|
Irak yazıları (5)
Asker çizmesiyle demokrasi!
Irak'ta savaş başlamış, Saddam rejimi devrilmek üzereydi. 2003'ün nisan ayı başları. Bir haber okumuştum. Washington'da neo-con'lardan biri, Napolyon'un bir sözünü hatırlatmış:
"Unutmayın, Avrupa'nın öteki ülkelerine eşitlik, özgürlük, kardeşlik, yani Fransız İhtilali asker çizmelerinin içinde geldi."
2 Nisan 2003'de Napolyon'un bu sözünü aktaran bir yazı yazmıştım.
Bazı bölümleri şöyleydi:
"Napolyon böyle demiş... Irak'ta da benzeri mi olacak? Başkan Bush'un beklentisi bu. Ne kadar mümkün? Başkan Bush yönetiminin demokrasi söylemi, Mısır Cumhurbaşkanı Mübarek'in tepesini arttırıyor.
Şöyle yakınmış:
'Siz Amerikalılar Ortadoğu'da demokrasiden söz ettiğinizde, seçim sandığından neyin çıkacağını sanıyorsunuz ki? Demokratlar mı kazanacak? Hayır efendim. Seçimleri kazanacak olanlar, Müslüman Kardeşler'in piyonlarıdır. Kahire'de, Amman'da, Riyad ya da Filistin'de seçimi onlar kazanır, başkası değil.'(Washington Post, 23 Mart 03)
Mübarek böyle diyor ama, Başkan Bush yönetiminin Wolfowitz gibi ideolojik önderleri farklı görüşte. Onlar, Napolyon gibi düşünüyorlar. Irak'tan başlayarak bütün Ortadoğu'ya güç kullanılarak özgürlük geleceğine inanıyorlar. Wolfowizt bu açıdan Irak'ın ilk adım olduğunu söylüyor.
Bu kadar kolay mı, sanmıyorum.
Bu kadar büyük acıların üstüne, demokrasi düşüncesiyle hiç tanışmamış bir Arap ülkesinde, üstelik işgalci, kan dökmüş yabancı bir güç eliyle demokrasi inşa etmek...
Fazla iddialı bir hedef.
Cezayir'i anımsayın.
Orada işgalci de yoktu. Otoriter tek parti yönetimi, 1990'ların başında kendi eliyle meydanlara koyduğu seçim sandıklarından radikal İslamcılar çıkınca, çark etmiş, sonucu tanımamış, bunun üzerine ülke kanlı bir iç savaşın içine yuvarlanmıştı.
Irak'ta da böyle ihtimaller var. Nüfusun çoğunluğunu oluşturan Şiiler, radikal dinci bir söylemle seçimleri kazanabilirler. Şii, Sünni, Arap, Kürt derken ülke bir anda büyük bir kargaşaya yuvarlanabilir. Demokrasi derken Lübnanlaşma sürecinin içinde bulabilir kendini Irak.
Hepsi mümkün.
Askeri zafer fazla gecikmeden gelse bile, bütün bunlar talihsiz Irak'ın kapısını çalabilir. Kaldı ki savaşın çabuk bitmeyeceği, Irak topraklarının kan ve trajediye o kadar çabuk doymayacağı anlaşılıyor. Ne yazık!" (HC, Milliyet, 2 Nisan 03)
Üç yıl önceki yazım böyleydi.
Demokrasi ihraç edilemiyor!
Zaman alıyor demokrasi. Belli koşullar bir araya gelmeden yaptım demekle olmuyor. Bazen dökülen kan ve gözyaşıyla çekilen acılar, demokrasiye giden yolda ödenen bedelleri oluşturabiliyor.
Keşke Irak'ta da böyle olsa. Yani hiç olmazsa sonu iyi gelebilse...
Ama garantisi yok!
Üç yıl sonra Irak'ta hâlâ yanıtlar değil, soru ve sorunlar fena halde ağır basıyor.
* * *
Türkiye'nin Irak'a bakışı...
Bu konuda üç yıl önce, 12 Nisan 03'de bu köşede çıkan yazım, "Kürtlerle, Amerika'yla, Avrupa'yla çatışmak mı?" başlığını taşıyor.
Son bölümü şöyle:
"Türkiye ne yapmalı?
Bu soruyu 'Ne yapmamalı?' diye değiştirmek de mümkün.
Satır başlarıyla özeti:
(1)Türkiye, Kuzey Irak'ta Amerika'yla çatışma durumuna gelmekten özenle kaçınmalı.(2)Türkiye, Irak Kürtleriyle çatışmamalı. (3)Çünkü Türkiye, bu iki noktada gerekli özeni göstermezse, bir yandan kendi Kürt vatandaşlarını rahatsız eder, öte yandan Avrupa Birliği'yle karşı karşıya gelir.
Bu üç nokta önemli.
Türkiye'nin Irak yüzünden Irak Kürtleriyle, Amerika ve Avrupa'yla çatışmasında hiçbir çıkar yoktur."
Üç yıl önceki bu yazıma bugün de ekleyeceğim birşey yok.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|