasaraylılar da seyretmiyor.
Kimse seyretmiyor.
Reyting ustası Serhat ve arkadaşları kendi aralarında konuşsalar, hatta program boyunca hiç konuşmadan koltuklarında otursalardı her zamanki seyredilme oranına ulaşırlardı.
* * *
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, deve tellal iken, pire bakkal iken, ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken, Galatasaray başkanları televizyon kanallarına çıkmak istediklerinde onlara özel saatler ve programlar ayarlanırdı.
Galatasaray başkanları tek çıkarlardı ekrana.
Ve ilgiyle izlenirlerdi.
Şimdilerde Galatasaray başkanı gece yarılarında evlerimize konuk oluyor, hiçbirimizin umurunda olmuyor, istifimizi bile bozmuyoruz.
ATV'nin Santra'sında da Galatasaray Başkanı'nın durumu farklı değildi.
O'nun adına üzüldüm.
O'nun gibi kendi iş çevresinde, dostları arasında ve kendi dünyasında saygın birini bu duruma düşüren şartlara "lanet olsun" dedim.
Bizim Ercan Güven'le bağlayalım.
Cuk oturtmuş yine dünkü yazısında:
"İki haftada dört kanal gezip, ekranda dört yılda kaldığından fazla 'duran' Galatasaray Başkanı, kimbilir kimin aklından çıkan bu 'halkla ilişkiler' projesiyle seçilme şansını ne kadar artırdı bilemem. Ama benim gözümde en önemli özelliği olan saygınlığını epeyce yıprattı, başka bir kozu olmadığı halde."
Bilhassa Ercan'la bağladım.
Artık akıllandım.
Onlar nasıl olsa bir şekilde anlaşırlar.
Bana ne.
Melez kız, İpek, Deda ve Hayat
O dünlerin birinde Roma'daki melez sevgilim "Sana deli gibi aşığım" demişti.
"Senin gibi birini bir daha kolay kolay yakalayamam, seni kaybetmemeliyim."
Aradan iki veya üç gün ya geçti ya geçmedi.
Onu aradım.
Açmadı.
Bi daha aradım.
Yine açmadı.
Bütün gün ulaşamadım.
Sonra o aradı.
Sordum.
-N'oldu?
-Bişey olmadı.
-Bişey mi var?
-Bişey yok.
-Bi tuhafsın.
-Sana öyle geliyor.
Uzatmayalım.
Bir çocuk görmüştü, etkilenmişti. "Hata yapacağımın farkındayım" dedi. "Ama, bu yaşta hata yapmazsam, ne zaman yapacağım."
Sonrasını boşverin.
Önemli de değil.
* * *
Hayatımda hata yapmaktan hiç korkmadım ve hata yapmayacak kadar zavallı hiç olmadım.
Evet hata önce bana mahsus.
Sonra hepimize.
Yaşayan herkese.
Hayatın içinde olan herkese.
Tabii hakemlere de.
Önünde arkasında binlerce azgın ve şuurunu kaybetmiş fanatik...
Sağında solunda onlarca provakatif yöneticinin baskısı...
Medyası, politikacısı, şusu busu.
Bu şartlarda hata olmaz mı?
Olur...
Hem de babası olur.
İşte Ankara'daki Cem Deda.
İşte İstanbul'daki Zafer Önder İpek.
Hata yapmaları değil takıldığım.
Pozisyonları görmemeleri de değil.
Herkesin gördüğünü bir tek onların görmemesi de değil.
Hata yaptıklarını kabul etmemeleri asabımızı bozuyor.
Mikrofonlara "Gördüğümüzü çaldık" demeleri ve "Teknik konularda konuşmak istemiyoruz" diye ilave etmeleri.
Sanki dalgalarını geçiyorlar.
Sanki kafa buluyorlar.
Açık açık, hatta açık saçık.
Biz de onlarla teknik konular haricinde konuşmak istemiyoruz.
Kardeşimiz, dayımızın mayımızın oğlu, kuzenimiz, bilmem nemiz değiller ki!
Ne konuşacağız onlarla.
Maçın hakemi onlar.
Ve biz onlarla hakemlikleri hakkında konuşmak istiyoruz.
Çıkıp hata yaptık deseler, görmedik, göremedik, keşke görseydik veya üzgünüz filan falan.
Gıkımız çıkmayacak.
Ama.
İşte Cem Deda...
Atılan beş golün ikisi her türlü tartışmaya açık, iki kırmızı kartı vermemiş.
Hâlâ "Gönlüm çok rahat, huzur içinde evime gidiyorum." diyebiliyor.
Herkesin huzurunu kaçırdıktan sonra.
İşte Önder İpek üç tane gole giden atağı ofsaytla kesmiş.
Herkesin gördüğü penaltıyı görmemiş.
Oyuncu bile itiraf etmiş.
Ve hâlâ "Gördüğümüzü çaldık" diyebiliyor.
Ve bu kadar hata bir sezonda değil iki 90'da oluyor.
Onların bu kadar vurdum duymaz olması dengelerimizi bozuyor.
Söyleyecekleri tek bir cümle var oysa;
Hem kendilerini kurtaracak, hem MHK'yi hem de hepimizi.
"Hata yaptım"...
Hiçbirimizin gıkı da çıkmayacak.
Ama bu cümle seminerlerde öğretilmiyor, kitaplarda yazmıyor, üniversitelerde okutulmuyor.
Hayat öğretiyor insana.
* * *
Hayatla alakaları yoksa,
Hayat bilgileri yoksa.
Hayatın dışında kalıyorlar işte birdenbire.
Romalı küçük melez kız kadar bile olamıyorlar.
Vakit, Sami Özey ve haydaaaa!
Sami Bey Vakit'te, "Bilgin Gökberk, TRT'ye AKP milletvekili Egemen Bağış'ın torpiliyle yorumcu olmuş" diye yazmıştı.
Ve ilave etmişti.
"Şu kadar da para alıyormuş, yazık günah değil mi bu ülkenin parasına" filan falan.
Haydaaaa...
Evet haydaaaa...
Telefonunu bulup mecburen aradım Sami Bey'i.
"Egemen Bey'i tanımıyorum, söylediğiniz rakam da doğru değil" dedim.
Vakit'teki köşesinde bu hafta düzeltmiş.
Teşekkür ediyorum.
Hayret valla.
Evet hayret valla.
Sayın milletvekilinin ismini bile veriyor Sami Bey.
Pes valla.
Evet pes valla.
Neredeyse ben bile inanacaktım Egemen Bey'den torpilli olduğuma.
Ve sayın milletvekilini arayacaktım teşekkür etmek için.
Keşke yazmadan açıp sorsaydı.
Hem kendi yanılmazdı.
Hem de okuyucularını yanıltmazdı.
TRT, STADYUM VE BİZ
Pazar gününün 100 programı içerisinde hem AB grubunda hem de genelde yine birinci oldu "Stadyum".
Son dört haftada üç birincilik.
Bir kez daha teşekkür ediyorum sizlere.
Stadyum adına,
TRT Spor adına,
TRT adına,
Ve kendi adıma.
İyi ki varsınız.
Bize müthiş moral veriyorsunuz.
BİR SERİ İLAN
Pazarları TRT / Pazartesileri Lig TV / Pazartesi ve çarşambaları Radyo Spor / Cumaları Milliyet.
Başka şubem yoktur.
bilgingokberk@mail.com
|
|
|

|