Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 24 Mart 2006 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Irak yazıları (4)
Barış ama nasıl?


Dünkü yazımı, "Irak'ta başarısızlık alternatif değil" diye noktalamıştım. Bugüne kadar olan biten başarı değil, başarısızlıktı çünkü. Peki, Irak'ta bundan sonra başarının ölçüsü ne olacaktı?
Başkan Bush yönetimi, Irak'ta savaş için düğmeye basarken Saddam sonrası hedeflerini şöyle özetlemişti:
Laik bir demokrasi... Bölünmemiş bir Irak... Direnişin ezilmesiyle birlikte istikrarlı bir rejimin bekçisi olacak ulusal Irak ordusu... Ve Arap dünyasına demokrasi ve özgürlük
Aradan geçen üç yılın sonunda Irak, bu hedeflerin hiçbirine yakın durmuyor.
Evet, seçimler yapıldı.
Ama laik güçler değil, İslamcılar çıktı seçim sandığından. Laikliği daha çok Kürtler temsil eder durumda.
Sandıkta radikal İslamcılar güç kazanmaya başladığından beri de Başkan Bush'un Arap dünyasında demokrasi fikriyle arasına belli bir mesafe koymaya başladığı dikkat çekiyor.
Ulusal nitelik taşıyan bir Irak ordusuna gelince, bu da şimdilik bir hayal. Ne Şiiler, ne Kürtler, ne de Sünniler kendi silahlı güçlerinden vazgeçecek gibi değiller. Ayrıca polis daha çok Şiilerin, ordu da Kürt peşmergelerin denetiminde...
Iraklılık yok, Şiilik, Kürtlük, Sünnilik, Türkmenlik var. Seçimler bu gerçeği bir kez daha gözler önüne serdi. Oylar dinsel, mezhepsel ve etnik kaygılarla kullanıldı. Saddam'ın Sünni diktası ile su yüzüne vurmuş olan Iraklılığın yapaylığı ya da zorlama tarafı ortaya çıktı.
Irak'ın birlik ve bütünlüğü halen Kaf Dağı'nın arkasında. Güney'de Şiilerin, Kuzey'de Kürtlerin ülkede yönetim ya da iktidarı Bağdat'la paylaşma gibi bir niyetleri kesinlikle yok. Sünniler ise iktidar oyununda daha çok pay istiyorlar.
Kan da bu yüzden akıyor.
Irak'taki Şii-Sünni çatışması eğer tümüyle kontrolden çıkarsa, bugünkü düşük yoğunluklu iç savaş tamamen bir iç savaş rayına oturursa, o zaman Ortadoğu'nun tam kalbindeki bu Şii-Sünni boğazlaşması Irak'la birlikte bütün bölgeyi de kana bulayabilir.
Bu nedenle, Irak'taki siyasal iktidarı paylaşım savaşında bugün bir denge sağlanması çok önemli, hatta hayati...
Ama çok da zor bir iş.
Şiiler ile Sünniler arasında keşke böyle bir denge tutturulabilse. Böylece Irak'ta ulusal birlik hükümeti kurulabilecek ve ülkede göreceli bir normalleşmenin kapısı açılabilecek.
Tabii, böyle bir hükümet kurulsa bile sonrası nasıl gelir, bu da henüz bilinmiyor.
Sorular o kadar çok ki.
Belki Irak'ı sonunda 'iç savaş'tan ve üç parçaya bölünmekten kurtaracak, kurtarabilecek tek formül, son derece gevşek bir federasyonun işlemeye başlaması... Bağdat'ta Kürt lider Talabani'yle 2003'ün mayıs ayında yaptığım sohbette bana hep aynı şeyi tekrarlamıştı:
"Irak, İngilizlerin eliyle kurulmuş zoraki bir devlet. Bölünmesi mukadder. Bundan kurtuluşun tek yolu, belki de, zayıf merkezi idareye dayanan gevşek bir federasyondan geçiyor."
Henüz bu da işlemiyor.
Irak'ta güvenlik durumu malum. Elektrik, su gibi temel hizmetler üç yıldır doğru dürüst çalışmıyor. Altyapı yatırımları başlayabilmiş değil. Petrol üretimi savaş öncesi düzeye daha çıkamadı.
Kısacası:
Hangi pencereden baksanız, durum vahim. Ama bu durum daha kötüye gidebilir. Belki de bu ihtimaldir, Şiiler ile Sünniler arasındaki iktidar paylaşımını bir uzlaşma noktasına getirebilecek olan. Keşke... Ama tünelin ucunda bir ışık hâlâ gözükmüyor.
Kant haklı çıkabilir!
Büyük filozof, kalıcı barışın er geç insanlığın kapısını çalacağına inanırmış. Bunu kaçınılmaz görür, ancak eklermiş:
"Ebedi barış, ya aklın yolunda birleşerek gelecek ya da çok büyük felaketlerin sonunda kapıyı çalacak."
Hangisi?..
Irak yazılarının beşincisi yarın.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Özel öğretim ve CHP
17 MART günkü yazımda özel öğretimin destekle...
Çetin ALTAN
Bir 'Matrakoloji' enstitüsü açılsa...
Galatasaray-Fener maçında, gözlerim TV ekranı...
Melih AŞIK
Mayınlı konumuz
Konu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı...
Fikret BİLA
Org. Özkök'ten nankör evlat dersi
Genelkurmay Başkanlığı'nın düzenlediği, "Küre...
Hasan CEMAL
Barış ama nasıl?
Dünkü yazımı, "Irak'ta başarısızlık alternati...
Güneri CIVAOĞLU
Lisede olay var
OKULLARDA "varoluş, din bilgileri, başörtüsü,...
Abbas GÜÇLÜ
Yeni vakıf üniversiteleri?..
15 yeni devlet üniversitesinin yanı sıra 10'a...
Hurşit GÜNEŞ
Kur ne zaman yükselecek?
Döviz kurunda bir kaç gündür bir oynaklık göz...
Sami KOHEN
Terörden barışa geçiş...
Beyaz maskeli, siyah bereli üç ETA militanını...
Metin MÜNİR
Merkez'den Çankaya'ya giden yolda gözyaşı var
Merkez Bankası'na kimin başkan olacağı, cumhu...
Faik ÖZTRAK
Yitirilen fırsat penceresi
2005 yılının son üç aylık dönemindeki imalat ...
Hasan PULUR
Ters adamın işi ters gider!
TERS adamın işi ters gider, aksi adamın işi a...
Derya SAZAK
Komisyonun rolü
TBMM Şemdinli komisyonuna verdiği ifadede, "H...
Meral TAMER
Başbakan'ı İSO'da görmeliydiniz
İstanbul Sanayi Odası'nın Odakule'deki çilekl...
Ece TEMELKURAN
Yalnızlık mavisi
Er ya da geç, ama mutlaka bir gün ya da zalim...
Güngör URAS
İran zenginleştirme, Türkiye santral peşinde
Ayşe Hanım Teyzem sordu: "Batı dünyası, 'İran...
M. Ali BİRAND
Silah bırakma sırası PKK'ye geldi...
PKK dünyadaki gelişmeleri izliyor mu bilemiyo...

© 2006 Milliyet